Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/12661 E. 2015/20354 K. 12.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12661
KARAR NO : 2015/20354
KARAR TARİHİ : 12.11.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

… A R A R

Davacı 3. kişi vekili, müvekkilinin 01/03/2013 tarihli kira sözleşmesi ile kiraladığı … Yolu 5. Km. üzerinde bulunan …. Mevkii 2 Pafta, 28 Parseldeki depo alanında bulunan çeşitli bitkilerin haczedildiğini, borçlulardan …’in haciz tarihinde müvekkilinin iş yerine mal getirip indirdiğini, depo alanından çıktığı sırada, hacze gelindiğini ve haciz tutanağında borçlunun orada olduğunun yazıldığını, borçlu …’in haciz tutanağında imzasının bulunmadığını, müvekkilinin vergi levhası ve faturaları ibraz ederek istihkak iddiasında bulunduğunu, davalı …… çıkan tartışma nedeniyle sinirlenerek bu belgeleri alıp gittiğini, davalı ile müvekkili arasında önceye dayalı bir husumet bulunmadığını, müvekkilinin, davalı borçluyu daha önce birçok kez şikayet ettiğini, bu şikayetlerden bir kısmının delil yokluğundan takipsizlikle sonuçlandığını, davalı borçlunun … 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2011/906 Esas sayılı dosyasında, müvekkiline karşı işlemiş olduğu kasten yaralama ve tehdit suçlarından yargılanarak hakkında ceza tayin edildiğini ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, borçlular ile müvekkilinin alışverişinin olduğunu, borçlunun mahcuzların bulunduğu depo ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin, borçludan aldığı mallara ilişkin müstahsil ve ödeme makbuzlarının bulunduğunu, haczedilen bitkilerin adetlerinin de fiilen sayılmadan yaklaşık olarak yazılması nedeniyle bazı kalem malların eksik, bazılarının fazla yazıldığını, ancak hacizli tüm malların müvekkiline ait olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlular, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; haciz tarihinden önce davacının dava konusu yeri üçüncü şahıslardan kiraladığı, kendi adına olan işletmeyi haciz tarihinden önce Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde tescil ettirdiği ve buna ilişkin ilanların Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ve 18/04/2014 tarihinde mahallinde yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde; davacının defterlerine işlenen faturalar ile davacının istihkak iddiasında bulunduğu sırada ibraz etmiş olduğu faturaların birbirleri ile uyumlu olduğu ve fatura içeriklerinin de haczedilen süs bitkileri ile uyuştuğu, İcra İflas Kanunu, 97. Maddesi ve Türk Medeni Kanunu 985. Maddesi hükümleri bir arada değerlendirildiğinde; haciz sırasında davacının elinde bulunan malların zilyedine ait olduğu hususunun hukukun temel prensipleri arasında olduğu, davacının fiili zilyetliğini kira sözleşmesi ve hacze konu mallara ait faturalarla belgelediği, bu belgelerin ve davacının iddiasının aksini iddia eden tarafın bu iddiasını ispat ile mükellef olduğu, bu kapsamda davalı tarafın göstermiş olduğu tanığın davalı ile ortak çalıştığı ve haciz işlemini gerçekleştirirken de davacının iş yerine icra memurları ile birlikte gittiği, bu kapsamda davanın tarafı mahiyetinde olduğu ve beyanının ise davacının bu kapasitede bir işi yapmasının mümkün olmadığına yönelik subjektif değerlendirme mahiyetinde olduğu, bu mahiyetteki değerlendirmeye karşılık olarak, davacı tarafın gösterdiği dört farklı tanığın bizzat davacı ile iş sahibi sıfatı ile iş yaptıklarını beyan etmeleri nedeniyle bu kişilerin beyanının daha tarafsız ve somut olaya dayalı objektif beyanlar olduğu kabul edilerek gerek tanık beyanları, gerek mahallinde yapılan keşif, haciz sırasında söz konusu mallara davacının zilyet oluşu, davacının ticari defterleri, alınan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde davacının istihkak iddiasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırımasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz, İİK’nun 8. maddesi uyarınca aksi sabit oluncaya kadar geçerli kabul edilen haciz tutanağı uyarınca, borçlu da haciz mahallinde hazır bulunuyor iken yapılmıştır. Somut olayda, İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı 3. kişi tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı, borcun doğumundan sonra düzenlenmiş bulunan faturalar, yasal karinenin aksini ispata yeterli bulunmadığı gibi, yine borcun doğumundan sonra düzenlenmiş adi yazılı kira sözleşmesi karinenin aksini ispata yeterli değildir. Ayrıca, dosya içerisinde bulunan … kayıtlarına göre davacı 3. kişinin, 2004-2009 yılları arasında borçlunun ortağı olduğu şirkette çalıştığı da görülmektedir. Öte yandan; davacı ile davalı borçlu aynı faaliyet konularında ticari hayatlarını sürdürmekte olup, davacı 3. kişinin ticaret sicil adresi de haciz yapılan adresle aynı değildir.
Tüm bu olgular karşısında, mülkiyet karinesinin aksi ispatlanamadığından 3. kişinin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 3.083,80 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
12.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.