Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/9013 E. 2015/19992 K. 21.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9013
KARAR NO : 2015/19992
KARAR TARİHİ : 21.10.2015

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, iş akdinin 14.08.2012 tarihli ihtarname ve fesih yazısı ile 4857 sayılı İş Yasasının 25/II-e,f,h bentlerine göre haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, 08.08.2012 günü saat 00:20’de davacının çalışmış olduğu … Mağazası depolarından mesai sonunda çıkış yaparken yapılan üst aramasında 8 adet ekmek, 2 adet plastik bardakta toz şeker, 2 avuç kabuklu fındık ve 15 adet kağıt havluyu çantasında gizlemiş olduğunun tespit edilerek hakkında tutanak tanzim edildiğini, aynı günün sabahında mesaiye geldiğinde savunmasının alındığını, asıl işveren … A.Ş. ye tüm belgelerin gönderildiğini ve davacının iş akdinin İş Kanunun 25/II-e-f-h maddesi gereğince haklı nedenlerle feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, 16 yıla yakın hizmeti olan davacının daha önce benzer bir davranışı bulunmayıp, 08/08/2012 günü işyeri çıkışında yapılan kontrolde çantasından 8 adet ekmek, 2 avuç fındık, 2 plastik bardak şeker ve 15-20 adet havlu peçete çıktığı şeklindeki iddianın, davacıya ait olay günü kullanılan ve Mahkemece incelenen çantanın boyutlarına göre de belirtilen sayıda ve nitelikte malzemenin çantaya sığdırılmasındaki güçlük karşısında davacının alınan savunması gereğince fesih nedeninin yeterli ve inandırıcı olmayıp, davalı işveren tarafça “feshin son çare olması gerektiği ve fesihte ölçülü davranma” ilkelerine de uyulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iş akdinin işverence haklı sebeple feshedilip feshedilmediği ve dolayısıyla kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
Somut olayda, işyerinin dava dışı asıl işveren … A.Ş. ye ait depo olduğu, davacının çalıştığı bölümün ise meyve ve sebze depoları olduğu, dosya içerisinde bulunan ve davalı işverence düzenlenen 08.08.2012 tarihli tutanakta; bölge meyve sebze personeli …’nun iş çıkışı yapılan üst aramasında çantasında 8 adet ekmek, 2 adet plastik bardakta toz şeker, 2 avuç kabuklu fındık, 15 adet kağıt havlu bulunduğu, güvenlik personelinin diğer personelin üst araması sırasında fındıkları bir şekilde imha ettiğini tespit ettiği konuyla ilgili olarak davacının savunmasının istenildiği, davacının tutanak altına el yazısı ile; “şeker hastası olduğu, çantasında biraz ekmek biraz şeker taşıdığı, fındık, havlu vb. diğer malzemelerin iftira edildiği, 16 yıllık işçi olduğu, böyle şeyleri kabul etmediği, kural dışı hareket etti ise bin kere özür dilediği”ni yazdığı, davalı tarafça iş akdinin bu olay nedeniyle 14.08.2012 tarihinde, davacının doğruluk, bağlılık ve güven ilkelerine aykırı davranışı sebebi ile 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/II-(e), (f) ve (h) bentleri uyarınca feshedildiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça dosya içerisine sunulan doktor raporu, ilaç kullanım raporları ile davacı tanığı …’nun ifadesine göre davacının şeker hastası olduğu sabittir.
Davalı tarafça, saklama süresi dolduğundan bahisle olay gününe ait kamera kayıtları dosyaya sunulmamış ise de, davacı tarafça davacıya ait kol çantası dosyaya delil olarak sunulmuş ve davalı tanığı olan tutanak tanığı …’da olay günü davacının üzerinde bulunan çantanın kendisine gösterilen çanta olduğunu doğrulamıştır. Ancak, tutanak tanığı … duruşmadaki beyanı ile “Davacının üzerinden çıkan kağıt havlu diye bahsettiğimiz peçete olup toplam 15 adet peçete idi. Rulo şeklinde kağıt havlu değildi.” şeklinde 08.08.2012 tarihli tutanağı tavzih etmiştir.
Davacının çantasından ekmek ve şeker çıkma vakası davacı tarafın da kabulündedir. Her ne kadar, davacı vekili duruşmada davacının savunmasında kastedilenin bir miktar ekmek ve bir miktar şeker olduğunu iddia etmiş ise de, davacı tarafça 08.08.2012 tarihli tutanağın aksi ispatlanabilmiş değildir.
Mahkemece her ne kadar, “feshin son çare olması gerektiği ve fesihte ölçülü davranma” ilkelerine de uyulmadığı” gerekçesi ile davalı işverenin feshi haksız bulunmuş ise de, sözü edilen ilkeler, yasada açıkça haklı fesih nedeni olarak düzenlenen durumlarda uygulama alanı bulmaz. İşçinin işyerinden “hırsızlık” yapması da 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e bendine göre açıkça işverene haklı fesih imkanı tanıyan hallerden bir tanesidir. Aksi kanaatin hasıl olması, iş hukuku uygulamasındaki “işçi lehine yorum ilkesi”nin de ötesine geçecek, hakkaniyet ilkesine, menfaatler dengesine aykırı olacak ve … duygularını zedeleyecektir. Kaldı ki, şeker hastası olan bir kişinin çantasında 8 adet ekmek ile 2 bardak toz şeker taşıması da hayatın olağan akışına aykırıdır.
Bu nedenlerle, davacı işçinin işyerinden izinsiz olarak evine 8 adet ekmek ile 2 bardak toz şeker götürmeye çalışması şeklinde gelişen davranışı, doğruluk ve bağlılık kurallarına aykırı olup davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 21.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.