YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21118
KARAR NO : 2015/21863
KARAR TARİHİ : 09.11.2015
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : Menfi Tespit-Hizmet Tespiti, Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Davalı … Başkanlığının temyizi yönünden; davacı vekili, müvekkilinin 13.02.2006 tarihinden 29.09.2009 tarihine kadar davalı …’in yanında çalıştığını, çalıştığı süre içinde hiç ücret ödemesi yapmayan davalı müvekkilinin iş akdinin 29.09.2009 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, ekonomik yönden zayıf olan işçinin işverenine 18.000,00 TL tutarında bir borcunun olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin bu şartlarda verdiği boş teminat senedi kötüniyetle doldurularak aleyhine icra takibi yapıldığını iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, aylık ücret, fazla mesai ücreti , genel tatil alacağının davalıdan tahsiline, müvekkilinin davalı yanında 15.04.2005 – 10.08.2008 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının ve davalı işverene borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davacının hizmet tespiti ve alacak taleplerinin zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin … … Firmasından yolcu taşıma hattını satın aldığını, 21.02.2006 tarihinde hat satın alma sözleşmesinin imzalandığını, bu tarihten önce davacının davalı yanında çalışmasının mümkün olmadığını, davacının davalı yanında çalıştığını iddia ettiği tarihte … marka minibüsü olduğunu, bu aracı kullandığını, davacının müvekkiline olan borcu sebebiyle açılan icra takibinden sonra davacının savcılığa şikayet dilekçesi verdiğini, … C.Savcılığı tarafından takipsizlik kararı verildiğini, bu soruşturmada davacının kendi ifadesinde 2006 yılında işe başladığını, 10.11.2007 tarihinde işten ayrıldığını bildirdiğini, sonradan işe giriş ve çıkış tarihini ıslah yoluyla değiştirdiğini, bu ıslahı kabul etmediklerini, davacının değişik dilekçelerinde işe giriş ve çıkış tarihinin farklı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili alacak ve hizmet tespiti ve menfi tespit davalarının birlikte açmasının mümkün olmadığını, davaların birbiri ile irtibatlı olmadığını ve taraflarının farklı olduğunu bu sebeple davaların tefrik edilmesi gerektiğini, davacının davalı işveren yanında ne kadar süre çalıştığının SGK kayıtlarından belli olduğunu, kayıt dışındaki çalışma iddiasını kabul etmediklerini, davacının çalışması varsa bile 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
Menfi tespit davası bu davadan tefrik edilmiştir.
Mahkemece hizmet tespiti davasının takip edilmemesi nedeni ile işlemden kaldırılmasına karar verilmiş; işçilik alacakları davası bakımından ise, iş akdinin haksız feshi nedeni ile kıdem ve ihbar tazminatına ayrıca bilirkişi raporunda hesap edilen diğer alacaklara hak kazandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece Hizmet Tespit davasının son oturumda davacı tarafın davayı takip etmemesi nedeni ile işlemde kaldırılmasına, yasal süresi içinde yenileme talebinde bulunulduğu takdirde ya da 3 aylık süre içinde yenileme talebinde bulunulmadığı takdirde gerekli işlemin yapılması için dosyanın ele alınmasına karar verilmiş ise de, işçilik alacakları davaları ile hizmet tespit davalarının görülme usul ve esaslarının farklı olması nedeni ile birlikte sonuçlandırılamayacak olduğundan hizmet tespit davasının eldeki davadan tefrikine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işlemden kaldırılmasına karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
2-Davalı …’in temyizi bakımından; dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle davacının ilk ıslahının hizmet tespit davasına ilişkin olduğunun anlaşılmasına göre, davalı …’in aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava 6100 sayılı HMK zamanında açılmış olmasına rağmen belirsiz alacak davası olarak açılmamıştır. Sonradan veya kendiliğinden belirsiz alacak davasına dönüştürülmesi mümkün değildir. Bu nedenle davanın kısmi dava olarak kabulü gerekir. Esasında mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Hal böyle olunca davalı vekilinin 17.01.2014 tarihli ıslah dilekçesinin 03.02.2014 tarihinde tebliği üzerine 2 haftalık yasal süresi içinde 10.02.2014 tarihinde ıslaha karşı yaptığı zamanaşımı savunmasının dikkate alınmaması hatalı olmuştur. Gerekirse ek hesap raporu alınarak ıslah ile istenen alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı belirlenmeli ve sonuca göre karar verilmelidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerden BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı …’e iadesine, 09.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.