YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7328
KARAR NO : 2015/21659
KARAR TARİHİ : 17.11.2015
….
Taraflar arasındaki “boşanma davası” ile birleşen “nafaka davasının” yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve kabul edilen tedbir nafakası davası yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise, boşanma davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı erkeğin, davalı-davacı kadının birleşen tedbir nafakası davasına yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalı-davacı kadının temyiz itirazının incelenmesine gelince;
Toplanan delillerden; davalı davacı kadının ağır derecede şeker hastası olduğu ve bu hastalığı sebebiyle birlik görevlerini yeterince yerine getiremediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda kadına kusur izafesi mümkün değildir. Buna karşılık evlilik birliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri ihmal edip, eşini istemediğini söyleyen davacı-davalı erkek boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurludur.
Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde “evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği” hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK md.166/2).
…/…
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken, yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple davalı-davacı erkeğin boşanma davası yönünden BOZULMASINA, yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple davalı-davacı kadının birleşen nafaka davası yönünden hükmün ONANMASINA, yukarıda (2.) bentte gösterilen bozma sebebine göre temyize konu diğer bölümlerinin incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden Ethem’e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 136.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Ayşe’ye geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17.11.2015 (Salı)
…