YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18457
KARAR NO : 2015/28555
KARAR TARİHİ : 17.11.2015
MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;Alacaklı tarafından, 1 adet bonoya dayalı olarak dava dışı borçlular; …Tek. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve … aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı ve takibin kesinleşmesinden sonra yazılan talimat gereğince anılan şirketin iş yeri adresinde … 7. İcra Müdürlüğü’nün 2015/274 Talimat sayılı dosyası ile 24.03.2015 tarihinde fiili haciz yapıldığı, haciz sırasında şikayet eden …’nun borca şahsen icra kefili olduğu anlaşılmıştır.Şikayetçi icra kefili, 24.03.2015 tarihli icra kefalet işleminin ve aynı tarihli borç ödeme taahhüdünün geçersiz olduğunu ileri sürerek, anılan işlemlerin ve icra emrinin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurmuş, mahkemece şikayetin kabulü ile şikayetçinin icra kefaletinin ve adına düzenlenen icra emrinin iptaline karar verilmiştir.İcra kefaletinin geçersizliği nedeniyle iptali istemi, yargılamayı gerektirmesi nedeniyle genel mahkemede ileri sürülebilecek bir husus olup, şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurularak iptali talep edilemez.Ancak, İİK’nun 38.maddesi uyarınca icra dairesindeki kefaletler, müteselsil kefalet niteliğinde olup, ilamların icrası hakkındaki hükümlere tâbidir. Buna göre, ilamlı icra takibine konu edilebilmesi, bir diğer ifade ile icra kefiline icra emri tebliğ edilebilmesi için, icra kefaletinin yasada öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yapılmış olması gerekir. Bu nedenle de, icra emri tebliği üzerine, İİK’nun 16. maddesine göre şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurulması halinde, mahkemece, TBK’nun 581 ve devamı maddeleri kapsamında icra kefalet işleminin, İİK’nun 38. maddesi uyarınca ilamlı icra takibine konu edilip edilmeyeceği değerlendirilerek, ilamlı takibe konu edilemeyeceğinin belirlenmesi halinde, kefaletin geçersizliğine değil, bu kefalete dayalı olarak gönderilen icra emrinin ve varsa icra kefili sıfatı ile yapılan işlemlerin iptaline karar vermek gerekir. Somut olayda, 24.03.2015 tarihli icra kefalet tutanağında; sorumlu olunan azami miktar ile kefalet tarihinin ve icra kefili sıfatıyla yükümlülük altına girildiğinin, haciz tutanağının icra kefaleti taahhüdünü içeren bölümünün, kefilin kendi el yazısı ile yazılmadığı görülmekte olup, bu haliyle, kefalet tutanağının, kefaletin şeklini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesinde belirtilen şartlarda düzenlenmediği anlaşılmaktadır.O halde, mahkemece, şikayetçiye gönderilen icra emrinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, şikayetin tümden kabulü ile icra kefaletinin de iptaline karar verilmesi isabetsiz ise de; anılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından mahkeme kararının düzelterek onanması gerekmiştir.SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile… 4. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 10.04.2015 tarih ve 2015/369 E.-2015/348 K. sayılı kararının hüküm bölümünün 1. bendinde yer alan; “KABULÜNE, şikayetçinin icra kefaletinin ve” sözcüklerinin karar metninden çıkartılmasına, yerine “kısmen kabulü ile şikayetçi” ibaresinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), mahkeme kararı düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.