YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/26423
KARAR NO : 2015/23318
KARAR TARİHİ : 25.11.2015
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin ekonomik kriz gerekçe göstererek işverence feshedildiğini, feshin haklı ve geçerli nedene dayanmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, iş sözleşmesinin “global krize bağlı olarak … dışı şubelerde iş hacminin genel olarak azalması ve mevcut iş yükünün karşılanması için mevcut olan personel sayısının azaltılması, … dışındaki şubelerde iki olan güvenlik görevlisi kadrolarının bir kişiye indirilmesi gerekliliği doğduğunu, banka Yönetim Kurulunun 11.07.2011 tarih ve 1129/01 sayılı kararı ile … dışındaki şubelerde iki kişi olan güvenlik görevlisi kadrolarının bir kişiye indirilmesine karar verildiği, bankacılığın diğer bölüm/birimleri için gerekli olan bilgi düzeyi ve deneyimleri dikkate alındığında, davacının bankanın diğer bölüm/birimlerinde uygun başka bir görev verilmesi de mümkün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, aksi yöndeki bilirkişi raporlarına itibar edilmeyerek Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2013/20289 E- 2013/18497K , ve 2013/1966 E -2013/3046 K sayılı dosyaları üzerinden verilen emsal kararlar doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, somut olayda davacının iş akdi “YK’nun 11.07.2011 tarihinde aldığı kararla … dışındaki şubelerde iki kişi olan güvenlik görevlisi kadrosunun bire düşürüldüğü, diğer bölüm ve birimler için gerekli olan bilgi düzeyi ve deneyim şartlarını taşımadığından davacıya başka bir görev verilmesinin de uygun olmadığı” gerekçesiyle İK 17-18 m.leri uyarına feshedilmiştir.
Mahkemece ilk olarak feshin geçersizliğine, davanın kabulüne karar verilmiş, karar Dairemizce “İşletmesel kararın … dışı şubelerde uygulanacağı belirtildiğinden davalı bankanın … dışında kaç şubesi olduğu, bu şubelerin hepsinde güvenlik görevlisi sayısı ile fesihten önce ve sonra alınan güvenlik görevlisi bulunup bulunmadığı, davalı bankanın davacının çalıştığı yerde kaç şubesinin olduğu ve bu şubelerdeki güvenlik görevlisi sayısı mahkemece araştırılmamış, bu şekli ile işletmesel kararın tutarlı, keyfilikten uzak uygulanıp uygulanmadığı ve feshin son çare olması ilkesi üzerinde yeterince durulmamıştır.
Bu kapsamda dosyada yer alan tanık beyanları, dosyaya sunulan … . İş Mahkemesi ve … . İş Mahkemesi dosyalarındaki bilirkişi raporları da dikkate alınarak davalı işyerinde içinde bankacılık alanında uzman bankacı bilirkişi ile mali müşavirinde bulunduğu bilirkişi heyetine yerinde inceleme yetkisi de verilerek banka kayıtları üzerinde yapılacak inceleme ile ekonomik krizin banka üzerindeki etkileri objektif olarak belirlendikten sonra alınan işletmesel karar uyarınca davacının istihdam fazlalığı oluşturup oluşturmadığı, işletmesel kararın tutarlı ve keyfilikten uzak uygulanıp uygulanmadığı ve neticesinde yapılan feshin son çare olup olmadığı ile özellikle davacının yerine aynı görevi yapan bir başka işçi kaydırılıp kaydırılmadığı hususları tereddütsüz şekilde belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yukarıda yer alan işletmesel kararın denetim kriterlerini içermeyen eksik bilirkişi incelemesine dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak belirtilen şekilde konusunda uzman iki farklı heyetten bilirkişi raporu alınmış, her iki bilirkişi raporunda da feshin geçersiz olduğu, davacının işe iadesinin gerektiği bildirilmiştir. Ancak, Mahkemece, bozma ilamında sözü edilen dosyalardan … . İş mahkemesinin dosyası ile başka bir dosyaya(… . İş mahkemesi) ilişkin Yargıtay 22. HD’nin 2013/1966 ve 2013/20289 E sayılı kararları emsal alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Bozmada sözü edilen … . İş Mahkemesi ise benzer bir olayda işe iade kararı vermiş, Yargıtay 22. HD, işletmesel kararın araştırılması yönünde karar bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulup araştırıldıktan sonra tekrar işe iade kararı verilmiş, Yargıtay 22. HD, kararın işe iade yönüyle isabetli olduğunu belirttikten sonra tazminat miktarı yönünden bozulup ortadan kaldırılmasına karar vermiştir. Görüldüğü üzere, davalı işverenin farklı illerde aynı Yönetim Kurulu kararına istinaden yapılan fesihlerde, yerel mahkemelerden ve Yargıtay 22. HD’nden verilen kararlar yeknesaklık arz etmemektedir. Bu kararlardan birinin diğerine üstünlüğü olamayacağına göre, fesihlerin farklı illerdeki banka şubelerinde yapıldığı da gözetilerek her olayı kendi içerisinde, kendi delilleriyle değerlendirmek daha doğru olacaktır.
Somut olayda, bozma sonrası alınan 30.01.2014 tarihli ilk bilirkişi raporunda “Davalı bankanın kadro azaltılması nedeniyle fesih yaptığı, güvenlik görevlisi kadrolarının 2’den 1’e indirildiği, ancak davacının çalıştığı şubeye fesih tarihinden sonra torba kadrodan bir personel görevlendirildiği ve halihazırda iki güvenlik görevlisinin çalıştığının davalı işyerinde insan kaynakları bölümünde işe alım ve gelişim bölümünde yönetmen yardımcısı olan tanık beyanından anlaşıldığı, bu haliyle işyeri ve işin gereklerinden kaynaklanan bir nedenle fesih yapılmadığının anlaşıldığı, davalı bankaca davacının başka birim veya başka görevde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin araştırılmadığı, bu nedenle feshe son çare olarak başvurulmadığı, işverence yapılan feshin geçersiz olduğu” bildirilmiştir.
13.04.2015 tarihli 2. bilirkişi raporunda ise, “davalı bankanın 2010 yılından itibaren krizin olumsuz etkilerinden kurtulmaya başladığı ve 2011 yılında net kar miktarını % 55 oranında artırdığı, davacının iş akdinin ise ekonomik nedenlere dayanan işletmesel kararla feshedildiği, bu nedenle 2011 yılında alınan işletmesel kararın keyfi olduğu ve dürüstlük kuralına uymadığı, bankanın detaylı organizasyon şeması ve görev tanımlarının dosyaya sunulmadığı, hangi bölüm ve pozisyonda çalışabileceğinin daha geniş anlamda bilirkişi heyetince değerlendirilemediği, bununla birlikte ticaret lisesi muhasebe bölümü mezunu olup muhasebe bilgi ve deneyimi bulunan davacının davalı bankada güvenlik görevlisi olarak çalışırken iş akdinin feshedilmesi nedeniyle, davalı bankanın muhasebe birimlerinde, kısa bir eğitimle operasyon bölümünde, insan kaynakları, satın alma, fatura kontrol ve onayı bölümlerinde istihdam edilebileceği anlaşılmakta olup davacının başka bir bölümde istihdam edilip edilemeyeceğinin davalı bankaca araştırıldığına dair dosyaya bilgi-belge sunulmadığından feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı, personel seçiminde objektif olunup olunmadığı, işten çıkarmada önceliklerin nasıl belirlendiği yönünde somut bir bilgiye rastlanmadığı, fesihten 6 ay önce ve sonrasına ait işçi hareketleri dosyaya sunulmadığından davalı bankanın sürekli ve kalıcı bir şekilde tasarruf tedbirleri uygulamaya koyup koymadığının anlaşılamadığı, davalı tanıklarından …’in beyanı da gözetilediğinde, davalı bankanın fesihten sonra fazla personel olan bir birimden güvenlik görevlisi getirerek gene kadroyu iki güvenlik görevlisine çıkardığı ancak dosyaya bu tercih sebebini açıklayan bir bilgi ve belge sunmadığı, sonuç olarak feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı, objektif davranılmadığı, 2011 yılında alınan işletmesel kararın keyfi olduğu ve dürüstlük kuralına uymadığı, davacının işe iadesinin gerektiği” bildirilmiştir.
Dosyada dinlenen davalı tanığı … beyanında ” …ancak davacının çıkarıldığı şubede şu anda iki güvenlik görevlisi görev yapıyor. Davacı çıkarıldıktan sonra yerine torba kadrodan bir güvenlik görevlisi verildi. Güvenlik görevlisi davalının kendi personelidir” şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığının bu beyanı ve bozma sonrası alınan 2 adet heyet bilirkişisi raporu karşısında davalı bankanın işletmesel kararı tutarlı bir şekilde uygulamadığı anlaşılmakla mahkemece feshin geçersizliğinin tespiti ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5-Alınması gerekin 27,70 TL karar harcından peşin yatırılan 18,40 TL harcın mahsubu ile kalan 9,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
6-Davacının yapmış olduğu Yargıtay’a geliş-dönüş dahil 1.073,15 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.’ne göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
9-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, 25/11/2015 gününde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.