Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/25321 E. 2015/22087 K. 11.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/25321
KARAR NO : 2015/22087
KARAR TARİHİ : 11.11.2015

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı … Belediye Başkanlığı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmaksızın 08.01.2015 tarihinde feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Belediye vekili, davacının yüklenici firma işçisi olduğunu kendilerinin ihale makamı olduğunu belirterek husumet itirazında bulunmuş, davalı şirket ise kendileriyle yapılan ihale sözleşmesinin 31.12.2014 tarihinde son bulduğunu, alt işverenler değişmesine rağmen işçilerin çalışmaya devam ettiğini ve asıl işveren Belediyenin işin denetim ve organizasyonunu kendisinin yürüttüğünü, işverenlik sıfatının Belediye’de olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, yazılı bildirim olmadığından yapılan fesih işleminin geçerli nedene dayanmadığı ve davacının son işveren olarak … Şirketindeki işine iadesine ve maddi sonuçlardan iki davalının da birlikte sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. Dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gerekmektedir. Bildirim esnasında yapılan kimi yanlışlıklar, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi bazı durumlarda mümkün olabilmektedir. Davalının temsilcisinde yanılmış olma hali de bu duruma örnek oluşturmaktadır.
İş sözleşmesi gereği işçiyi çalıştırma şart olduğundan, işçiyi çalıştıran herkes 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun anlamında işveren sayılmaktadır. Dolayısı ile işçilik alacaklarının tahsili talebiyle aleyhine dava açılan ve davalı konumunda olan işveren, davacı işçiyi çalıştıran işverendir. Açılacak her dava, işveren olan kişi aleyhine açılmalıdır. İşverenin gerçek veya tüzel kişi olması mümkündür.
İş yargılamasında çalışma olgusunu ve hizmet süresinin ispat yükü, genel ispat kuralı gereği iddia eden işçiye aittir.
Mahkemece verilecek hükmün etkisi bakımından mecburi dava arkadaşlığı, maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ve şekli (usuli)bakımdan mecburi dava arkadaşlığı olarak ikiye ayrılmaktadır. Maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi zorunlu hallerde söz konusu olur (6100 sayılı HMK.m.59) Şekli (usuli) bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ise, kanunun özel hükümleri ve davanın niteliğinden kaynaklanan, birden fazla kişiye karşı dava açılmasının ve yürütülmesinin zorunlu olduğu hallerde oluşan dava arkadaşlığına denir. (… …/… …/… …, Medeni Usul Hukuku, 12.Bası, … 2011,s.223).Şekli dava arkadaşlığı, gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılması ve taraflar arasındaki ilişkinin doğru karara bağlanmasını sağlamak için kabul edilmiştir. Bu durumda, dava konusu hukuki ilişki hakkında bütün dava arkadaşlarına yönelik tek ve aynı doğrultuda bir karar verme zorunluluğu yoktur. Ayrıca dava arkadaşlarının yaptıkları usuli işlemler birbirinden bağımsızdır.
Alt işveren işçisi tarafından feshin geçersizliğine karar verilmesi istemiyle yalnızca asıl işveren hakkında veya geçersizlik yahut muvazaa iddiasıyla sadece alt işveren aleyhine açılan davalarda asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayandığının belirlenmesine bağlı olarak,davalı olarak gösterilen kişinin işçinin gerçek işvereni olmadığının belirlenmesi halinde taraf sıfatı sorunu ortaya çıkmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 2.maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarına göre asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olup olmadığı veya muvazaaya dayanıp dayanmadığına yönelik resen yapılması gereken yargısal denetim, ilişkinin taraflarının yani asıl işveren ve alt işverenin davada yer almalarını ve kendi hukuklarını koruyacak açıklama ve ispat haklarını zorunlu kılmaktadır. Aksince bir düşünce Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27.maddesinde öngörülen hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil eder. Buna göre işe iade davalarına özgü olarak, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu davalarda, davalı taraf yönünden bir çeşit şekli (usuli) bakımdan mecburi dava arkadaşlığının mevcut olduğu kabul edilmelidir.
Görüldüğü üzere, bu çözüm tarzı hem işçi hem de işveren yönünde hukuka uygun maddi ve usuli bakımdan her iki tarafın haklarını korumasını sağlayan bir çözümdür.
Böyle olunca, işe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, mahkemece dava hemen reddedilmemeli, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmeli, verilen süre içinde diğer dava arkadaşına teşmil edilirse davaya devam edilmeli, aksi halde dava sıfat yokluğundan reddedilmelidir.
Taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına yönelik olarak yapılacak inceleme sonucunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayanması nedeni ile feshin geçersizliğine yönelik karar gerçek işveren hakkında kurulmalı, işe iadenin mali sonuçlarından muvazaalı işlemin tarafı olan kişi veya kişiler gerçek işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalıdır.
Dosya içeriğine göre, davacının … ve SGK dönem bordrosundan davalı … Şirketinin ihale dönemi sona erdikten sonraki dönemde 01.01.2015-08.01.2015 tarihleri arasında … Tem. İlaç. Tur. İnş. Güv. Pey. San. Tic. Ltd. Şti.’nde çalıştığı ve davacıya ait hesap ektresinde 13.02.2015 tarihinde 350.88 TL 8 günlük ücret ödemesinin yer aldığı görülmüştür.
Mahkemece bu yön üzerinde durulmamıştır. Her şeyden önce davacının hukuki ve fiili işvereni olarak dava dışı … Tem. İlaç. Tur. İnş. Güv. Pey. San. Tic. Ltd. Şti, isim ve unvanlı işveren iken, davanın … İlaç. Sos. Hiz. İnş. Taş. Gıda Tem.Ltd.Şti. aleyhine açılması nedeniyle bu işveren hakkında davanın kabul edilerek, sonuca gidilmesi hatalıdır.
Yapılması gereken son işveren … Tem. İlaç. Tur. İnş. Güv. Pey. San. Tic. Ltd. Şti,nin davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı Belediye’nin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı Belediye’ye iadesine, 11.11.2015 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.