Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/14245 E. 2015/26575 K. 03.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14245
KARAR NO : 2015/26575
KARAR TARİHİ : 03.11.2015

MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal 5 günlük süre içerisinde icra mahkemesine başvurarak sair itirazları ile birlikte imza itirazında da bulunduğu; mahkemece, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 25.9.2014 tarihli raporun hükme esas alınarak takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.İtiraza konu imza üzerinde yapılan incelemeye ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 25.9.2014 tarihli raporda, inceleme konusu çekte borçlu … adına atılı keşideci imzası ile adı geçenin mukayese imzaları arasında, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından aynı elden çıktıklarını gösterir yeterlilik ve nitelikte bulgu saptanmadığının belirtildiği, söz konusu raporun alacaklı vekiline 21.10.2104 tarihli duruşma sırasında tebliği üzerine anılan vekilin ek rapor alınması gerektiğini ileri sürerek rapora itiraz ettiği görülmüştür. Bu hali ile, Adli Tıp Kurumu’ndan alınan rapor, imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı hususunda net bir görüş bildirmemektedir.İmza itirazında, imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, takibe başlayarak imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK’nun 26.04.2006 tarih ve 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı).Öte yandan, raporun, Adli Tıp Kurumu’ndan alınmış ve heyetçe düzenlenmiş olması yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ona üstünlük sağlamayacağından salt bu rapora itibar edilerek sonuca gidilemez. Zira Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin imza incelemesinde son merci olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 07.10.2009 tarih ve 2009/12-282 sayılı kararı).Bu durumda mahkemece, ispat yükünün alacaklıda olduğu kuralı gözetilerek uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kesin kanaat içermeyen ve dolayısıyla uyuşmazlığa çözüm getirecek nitelikte olmayan rapor hükme esas alınıp, yorumlanarak borçlunun imzaya itirazının kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.