YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/27675
KARAR NO : 2015/12908
KARAR TARİHİ : 17.06.2015
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davalının tazminat ve nafaka talepleri yönünden kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/3. maddesi uyarınca, hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. (6100 s. HMK m.298/2) Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz/kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, 10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer bölümlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.17.06.2015 (Çrş.)
KARŞI OY YAZISI
Mahkemece, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilip tefhim edilen kararda; “davanın kabulü ile tarafların şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanmalarına” karar verilmiş, bu kararda davalının tazminat ve nafaka talebi hakkında bir hüküm kurulmamış; sonradan yazılan gerekçeli kararda ise; “davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, davalının maddi manevi tazminat ile tedbir nafakası talebinin reddine” karar verilmiştir. Bu şekilde hüküm kurulmakla, tefhim edilen kısa kararla, sonradan yazılan gerekçeli karar arasında davalının tazminat ve nafaka isteği bakımından uyumsuzluğa yol açılmıştır. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki bu uyumsuzluk, davadaki asıl talep hakkında verilen karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine usulen engel değildir. Başka bir ifade ile, yerel mahkeme kararında, davadaki asli talep bakımından kısa kararla gerekçeli karar arasında bir çelişki ve uyumsuzluk yoktur. 10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı, “asıl talep bakımından kısa ve gerekçeli karar arasındaki çelişkinin başka yönler incelenmeksizin bozma sebebi olacağını” kabul etmiştir. Boşanma kararı gibi birden fazla hükmü ihtiva eden kararlarda, hükmün belirli bölümlerindeki çelişki, ancak asıl taleple sıkı bir bağlılık içinde bulunmadıkça, sadece çelişkili olan hususlarda bozmaya gerektirir. Çelişkili olmayan yönlerin incelenmesine engel değildir. Yerel mahkeme kararında, davadaki asıl talep bakımından bir çelişki bulunmadığına göre, davalının kararın esasına yönelik temyiz itirazları incelenebilir. Bu bakımdan diğer yönleri incelemeyen sayın çoğunluğa katılamıyorum. 17.6.2015