YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15295
KARAR NO : 2016/8585
KARAR TARİHİ : 31.05.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki ziynet alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; tarafların evlilik merasiminde müvekkiline 6 adet burma bilezik, 10 çeyrek ve 1 yarım altından oluşan gerdanlık ve ayrıca 60-70 adet çeyrek altın takıldığını, bu ziynetlerin daha sonra hırsızlık olaylarına karşı müvekkilinden alınarak, davalı tarafça bir kasaya konulduğunu ve müvekkiline iade edilmediğini ileri sürerek; şimdilik, 2.000 TL’lik ziynet alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili yargılama sırasında,talebini ıslah ederek, 17.809,60 TL ziynet bedelinin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacı kadına düğünde takılan tüm ziynetlerin erkek tarafınca takıldığını, kaldı ki takılan tüm takıların ziynet eşyası olduğu ve kadına ait olduğundan bahsedilemeyeceğini, bu hediyelerin müvekkilinin ailesi tarafından geçmişte başka akrabalara taktıkları takıların karşılığı olduğunu ve taraflara hediye olarak verildiğini; ziynet eşyasının kadına özel olarak takılan kolye, küpe, saat, yüzük olarak kabul edilmesi gerektiğini; ayrıca, düğünde takılan takıların bir kısmının borçlar nedeniyle davacının da rızasıyla bozdurulduğunu, geriye kalan ziynetlerin de davacı tarafça ortak konuttan ayrılırken yanında götürüldüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; kural olarak ziynet eşyaları, kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Bu eşyaların, iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, koca bu eşyaları iadeden kurtulur.
Somut olayda, davalı koca; “….ziynetlerin, kendi aile ve akrabaları tarafından takıldığını,ziynet eşyasının kadına özel olarak takılan kolye, küpe, saat, yüzük olarak kabul edilmesi gerektiğini, takıların evlilik birliği içinde davacı kadının rızası ile bozdurulduğunu ” ifade etmiştir ve davalının bu beyanı kendisini bağlar.
Hal böyle olunca, mahkemece; düğünde davalı kocanın aile ve akrabaları tarafından takılan ziynetlerin de kadına bağışlanmış sayılacağı kabul edilip, bu yön değerlendirilerek, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.