YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1433
KARAR NO : 2018/4790
KARAR TARİHİ : 10.04.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Ziynet ve Mal Rejimi
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat, nafaka taleplerinin reddi ve tefrikine karar verilen karşı davası yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 07.11.2017 günü duruşmalı temyiz eden davalı-davacı … ve vekili gelmedi. Karşı taraf davacı-davalı … ile vekili Av. … geldi. Temyize gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 119/1-e maddesi uyarınca davacı, dava dilekçesinde davanın dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte, davalı da aynı Kanunun 129/1-d maddesi gereğince savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte cevap dilekçesinde göstermek zorundadırlar. Bunlar, dava ve cevap dilekçelerindeki talep sonucunun dayanağı olan ve bu talep sonucunu haklı göstermeye yarayan vakıalardır. Ön inceleme aşaması tamamlanıncaya kadar usulüne uygun biçimde bildirilen vakıaların doğru olduğu yargılama sırasında ispat edilirse, tarafların talep sonuçları da bu duruma göre kabul veya reddedilecektir. Kanunda öngörülmüş istisnalar dışında, hakim iki tarafın birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK m.25/1). O halde, mahkemece ancak tarafların dilekçelerinde dayandıkları vakıalar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılabilmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 184. maddesinde “Boşanmada yargılama usulü” aynca düzenlenmiş; anılan maddenin ilk fıkrasında “Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tabidir” hükmüne yer verilerek, maddede sayılan istisnalar dışında, boşanma davalarının genel yargılama usulüne tabi olduğu belirtilmiştir. Boşanmada genel yargılama usulünün uygulanmasına ayrık olan kurallar ve uygulanması gereken özel usuller, Türk Medeni Kanununun 184. maddesinde sınırlı olarak belirtilmiş olmasına karşın; bu sınırlamalar ve istisnalar içinde, tarafların dayanmadığı vakıaların değerlendirmede esas alınacağına dair özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Somut olayda, mahkemece, gerekçeli kararda davalı-davacı kadına izafe edilen kusurlu davranışlardan; küfür etme, çocuk olması için gerekli ilaç tedavisinden kaçınma ve eşinin yurtdışında çalıştığını bildiği halde bu konuda huzursuzluk çıkararak, eşinin çalışmaya gitmesini engelleme dışında kalan ve kadına kusur olarak isnad olunan diğer vakıalara davacı-davalı erkek tarafından dava dilekçesinde usulünce dayanılmadığı gibi, kadının vazifelerini yapma konusunda sorumsuz davrandığına ilişkin hususta mevcut delil durumuna göre ispatlanamamıştır. Mahkemece, davacı-davalı erkek tarafından usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve dayanılmayan vakıalar davalı-davacı kadına kusur olarak yüklenemez. Gerçekleşen bu durum karşısında, toplanan delillerden, eşine fiziksel şiddet uygulayan ve ayrı hane açmayan, davacı-davalı erkeğin, küfür eden, çocuk olması için gerekli ilaç tedavisinden kaçınan ve eşinin yurtdışında çalıştığını bildiği halde bu konuda huzursuzluk çıkararak, eşinin çalışmaya gitmesini engellemeye çalışan davalı- davacı kadına nazaran daha ziyade kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyleyken, mahkemece davalı-davacı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü ile bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı-davacı kadının maddi ve manevi tazminatlar (TMK m.l74/l-2)ile yoksulluk nafakası talebinin (TMK m. 175) reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 10.04.2018(Salı)