YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10753
KARAR NO : 2015/20352
KARAR TARİHİ : 12.11.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
… A R A R
Davacı 3. kişi vekili, davalı borçlu ….. hakkında müvekkiline ait iş yerinde haciz yapıldığını, ancak haczedilen menkullerin borçluya ait olmadığını, davacıya ait olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; 29/05/2012 tarihinde alacaklı vekilinin göstermiş olduğu …Alışveriş Merkezi’nde bulunan …’da altın, bilezik, kolye ve yüzüklerin haczedilerek yedi emin olarak ….na teslim edildiği,…Alışveriş… A.Ş ile davacı arasında haciz yapılan adresteki taşınmaza ilişkin olarak 26/03/2012 tarihli kira sözleşmesinin bulunduğu, … Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 05/11/2012 tarihli yazısına göre borçlu şirket ile davacı şirketin adreslerinin aynı olmadığı, davalı borçlu şirketin 12/07/2012 tarihinde … Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 826536 sicil numarasına nakledildiği ve bu adreste haciz tarihi itibariyle …nin bulunduğu davacı şirketin adresinin ise,…A…… “olduğu, ibraz edilen belgelerde borçlunun adresinin, “… D100 kara yolu üzeri 101/41 Uzuntarla / … / …” olup, dava konusu mahcuzların borçlu şirkete ait olduğu konusunda kanaat oluşmadığı ve mahcuzların borçluya ait olduğu hususunun İİK 99.maddesi gereğince alacaklı tarafından ispatlanmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile menkuller üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına ve haczolunan malın değerinin %15’i oranında tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
1-İcra hukuk mahkemelerinde açılan istihkak davaları, icra takip dosyalarına bağlı davalardandır. Yeniden vekalet sunulmasına gerek olmadan takip dosyasındaki vekalet ilişkisi esas alınarak istihkak davasının yargılamasına başlanır ve sonuçlandırılır. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamaları da bu yöndedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11, Avukatlık Kanunu’nun 41 ve HMK’nun 73. 81. 82. ve 83. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur.
Bu sebeple, dava dilekçesi icra takibini başlatan alacaklı vekiline tebliğ edilmesi, gerekirken, takip dosyasında ve dava dosyasında vekaletnamesi veya yetki belgesi olmayan, sadece dava konusu hacze katıldığı görülen ve davalı alacaklı şirket ile vekalet ilişkisi bulunmayan Av. …’ya yapılması HMK’nun 27. maddesinde düzenlenen “hukuki dinlenme hakkı”nın da ihlali niteliğindedir.
Bu sebeple, dava dilekçesi ile yargılama faaliyeti içinde yerine getirilen ve taraflara tebliği gereken işlemlerle ilgili tebligatın, davalı alacaklının vekiline yapılması, davaya yönelik beyanları alınıp, göstereceği deliller toplanarak dosyada bulunan diğer deliller de dikkate alınıp uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekirken, davalı alacaklı şirket ile herhangi bir vekalet ilişkisi bulunmayan avukata tebligatların yapılarak yargılamanın sonuçlandırılması doğru görülmemiştir.
2- Kural olarak, istihkak davasında borçlunun davalı gösterilmesi için 3. kişinin istihkak iddiasına karşı çıkmış olması gerekir. Borçlunun İİK’nun 96/1. maddesi uyarınca davayı açan 3. kişi yararına istihkak iddiasında bulunması veya haciz sırasında hazır bulunmasına karşın, 3. kişinin istihkak iddiasına karşı çıkmaması ya da İİK’nun 96/2. maddesi gereği yokluğunda yapılan 3. kişinin istihkak iddiası, kendisine bildirilmesine rağmen verilen 3 günlük süre içinde itiraz etmemesi durumunda, istihkak davasında davalı gösterilmesine gerek yoktur. Çünkü bu durumda borçlu istihkak iddiasını kabul etmiş sayılır. Haciz sırasında hazır bulunmayan ve dava konusu menkullerin haczine ilişkin tutanağın İİK’nun 103.maddesi uyarınca tebliğ işlemi de kendisine yapılmayan borçlunun, istihkak iddiasına karşı çıkıp çıkmadığı anlaşılamaz. Bu kapsamda; Mahkemece, borçluya yöntemince çıkartılacak açıklamalı davetiye ile davaya katılma olanağı sağlanması, duruşmaları takip etmesi halinde istihkak iddiasına karşı tutumunun belirlenmesi, varsa delilleri de toplanarak yargılamaya devam edilmesi gerekir.
3- Davanın açılması harca tabi usuli bir işlemdir. Davanın açılması nedeniyle alınacak yargı harçlarının türü, ödeme yeri, zamanı ve usulü 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 27 ve devamı maddeleri ile bağlı tarifede gösterilmiştir. Harcın eksik yatırılması halinde yapılacak işlemler ve izlenecek yol ile harcın yatırılmaması ve yaptırımı aynı Kanun’un 27. ve 32. maddelerinde belirtilmiştir.
İstihkak davaları İİK’nun 97 maddesi gereği genel hükümlere göre görülür ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi ile (1) sayılı tarifedeki nispi esas üzerinden harca tabidir. Hal böyle olunca, alacak tutarı ile haczedilen dava konusu mahcuzların değerinden hangisi az ise o değer üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4’ü anılan Kanun’un 28. maddesi uyarınca peşin olarak alındıktan sonra yargılamaya devam olunması gerekirken, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe sonraki işlemlerin yapılamayacağını öngören aynı Kanun’un 32. maddesine aykırı olarak davaya eksik harçla bakılması da doğru görülmemiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre, davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına ve taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 999,05 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.