YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/28128
KARAR NO : 2017/8416
KARAR TARİHİ : 22.06.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık …’un suç tarihinde ikametinde yapılan kontrollerde elektrik sayaç camını kanırtarak aralık içerisinden şerit parçaları sokmak ve sayacın Bakanlık mühürlerini kopartarak mühürleri normal pense ile sıkıştırarak kaçak elektrik kullandığı sanığın elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçunu işlediği iddiası ile hakkında kamu davası açıldığı, mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, sanığın TCK’nın 142/1-f ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edildiği, sanığın temyiz talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 6352 sayılı Yasa ile getirilen değişiklikler doğrultusunda dosyanın lehe yasa hükmünün uygulanması hususunda mahkemesine iade edildiği, sanığa katılan kurum zararının ödenmesi hususunda 6352 sayılı Yasa’nın geçici 2. maddesi uyarınca ödeme ihtarını içeren tebligat çıkarıldığı ve tebligatın usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, ayrıca sanık hakkında çıkan yakalama emrine istinaden talimat mahkemesinde savunması alınırken, katılan kurumun belirlediği zarar miktarının sanığa okunduğu ve sanığın ödeme gücü olmadığını beyan ettiği, bilirkişi raporunda hesaplanan vergisiz ve cezasız 75,79 TL’nin ödenmesi hususunda sanığa herhangi bir ödeme ihtarı yapılamadan, yapılan yargılama neticesinde sanığın TCK’nın 163/3 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, sanığın temyiz talebi üzerine, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 11.12.2014 tarih, 2014/21215 Esas ve 2014/31037 Karar sayılı bozma ilamı ile “ …. daha önce aynı suç tutanağına ilişkin olarak İbrahim Halil Tatlı hakkında yapılan yargılama sırasında keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmış olduğunun anlaşılması karşısında söz konusu dosyada bulunan keşif tutanağı ve bilirkişi raporunun onaylı örneklerinin dosya kapsamına alınması ve sanığa normal tarifeye göre hesaplanan, vergisiz ve cezasız kaçak kullanım bedelini içeren bilirkişi raporu okunarak anılan Kanun’un geçici 2. maddesi gereğince; sanığa makul bir süre verilip süresi içinde bilirkişi tarafından hesaplanan normal tarifeye göre vergisiz ve cezasız kaçak kullanım bedelinden doğan zararı giderdiği taktirde hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verileceği hususunda tebligat yapılarak ödeme yapılmaması halinde işin esasına girilerek sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi..” hususunda bozma kararı veridiği, anlaşılmıştır.
Bozma sonrası yapılan yargılamada mahkemesince,” … 5237 sayılı Yasa TCK’nın 4. maddesinde açıkça düzenlendiği üzere Ceza Kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz. Gerek 5237 sayılı Yasa gerek 5252 sayılı Yasa gerekse 5271 sayılı yasalar ile ceza mahkemelerine uzlaşma hükümleri ve ön ödemelik suçlar dışında sanıklara veya davanın taraflarına kanunla veya yönetmeliklerle yapılan düzenlemeleri bildirme, ihtarda bulunma ve tebliğ etme yükümlülüğü getirilmemiştir.Yasalarda aksine bir düzenleme yapılmadığı sürece böyle bir yükümlülük yorum yapmak sureti ile mahkemelere yükletilemez. Kanunlarca emredici bir usul hükmü bulunmamasına rağmen mahkeme kararının sırf bu nedenle bozulması açıkça kanuna aykırı olup, bozma ilamında belirtildiği şekilde bir tebliğin ve ihtaratın sanığa yapılması halinde dahi 6352 sayılı Yasa’nın geçici 2. maddesi hükmü kesin ve emredici bir düzenleme getirmiş olduğundan, ceza verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilemeyeceği zira kovuşturma aşamasındaki suçlar için yasanın yürürlük tarinden itibaren 6 aylık bir süre öngörüldüğü, (Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun ve doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi dolayısıyla bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hakkında hırsızlık suçundan dolayı kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin, bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz, verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar). Mahkememizce verilen kararın karar tarihi itibari ile 6 aylık sürenin dolduğu, sanığın bu süre içerisinde katılanın zararını karşılamadığı, 6 aylık süre geçtikten sanra sanık tarafından katılanın zararı giderilse dahi ancak TCK’nın 168/5. maddesi uyarınca cezadan indirim yapılabileceği, sürenin yasada açıkça sınırlandırılmış olması nedeniyle yoruma açık olmadığı ve içtihat yolu ile bu sürenin uzatılmasının mümkün olmadığı aksi bir uygulamanın yasakoyucu tarafından istenilmeyen ve öngörülmeyen bir durumun ortaya çıkmasına neden olacağı, bu nedenlerle bazma ilamına uyulmasının sanık lehine veya aleyhine bir değişiklik yapmayacağı..” gerekçesi ile direnme kararı verildiği anlaşımıştır.
Karşılıksız yararlanma suçundan sanık … hakkında yapılan duruşma sonunda; karşılıksız yararlanma suçundan mahkumiyetine ilişkin Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 24/09/2013 tarihli ek kararın sanığın temyizi üzerine, 8. Ceza Dairesinin 11/12/2014 gün, 2014/21215 Esas ve 2014/31037 Karar sayılı bozma ilamına karşı, mahkemesince direnme kararı verilmek suretiyle hüküm tesisi cihetine gidilmesi ve sanığın yeniden temyiz talebinde bulunması nedeniyle, gereği görüşülüp düşünüldü:
8.Ceza Dairesinin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/05/2015 gün, 2015/37 Esas ve 2015/234 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmemiş olduğundan, 8. Ceza Dairesinin 11/12/2014 gün, 2014/21215 Esas ve 2014/31037 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/05/2015 gün, 2015/37 Esas ve 2015/234 Karar sayılı direnme kararı incelemek üzere dosyanın 5271 sayılı CMK’nın 326/3. maddesi uyarınca Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 22.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.