Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2016/13897 E. 2018/4556 K. 16.04.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/13897
KARAR NO : 2018/4556
KARAR TARİHİ : 16.04.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Suça sürüklenen çocuk … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk …’nın, katılana ait olan ve suç tarihinde henüz inşaat halinde bulunup kapıları takılı olmayan yapının 4. ve 5. katlarındaki, duvara monteli halde bulunan bakır klima borularını yerlerinden sökmek suretiyle çalması şeklindeki eylemine uyan ve 5237 sayılı TCK’nın 142/1-e ve 31/2. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-e ve 66/2. maddelerinde belirtilen 4 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin zamanaşımını en son kesen işlem olan 27.02.2014 tarihli karar tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
2- Suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Katılana ait olan ve suç tarihinde henüz inşaat halinde bulunup kapıları takılı olmayan yapının 4. ve 5. katlarındaki, duvara monteli halde bulunan bakır klima borularını yerlerinden sökmek suretiyle çalıp, yanlarında getirdikleri çuvala koyan ve ardından çaldıklarını satmak üzere bir hurdacıya giden suça sürüklenen çocukların, kendilerini inşaattan çıkarken ellerinde çuval ile görüp hurdacıya kadar takip eden inşaatın bekçisi tanık M. Şefik Elifoğlu’nun beyanı ile suça konu bakır boruları bu hurdacıya satamamaları üzerine başka bir hurdacıya giderlerken, bu sırada ne çalındığına bakmak için bekçiliğini yaptığı inşaata dönüp bakır boruların yerlerinden söküldüğünü gören tanığın ihbarından sonra kolluk görevlilerince suça konu bakır borularla birlikte suç yerinden başka bir yerde yakalandıkları olayda; eylemin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-e maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğunun ve tüm aşamalardaki savunmaları dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuk … ile diğer suça sürüklenen çocuklar arasında menfaat çatışması bulunmadığının anlaşılması karşısında tebliğnamedeki 1 ve 2 no’lu bozma düşünceleri ile teşebbüs hükümleri uygulanırken yapılan indirimde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki 4 no’lu bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, takipte kesinti olması sebebiyle atılı suçun tamamlandığı gözetilmeden suça sürüklenen çocuklar hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 50/3.maddesinde daha önce hapis cezası ile mahkûm olmayan 18 yaşını doldurmamış çocukların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrileceği belirtilmiş, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106/4. maddesinde “Çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza hapse çevrilemez, bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu itibarla kısa süreli hapis cezasından çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceği ihtarı yapılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına” ilişkin bölümlerin hüküm fıkralarından çıkartılmasına karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.