Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2018/1919 E. 2018/4294 K. 11.04.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/1919
KARAR NO : 2018/4294
KARAR TARİHİ : 11.04.2018

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- Sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin; olay günü müştekiye ait ikametten çalınan cep telefonunun kolluk görevlilerince yapılan araştırma sonucunda bulunup tesadüfen müştekiye ait olduğu tespit edilerek, taşlı yüzüğün de hakkında ayrı soruşturma yürütülen …’ın pantolon cebinde ele geçirilerek müştekiye iadesinin sağlandığı, sanığın etkin pişmanlık göstermediği, hatta kimliği hakkında yalan beyanda bulunduğu, yargılama sonucunda ceza verildikten sonra müşteki tarafından sanığın yakınlarınca olaydan yaklaşık 2 ay sonra tüm zararının giderildiğine dair verilen dilekçenin öneminin bulunmadığından bahisle sanık hakkında koşulları oluşmadığından hırsızlık suçundan kurulan hükümde TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanmaması, sanık müdafiinin temyiz isteminin sanık hakkında verilen cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesinin, müştekinin mahkemece dinlenmemesinin, sanığın işlediği sabit olmayan suçtan cezalandırılmasının usul ve yasaya uygun olmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Tüm dosya içeriğine göre; müştekiye ait ikametten telefon ve taşlı yüzük çalınması şeklinde gerçekleşen somut olayda; suça konu telefonun, kolluk görevlilerince yakalanan sanık ve hakkında ayrı soruşturma yürütülen yaşı küçük …’ın yakalandıkları müştekinin ikametinin karşı tarafında bulunan binanın bahçe kapısının demir profiline dayanmış vaziyette bulunduğu, suça konu taşlı yüzüğün ise …’nın pantolon cebinde ele geçtiği, telefona gelen arama sayesinde müştekiye ulaşıldığı ve çalınan eşyaların kolluk görevlilerince tesliminin sağlandığının anlaşılması karşısında; etkin pişmanlık koşulları oluşmadığı halde, müşteki tarafından hükümden sonra verilen sanığın yakınları tarafından olaydan yaklaşık 2 ay sonra tüm zararının giderildiğine dair 06.11.2017 tarihli dilekçe esas alınarak sanığın cezasından TCK’nın 168/2. maddesi uyarınca indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 11/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.