YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/467
KARAR NO : 2013/3118
KARAR TARİHİ : 25.02.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekili davacının malik olduğu dairede davalının 01/11/2008 başlangıç tarihli beş yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, kira bedelinin 1750 Euro olarak yıllık peşin ödeneceğini, kiracının 01/11/2009 tarihinde ödemesi gereken kira bedelini zamanında ödememesi sebebiyle gönderilen ihtara rağmen kira bedelini ödemediğini, muacceliyet şartının da gerçekleştiğini, toplam 7000 Euro kira alacağının tahsiline ve temerrüt nedeniyle kiracının tahliyesine karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili davayı kabul etmediklerini, kiralananın 2010 yılı dördüncü ayında tahliye edildiğini savunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulü ile 15.358 TL kira bedelinin davalıdan tahsiline, taşınmazın daha önce tahliye edilmiş olması sebebiyle tahliye konusunda karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulmuş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 346.maddesinde; Kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe Etkili Olma Başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76’ncı, faize ilişkin 88’nci, temerrüt faizine ilişkin 120’nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138’nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun’da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354’ncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Olayımıza gelince; taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesine göre kiranın yıllık peşin ödeneceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 19. maddesinde muacceliyet koşuluna yer verildiği görülmekte olup, yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracının sıfatına göre geçersiz hale geldiğinin kabulü gerekir.
Ayrıca, kiralananın anahtarının usulüne uygun şekilde kiralayan davacıya teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davalı kiracıya aittir. Kiralayanın anahtarı almaktan kaçınması halinde kiracının tevdi mahalli tayini isteyip tayin edilecek yere ya da notere anahtarı teslim etmesi gerekir. Anahtar teslim edilmediği sürece kiralananın kiracının işgalinde olduğunun ve kiracının usulünce anahtarın teslim edildiği tarihe kadar olan kira paralarından sorumlu olacağının kabulü gerekir. Davalı vekili 2010 yılı Nisan ayında tahliye ettiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili 27.07.2011 tarihli duruşmada taşınmazın tahliye edilmediğini bildirmiştir. Davalı tahliyeyi kanıtlayamamıştır. Ancak mahkemece davalının tahliye konusundaki beyanına itibar edilerek tahliye yönünden hüküm kurulmamış ise de tahliye tarihi tespit edilmemiştir. Davacı hükmü tahliye yönünden temyiz etmediğinden en geç karar tarihi itibariyle kiralananın tahliye edildiğinin kabulü gerekir. Mahkemece davacının yeniden beyanına başvurulup, tahliye tarihi tespit edilerek dava tarihine kadar kira borcundan sorumlu olduğu gözetilerek işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.