Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/248 E. 2015/4931 K. 08.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/248
KARAR NO : 2015/4931
KARAR TARİHİ : 08.04.2015

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 07.11.2013 tarih ve 2013/681-2013/1520 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı Banka arasında 01.01.2010 başlangıç tarihli müşteri sözleşmesi ve aynı tarihli işbu sözleşmenin eki olan protokolle davalı banka nezdinde açılacak Türk lirası cinsinden vadesiz mevduat yıllık %10 faiz tatbik edilmesi hakkında anlaştıklarını ancak davalı Banka’nın 2010 yılında vadesiz hesap üzerinden %10 faiz tahakkuk ettirilmesi gerekirken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2010/12 nolu tebliğini öne sürerek yıllık %0.25 faiz tahakkuk ettirdiğini ve bunun üzerinden faiz ödemesine karar verildiğini, ancak ilgili tebliğin 17/12/2010 tarihi itibariyle yürürlüğe girdiğini ve davalı Banka’nın 01.01.2010 17/12/2010 tarihleri arasında kararlaştırılan faiz oranını tatbik etmesi gerektiğini, taraflar arasında %10 faiz kararlaştırılmakla vadesiz hesabın zımnen vadeli hesaba dönüştüğünün kabulü gerektiği, davalı Banka’nın müvekkilini yanılttığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL faiz alacağının 17.12.2010 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunarak, davacının müvekkili banka nezdindeki vadesiz hesaplarına %10 faiz üretilmesine ilişkin talebinin yersiz olduğunu zira T.C. Merkez Bankası’nın faize ilişkin 2006/1 sayılı tebliğinde bankalara mevduata uygulanacak sabit ve değişken faiz oranlarının serbestçe belirleme imkanı ve hakkı olmakla birlikte bu faiz oranlarının T.C. Merkez Bankasının belirlemiş olduğu azami oranları aşamayacağının açıkça düzenlendiğini, davacının anılan tebliğe aykırı olarak akdetmiş olduğu sözleşme şartlarını talep ettiğini, bir hesabın zımmen vadeli hesaba dönüşmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamına göre; davacının 01/01/2010-31/12/2010 tarihleri arasında ortalama hesap bakiyesinin 102.883 TL olduğu, protokolde kabul edilen %10 faiz oranı tatbik edildiğinde davacının 8.745 TL faiz alacağının söz konusu olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulü ile 5.000 TL faiz alacağının 31/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Mahkemece Dairemizin 19.12.2012 tarihli bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 01.01.2010-31.12.2010 tarihleri arasındaki ortalama hesap bakiyesine protokolde belirlenen %10 faiz oranı tatbik edilerek davacının 8.745,00TL faiz alacağı olduğu kanaatiyle fazlaya ilişkin talebin saklı tutularak 5.000,00TL faiz alacağı üzerinden hüküm kurulmuş ise de; mahkeme uyduğu bozma ilamıyla bağlı olup bozma ilamı kapsamında 2010/12 sayılı tebliğin yürürlüğe girdiği 17.12.2010 tarihine kadar olan dönem için davacının protokolle belirlenen miktarda faiz isteyebileceğine karar verildiği ve davacının talebinin de bu doğrultuda olduğu gözeltilmeksizin, 31.12.2010 tarihine kadar %10 faiz oranı tatbik edilerek bulunan faiz üzerinden ve fazlaya dair talebin de saklı tutularak karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozma ilamına uygun şekilde hesap yapılması gerektiğinden buna uygun bir rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.