YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19169
KARAR NO : 2015/4681
KARAR TARİHİ : 03.04.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … (Kapatılan) 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/05/2014 tarih ve 2013/203-2014/194 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sigortalısına ait emtianın nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalandığını, emtenın davalı tarafından taşınması sırasında meydana gelen kaza sonucu hasarlandığını, kazanın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğunu, müvekkilinin sigortalısına 11.09.2012 tarihinde 116.098,31 TL ödediğini ileri sürülerek, 116.098,31 TL’nin ödeme tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunarak davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, emtia taşıma poliçesinin taşıma tamamlandıktan sonra düzenlendiğinden geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istimiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK 855/3. maddesi uyarınca rücu hakkına dayalı olan davanın sigortalıya yapılan ödemeden itibaren 3 ay içerisinde açılması gerektiği, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat sigortacısının mal sahibine zararı ödemesinden sonra taşımacıya karşı açtığı rücu davası olup, mahkemece rücu davasında zamanaşımının 3 ay olarak düzenlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak 6102 sayılı TTK 855/3. maddesi taşıyıcının bir diğer taşıyıcıya rücusu ile ilgili olup sigorta şirketinin açtığı rücu davasına uygulanmaz. 6102 sayılı TTK 1473. maddesi gereğince yasal halefiyet hakkına sahip olan davacı, selefi bulunduğu kişi davayı hangi zamanaşamı süresi içinde açması gerekiyorsa davayı o süre içinde açması gerekir. Bu durumda, TTK 855/2. maddesi gereğince eşyanın teslim tarihinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi bulunduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, mahkemece rücu davasının bir yıllık zamanaşımına tabi olduğu da gözden kaçırılarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.