Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3599 E. 2015/5234 K. 15.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3599
KARAR NO : 2015/5234
KARAR TARİHİ : 15.04.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/10/2014 tarih ve 2011/153-2014/315 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait 9 adet aracın şirket müdürü olan davalı … tarafından, anılan davalının eşi ve kardeşinin ortağı ve kurucusu olduğu diğer davalı şirkete muvazaalı olarak satıldığını, satış bedelinin şirket hesabına aktarılmadığını ileri sürerek, satışın muvazaa nedeniyle iptalini ve araçların müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, şirketin işlerinin kötüye gitmesi üzerine taşıt kredisi ile alınan araçların icra yolu ile satılması ihtimali belirince, müvekkili …’ın araçları diğer müvekkili şirkete satarak, satış bedeli ile davacı şirketin kredi borcunu kapattığını savunmuştur.
Mahkemece, her iki şirket defterlerinin lehlerine delil olarak kullanılamayacağı, davalı …’ın şirket müdürü olarak yaptığı satış işleminin dürüstlük kurallarına ve mevzuata uygunluğunun ayrı bir konu olduğu, davacı iddialarının soyut ve yetersiz kaldığı, aksine satışlar sonucu davacı şirkete ait kredi borçlarının ödendiğine ilişkin banka kayıtlarının bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, şirkete ait araçların devrinin muvaaza nedeniyle iptali ve araçların şirket adını tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, araçların şirketin tek mal varlığı olup olmadığı, tek mal varlığı olması halinde devir için ortaklar kurulu kararı alınmış olması gerektiği, ortaklar kurulu kararı alınmamış olması durumunda ise devrin hükümsüz olacağı hususu değerlendirilmeksizin yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, temyiz eden davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.