YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19681
KARAR NO : 2015/20746
KARAR TARİHİ : 19.11.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı ve davacı taraflarından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
… A R A R
Davacı 3. kişi vekili, 08.10.2013 tarihinde yapılan hacze konu menkullerin müvekkiline ait olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, borçlunun müvekkili şirketin eski ortağı olduğunu belirterek, istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, hacizde hazır bulunan iş yeri yöneticisinin borçluyu patronu olarak tanıttığını, evrak aramasında borçluya ait belgelerin bulunduğunu, davacı 3. kişi şirketin ve borçlunun aynı yerde birlikte faaliyet gösterdiğini, borçlunun davacı şirketteki payını icra takibinden hemen önce kardeşine devrettiğini, istihkak iddiasının muvazaaya dayandığını, sunulan delillerin de istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davanın İİK 96 ve devamı maddeleri gereğince 3. kişi tarafından süresinde açılmış istihkak istemine ilişkin olduğu, dava konusu haczin, üçüncü kişi şirketin malik sıfatı ile faaliyet gösterdiğini iddia ettiği işyerinde yapıldığı, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerektiği, üçüncü kişinin sunduğu faturaların sonradan her zaman düzenlenmeleri mümkün olduğundan delil gücünün zayıf olduğu, başkaca da buna dair belge ibraz edilmediği, 01.10.2013 tarihinde Hasmak şirketindeki hisselerin borçlu şirket yetkilisi tarafından borçlu şirket yetkilisinin kardeşi olan …a devredildiği bu nedenle aralarında organik bağ olan şirkete fabrikanın kiraya verilmesinin hayatın olağan akışına uymadığı ve alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığı gerekçesiyle süresinde açılmayan istihkak davasının reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK’nun 96 vd maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasıdır.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı (Mülga HUMK’nun 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi yazılacak gerekçenin, verilen hükme uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Bu minvalde, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece gerekçe bölümünde davanın nitelemesi yapılarak süresinde açıldığı belirtildikten sonra davanın esasıyla ilgili değerlendirmeler yapılmış, hüküm fıkrasında ise süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, hüküm ile gerekçenin çelişik olması doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı 3. kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının ve davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı 3. kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının ve davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 19.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.