YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/558
KARAR NO : 2018/1388
KARAR TARİHİ : 25.01.2018
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Vesayet
Hasımsız görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, …’un kısıtlanmasına ve …’in vasi atanmasına karar verilmiş, kararın vasi adayı tarafından temyizi üzerine mahkemece ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi vasi adayı … tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.11.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden vasi adayı Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosyanın incelemesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmesi takiben eksiklikler tamamlanmış olmakla dosya yeniden incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
… ihbar dilekçesinde, …’un tutarsız hareketlerde bulunarak devamlı şekilde birisiyle kavga ediyormuş gibi davrandığını ve çevreye akli dengesi bozuk tavırlar sergilediğini belirtilerek, TMK’nın 432. Maddesi gereğince gereğinin takdir ve ifası ile koruma amaçlı özgürlüğünün kısıtlanması istenmiş; mahkemece, …’un TMK’nın 405.maddesi kapsamında kısıtlanmasına dair verilen karar vasi adayı tarafından temyiz edilmiş ise de başvuru süresinde olmadığı gerekçesiyle 14.03.2016 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine ilişkin olarak verilen ek karar vasi adayı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
1-Temyiz isteminin süreden reddine dair ek karar yönünden;
Vasi adayı …’e mernis adresi olduğu tebliğ zarfı üzerinde belirtilmek suretiyle, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre mahalle muhtarına yapılan gerekçeli karar tebligatı usulsüzdür. Şöyle ki;
7201 sayılı Tebligat Kanununun 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarıda, tebligatın tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligatın yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı; “tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” kenar başlıklı 21. maddesinde ise , kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildireceği; maddenin ikinci fıkrasında, gösterilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı hükme bağlanmıştır.
Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Bu değişikliğe göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligat, bilinen veya gösterilen adresine yapılacaktır. Buna göre, ilk defa bildirilen adresin muhatabın (kısıtlanması istenilenin) adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adres olması arasında fark yoktur. Her iki adres de Tebligat Kanununun 10/1. maddesi kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi de nazara alınarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılacaktır.
Somut olayda; gerekçeli kararın vasi adayı Sevilay’ın doğrudan Mernis adresine tebliği usulsüz olup, usulsüz tebligata dayalı olarak vasi adayının temyiz istemi, mahkemece süre yönünden reddedilmiş ise de, hükmün vasi adayına 02.02.2016 tarihinde usulsüz olarak tebliğ edildiği anlaşıldığından vasi adayının 11.03.2016 tarihli temyiz istemi süresinde olmakla, mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 14.03.2016 tarih ve 2015/967 Esas 2016/564 karar sayılı EK KARARIN KALDIRILMASINA,
2-İşin esası yönünden yapılan incelemede;
Vesayet, velâyet altında bulunmayan küçüklerin ve istisnaî olarak velâyet altına alınmamış bazı erginlerin korunması amacıyla kabul edilen bir hukukî kurumdur.
Kısıtlanmayı gerektiren haller kanunda tahdidi olarak sayılmış olup ergin bir kişi hakkında kısıtlama kararı verilerek, kendisine vasi atanabilmesi için, Türk Medenî Kanununun 405-408. maddelerinde öngörülen kısıtlama sebeplerinden birinin varlığı gerekir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle, ergin bir kişi, işlerini göremediği veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gerektiği ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye soktuğu takdirde, kısıtlanır (TMK.md.405/I).
Hükme esas alınan … Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nce tanzim edilen 06/01/2016 tarih ve 163 sayılı Sağlık Kurulu Raporunda, kısıtlanması istenilen …’a “…Organik Olmayan Psikotik Bozukluk” teşhisinin konulduğu, vasi tayinine ihtiyacı olduğu, akli dengesinin akıllıca yaşam sürmesine yeterli olmadığı, iradesinin verdiği kararlar ve hareketleri üzerinde olumsuz etki yaratacağı, kendi işlerini görecek güce sahip olmadığı, sürekli yardıma muhtaç olduğu, başkalarının emniyetini tehdit etmediği, muhafaza altına alınmasının gerekmediği, hastalığının sürekli olduğu…”, aynı hastanenin 22.04.2015 tarihli raporunda ise; … hakkında organik olmayan psikotik bozukluk başlangıcında olduğu, tedavi olması gerektiği, vesayete dair (1) yıl sonra tedavi sonrası karar verileceği bildirilmiştir. İş bu rapor ile hükme esas rapor arasında oluşan çelişkinin giderilmesi için mahkemece, kısıtlanması istenilene ait … Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nce düzenlenen 22.04.2015 tarihli rapor ve tedavi belgeleri ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporu da eklenerek 2659 sayılı Adli Tıp Kanunu’nun 19/2/2003 tarih ve 4810 sayılı Kanun’un 15 maddesi ile değişik 16.maddesi gereği ilgilinin Adli Tıp Kurumu Adlî Tıp Dördüncü İhtisas Kuruluna sevk edilerek muayenesi yaptırılıp Türk Medeni Kanunu’nun 405.maddesinde yer alan kısıtlama sebebinin bulunup bulunmadığı konusunda Kurul raporu alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, çelişki giderilmeden kısıtlama kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Vasi adayının temyiz itirazlarının kabulüyle (1) numaralı bentte açıklanan gerekçeyle temyiz isteminin süreden reddine dair EK KARARIN KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan gerekçeyle de, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nın 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 25.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.