Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/16345 E. 2018/8533 K. 08.03.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16345
KARAR NO : 2018/8533
KARAR TARİHİ : 08.03.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz’in 06.07.2017 gün ve 2017/3048 Esas, 2017/10065 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vasisi … vekili dava dilekçesinde; davalı …’nun 07.04.2003 ve 03.03.2008 tarihleri arasında, davacının babası …’in vasiliğini yaptığı sırada davacının babasının geçimi için bankada bulunan paralarını çekip kullandığı, vesayet mahkemesi tarafından çekilen ve harcanan paralar arasında oransızlık tespit edilmesi üzerine alınan bilirkişi raporunda davalının kısıtlının 8715217-5001 numaralı hesabından 21.181 EURO, 8711711-5001 numaralı hesabından ise 19.645,00 TLnin çekildiğinin belirtildiği, yapılan belgeli harcamaların 27.665,25 TL olduğu, toplam 36.777,56 TL nin davalının uhdesinde kaldığı, ayrıca 2006/16 sayılı … Satış Memurluğunun satış dosyasından 56.875,57 TL nin davalı tarafından çekildiği tespit edildiğinden, fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak davalıda bulunan 70.000,00 TL’nin uhdesine geçtiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesini istemiş; davalı vekili cevabında, davacının beyanlarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin davacının ısrarı ile vasiliği kabul ettiğini, mahkemeye defalarca müracaatta bulunmasına rağmen vasiliği bırakamadığını, bu sırada tedavi gerektiren bir hastalığa yakalandığını, müvekkilinin kendi adına edindiği aracı ve taşınmazı Ziraat Bankasından kredi çekerek ve kızının çeyizi için mevcut birikimi ve altınlarının parası ile satın aldığını, vasi olduğu dönemde davacının maaşını çekerek kendisine elden verdiğini, zorunlu harcamalar için 150-200 TLlik kısmı ayırdığını, ortaklığın giderilmesi davasından davacı payına düşen bedeli …’taki hesabına yatırıldığını ve davacının maliye ve tapudaki işleri için o hesaptan para çekilerek elden bazı ödemeler yaptığını, müvekkilinin uhdesine davacının parasının geçmediğini beyanla davanın reddini savunmuş; mahkemece, bilirkişi heyeti raporlarında, vasi tarafından davacının hesaplarından çekilen toplam tutarın 142.212,97 TL yapılan harcamalar ile aradaki farkın 114.547,72 TL olduğunun tespit edildiği, davacı vekili tarafından bu bedel üzerinden dava ıslah edilerek harcı yatırıldığı, davalı vekilinin davacının kısıtlı olduğu dönemde kendi adına taşınmaz satın alamaması sebebiyle vasisi olan kızı … tarafından
… ilçesi Mürefte Beldesinde bulunan 427, 358 ve 20 parsel sayılı taşınmazların kızı adına satın alındığı, daha sonra davacıya bağışlanmak suretiyle devredildiği, bu ödenen miktarların müvekkili tarafından elden davacıya verildiği iddiası kapsamında, iddia konusu taşınmazların tapu kayıtlarının akit tabloları ve sözleşmeleri ile birlikte celp edilerek yapılan incelemede taşınmazların davacının kızı … tarafından 117.000,00 TL bedelle satın alındıktan sonra davacıya bağışlanarak devredildiği, … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/92 Esas sayılı vesayet dosyasının 15/11/2007 tarihli duruşmasında, davacının, Almanya’dan gelen emekli maaşının tamamının davalı tarafından çekilip kendisine verildiği, ayrıca Mürefte beldesinde üç taşınmaz satın aldığı, 22/11/2007 tarihli duruşmasında ise iki adet EURO hesabının olduğu, bu hesaplardan gelen toplam 800 EURO’dan 600 EURO’yu ve Türk Lirası maaşının yarısını da davalının elden kendisine verdiğini beyan ettiği, davalı, davacının eski eşine nafaka ödediği, hakkında açılan müdahalenin önlenmesi davası süresince kirada oturduğunu ve aylık 1.600,00 TL’den 18 ay boyunca kira ödediği, ayrıca … isimli bir kişi tarafından dolandırılması sebebi ile EURO hesabından 10.000 TL ödeme yapıldığını iddia etmiş ise de, bilirkişi raporlarınca belirlenen bedellerin tanıkla ispatının mümkün olmaması, davalı vekili tarafından her ne kadar davacının Mürefte Beldesinden üç taşınmaz satın aldığı iddiasının söz konusu taşınmazların davacının kızı tarafından satın alındıktan sonra davacıya bağışlanarak devredildiği hususu ile birlikte değerlendirilmesi karşısında desteklendiği anlaşılmış ise de, bu hususta davacı tarafın kabulünün olmadığı, alınan taşınmazların bedelinin ve tapu masraflarının davalı tarafından ödendiğinin ispat edilemediği, bütün ödemelerin davacının kızı tarafından resmi olarak yapıldığı, doğrudan dava konusunun ispatına yönelik olması sebebiyle bu konuda sorgulama yapılamadığı, davalı tarafça başkaca bir delil ibraz edilmediği, ayrıca elden davacıya verildiği iddia edilen miktarların tanık dahil hiç bir delil ile ispat edilemediği, davacının sulh hukuk mahkemesinin 2002/92 esas sayılı dosyasının duruşmalarındaki beyanlarının o tarihte akıl hastalığı sebebi ile kısıtlı olması dolayısıyla ikrar kabul edilemeyeceği kanaatiyle ve davalı vekiline yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatılmış ve davalı vekili yemin teklif etme hakkını kullanmayacaklarını beyan ettiği gerekçesi ile ek bilirkişi raporunda tespit edilen bedelden 500,00 TL vasilik ücreti ile 3.000,00 TL lik faturanın indirilmesi sonucu bulunan ve davalı tarafından ne şekilde harcandığı ve davacıya verildiği ispat edilemeyen 111.047,72-TLnin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 06.07.2017 gün ve 2017/3048-10065 sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, onama kararına karşı davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, vasi tarafından kısıtlının hesabından çekilip kısıtlı için harcanmadığı iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalının 07.04.2003 tarihli kararla kardeşi …’e vasi olarak atandığı, kısıtlının kızı 23.09.1983 doğumlu …’ın isteği üzerine 03.03.2008 tarihli kararla davalının bu görevden alınarak yerine …’ın vasi olarak tayin edilmesinden sonra yeni vasi tarafından 01.10.2009 tarihinde eldeki alacak davasının açıldığı, yargılama sırasında 19.02.2013 tarihli kararla kısıtlılık halinin kaldırılması üzerine yasal danışman olarak tayin edilen …’ın Oluru alınarak yargılamaya davacı asil ve vekili ile devam edildiği anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut bilirkişi raporu ve ek raporu doğrultusunda, davalının davacıya ait hesaptan 142.212,97 TL çektiği, bu miktardan vesayet dosyasında alınan raporda harcama olarak tespit edilen 27.665,25 TL, 500 TL vasi ücreti ve 3000 TL faturalı harcama düşülmek sureti ile aradaki 114.547,72 TL farkın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı beş yıl gibi bir süre vasi olarak görev yapmıştır. Bu sürede vesayet dosyasında bilirkişiler tarafından 27.66525 TL harcama tespit edilmiştir. Davalı, vasi tarafından alınan taşınmazların giderlerinin, davacının kira giderlerinin, davacı tarafından ödenen nafakanın, davacının evi için yapılan tamirat bedellerinin ve buna benzer harcamaların kendisi tarafından yapıldığını iddia etmiştir. Davacı da kısıtlı olduğu dönemde … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/92 Esas sayılı vesayet dosyasının 15/11/2007 tarihli duruşmasında, Almanya’dan EURO olarak gelen emekli maaşının tamamının davalı tarafından çekilip kendisine verildiğini, Türk Lirası maaşının ise bir kısmının kendisine ödendiğini, ayrıca Mürefte Beldesinde üç adet taşınmaz satın aldığını, kuraklık nedeni ile taşınmazdan fazla geliri olmadığını, 22/11/2007 tarihli duruşmasında ise iki EURO hesabının olduğunu, bu hesaplardan gelen toplam 800 EURO’dan 600 EURO’yu ve davalının Türk Lirası maaşının yarısını da elden kendisine verdiğini, kendisine aldığı kısım için davacıya harcama yaptığı şeklinde açıklama yapmıştır.
6100 sayılı HMK 31.maddesinde “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” hükmünü içermektedir. Aynı Kanunun 169 ve devamı maddelerinde ise isticvap düzenlenmiştir. Mahkemece alınan taşınmazların bedelinin ve tapu masraflarının davacı tarafından ödendiğinin ispat edilemediği, tüm ödemelerin davacının kızı tarafından resmi olarak yapıldığı, mahkememizce doğrudan dava konusunun ispatına yönelik olması sebebiyle bu konuda isticvap yapılamaması, gerekçesi ile davacı isticvap edilmemiş ve davacının Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/92 Esas sayılı dosyasının duruşmalarındaki beyanlarının o tarihte akıl hastalığı sebebi ile kısıtlı olması dolayısıyla ikrar kabul edilemeyeceği kanaatine varılmış ise de, davacının kısıtlılık halinin kaldırılmış olduğu bu dava sırasında tekrar çağrılarak dinlenilmesinde yasak bulunmadığı gibi tarafların beyanları ve dosya kapsamı itibarı ile davanın aydınlatılması için zorunludur. Bir başka açıdan bakıldığında da, beyanına göre davada iddia edilen gelirleri dışında başkaca yüklü bir geliri olmayan davacının, beş yıllık süre içerisinde kendisine harcanan 30.665 TL ile yaşamını sürdürmüş olması üzerinde durulması gereken bir konudur. Tüm bu açıklamalar dikkate alınarak mahkemece; davacının ödediği nafaka, kira giderleri, taşanmaz alım bedeli ve bu işlemler için yapılan giderler, davacıya elden yapılan ödemeler gibi hususlar konusunda davacının 6100 sayılı HMK’nın 169 ve devamı maddeleri usulünde dinlenilmesi, varsa tarafların diğer kanıtlarının toplanması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu bu seferki incelemeden anlaşıldığından, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile 8. Hukuk Dairesinin 06.07.2017 gün ve 2017/3048 -2017/10065 sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 08.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.