YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3053
KARAR NO : 2015/10673
KARAR TARİHİ : 21.04.2015
MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, sair itirazları ile birlikte, ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz yapıldığını, ikamet adresinin … olması nedeniyle … İcra Dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, usulsüz tebligat şikayeti ile birlikte yetkiye ve borca itirazın reddine karar verildiği görülmektedir.
Tebligat Kanunu’nun 18. maddesinde; “Tebliğ yapılacak şahıs otel, hastane, tedavi veya istirahat evi, fabrika, mektep, talebe yurdu gibi içine serbestçe girilemeyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmayan bir yerde bulunuyorsa, tebliğin yapılmasını o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amiri temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal buldurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa, tebliğ kendilerine yapılır” hükmü getirilmiştir. Yine Tebligat Yönetmeliği’nin 27/2. maddesine göre de; “Muhatap bu kişiler tarafından derhal bulundurulamaz veya tebellüğden kaçınırsa yahut diğer bir sebeple tebliğin temini mümkün olmazsa, tebliğ o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amirine yapılır.”Takip dosyası incelendiğinde, ödeme emrinin, borçlunun işyerinin bulunduğu “Orman İşletme Müdürlüğü … adresine çıkartıldığı, ancak yukarıda açıklanan Yasa ve Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak, tebligatın, muhatabın orada bulunup bulunmadığı tespit edilmeden doğrudan evrak memuru … imzasına yapıldığı, dolayısıyla usulsüz olduğu anlaşılmıştır.Bu durumda mahkemece, ödeme emri tebliğ tarihinin, Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca borçlunun tebliğden haberdar olduğunu beyan ettiği 09.06.2014 tarihi olarak düzeltilmesi ve buna göre süresinde yapılan itirazların esasının incelenmesi gerekirken, usulsüz tebligat şikayetinin reddine karar verilmesine rağmen, ayrıca işin esasına girilmesi doğru bulunmamıştır.Öte yandan İİK’nun 50. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun yetkiye ilişkin hükümleri uyarınca; bonoya dayalı olarak borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde (HMK 6. md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde ve fakat 6102 Sayılı TTK’nun 777/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda düzenlenme yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden, bononun düzenlenme yerinde icra takibi yapılabilir.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde ise; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava, sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır” düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen yeniliklerden bir tanesi de yetki sözleşmelerine ilişkin olup, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir.
Söz konusu düzenleme ile ilgili olarak belirtilmesi gereken bir başka husus da, yetki sözleşmesi yapılmasında tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olması aranmıştır. Diğer bir anlatımla, maddedeki tacirden anlatılmak istenen, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişilerden olmasıdır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir.Somut olayda, her ne kadar borçluya ödeme emri, … adresinde tebliğ edilmiş ise de, anılan tebliğ işleminin, Teb. Kanunu’nun 18. maddesi ile Tebligat Yönetmeliği’nin 27/2. maddesine göre usulsüz olduğu, senedin düzenlenme yerinin … borçlunun ikametgah adresinin ise … olduğu görülmektedir. Bu durumda borçlunun tacir olduğu iddia ve ispat edilmediğine göre, takip tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HMK’nun 17. maddesi uyarınca borçlu yönünden geçerli bir yetki sözleşmesi bulunmadığı gibi, takibin …’da yapılmasını gerektiren başkaca bir husus da olmadığı anlaşılmaktadır.O halde mahkemece borçlunun yetki itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile yetki itirazının reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.