YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1230
KARAR NO : 2015/8842
KARAR TARİHİ : 18.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı İdare vekili ile davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı İdare vekili, vergi mükellefi … hakkında 6183 Sayılı Kanun uyarınca talep yapıldığını, borçlunun amme alacağının tahsilini engellemek amacıyla taşınmazlarını davalı oğluna ve diğer davalıya satarak devir ettiğini, satışların kötüniyetli olduğunu ileri sürerek tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu vekili, satışların gerçek olduğunu, henüz kesinleşmiş bir vergi alacağının bulunmadığını, Danıştay’da devam eden vergi davalarının bulunduğunu, bu davalar İdare lehine sonuçlanmadan tasarrufun iptali davası açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı 3.kişiler vekili, satışların gerçek olduğunu, bedelleri ödenmek suretiyle satın alındığını, satış tarihlerinn 2007/2009 yılları arasında olup, davacı İdare alacağının mahkeme safhasında olduğunu ve henüz kesinleşmediğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davalı … hakkında 2007 yılında vergi incelemesi başlatıldığı, 2009 yılında incelemenin tamamlanarak vergi borcu ve cezaları nedeniyle işlem yapıldığı, borcun bir kısmının kesinleştiği, büyük bir kısmının henüz kesinleşmediği, kesinleşen miktar yönünden dava şartının gerçekleştiği, borçlunun davaya konu bir kısım taşınmazlardaki hissesini davalı …’ye sattığı tarih itibariyle henüz vergi incelemesinin dahi başlamadığı, satış bedeli ve tanık anlatımları dikkate alındığında satışın gerçek bir satış olduğu, muvazaalı işlem olmadığı, dava konusu bir kısım parsellerin ise halen borçlu adına kayıtlı olduğu, bir parselinde dava dışı bir kişi adına kayıtlı
olduğu, gerekçesiyle bu parseller yönünden davanın reddine, davalı …’a satılan taşınmaz yönünden ise baba-oğul olmaları nedeniyle bu parsele yönelik davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı İdare vekili ile davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı Hazine vekili ile davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, 6183 sayılı Kanundan kaynaklanan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bir kısım parseller yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bununla birlikte 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 168/2.maddesi uyarınca 6183 sayılı Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bu yön gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde nisbi avukatlık ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir. Ne varki, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı İdare vekili ile davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 5.bendindeki “2.400,00 TL nisbi” ibaresi ile 6.bendindeki “…15.586,40 TL nisbi” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerlerine “…1.320,00 TL maktu” ibaresinin ayrı ayrı yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 18.6.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.