YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16231
KARAR NO : 2018/5005
KARAR TARİHİ : 16.04.2018
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Aile Konutu Şerhi Konulması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından; davalı-davacının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve usulden reddine karar verilen aile konutu şerhi konulması davası yönünden, davalı-davacı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve ihtiyati tedbir kararına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı kadının usulden reddine karar verilen aile konutu şerhi konulması davasına yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı-davalı kadının boşanma davasında verilen boşanma hükmünün taraflarca temyiz edilmeyerek boşanmanın kesinleştiği dikkate alındığında, yargılama sırasında davalı-davacı erkek adına kayıtlı bulunan taşınmaz ile araca konulan ihtiyati tedbirin boşanma hükmünün kesinleşmesi ile kendiliğinden ortadan kalkacağının tabi bulunmasına göre davalı-davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yersizdir.
3- Tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin tüm, davalı-davacı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b-Mahkemece; davalı-davacı erkeğin, davacı-davalı kadına fiziksel şiddet uyguladığı iddiasının, kesinleşen ceza dosyası dikkate alınarak davacı-davalı erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği belirtilerek tarafların belirlenen diğer kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları kabul edilmiştir. Davacı-davalı kadın tarafından delil olarak dayanılan ceza davası dosyası incelendiğinde; kadının olay tarihinden üç gün sonra adli rapor alması sebebiyle kadına ait adli raporda belirlenen yaralanmanın erkek eş tarafından gerçekleştirildiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle davalı-davacı erkeğin beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır. Türk Borçlar Kanununun 74. maddesi gereğince, ceza mahkemelerinin beraat kararları hukuk hakimini bağlamaz. Yapılan yargılama ve toplanan deliller ve tanık beyanları ile de desteklendiği üzere, tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davalı-davacı erkeğin davacı-davalı kadına fiziksel şiddet uyguladığı da anlaşılmaktadır. O halde; boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı erkek davacı-davalı kadına nazaran ağır kusurludur. Bu husus gözetilmeden tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru olmamıştır.
c-Yukarıda 3/b bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Boşanmaya sebep olan olaylar kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gibi, davacı-davalı kadın boşanmakla en azından eşinin maddi desteğini yitireceğinden, kadın yararına TMK m.174/1-2 koşulları oluşmuştur. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m.4, TBK. 51) dikkate alınarak davacı- davalı yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
d-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı-davalı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
e-Davacı-davalı kadının yoksulluk nafakasına her yıl (ÜFE oranında) artırım uygulanması talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de (HMK m.26) usul ve kanuna aykırı olup, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 3-b, 3-c, 3-d ve 3-e bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının ise 1., 2. ve 3-a bentlerde gösterilen sebeplerle ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın …’a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 136.00 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran …’ya geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 16.04.2018