YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/10808
KARAR NO : 2018/14928
KARAR TARİHİ : 04.07.2018
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 8. İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi’nce istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş, bu kez davacı vekilince Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı eski malik ile akdedilen 01.01.2010 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 09.03.2016 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 3.445,00 TL’den 2016 yılı Ocak ayından Aralık ayına kadarki kira alacağı 41.340,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 12.03.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 18.03.2016 tarihli itiraz dilekçesi ile, alacaklı tarafından başlatılan icra takibi ile henüz muaccel hale gelmemiş 2016 Nisan ayından Aralık ayına kadarki 9 aylık kira bedellerinin de istendiğini, muaccel hale gelmeyen 2016 Nisan ayından Aralık ayına kadarki 9 aylık kira bedeline itiraz ettiğini, gönderilen ödeme emrinde muacceliyet şartına dair herhangi bir ibare bulunmadığını, geciken 2016 yılı Ocak, Şubat, Mart aylarına ait kira bedellerini icra dairesinin hesabına ödeme süresi içinde yatırdığını bildirerek takibe itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davalı borçluya 13 örnek ödeme emrinin 12/03/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının borca ve kira akdine itiraz ettiği, itirazın haklı bir nedene dayanmadığı anlaşılmakla itirazın kaldırılmasına, 30 günlük yasal sürede kira borcunu yatırmadığı ve temerrüde düştüğü gerekçesiyle kiralanandan tahliyesine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, mecurun niteliğinin iş yeri (lokanta, restorant) olduğu, kiracının davalı şahıs olduğu, kira sözleşmesinin 17.maddesinde kira bedelinin iki ay arka arkaya ödenmemesi halinde kontrat süresi sonuna kadar olan kiraların muaccel olacağına ilişkin hüküm bulunduğu, davalının yargılama aşamasında tacir olmayıp esnaf olduğunu belirtmesine rağmen mahkemenin bu hususta herhangi bir araştırma yapmadığı, zira kiracının davaya konu iş yerinde yürüttüğü iş ve faaliyet kolu itibariyle tacir olup olmadığı husususun araştırılmadan sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu, davalının tacir olmaması halinde kamu düzenine ilişkin olup emredici yasa kuralı gereği muacceliyet şartının geçersiz olduğu hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması sebebiyle, incelenen mahkeme kararının yerinde olmadığı, istinaf sebebi yerinde olduğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-a/6 maddesi gereğince istinaf kanun yolu başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesince, eksik inceleme sebebi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olup, gönderme kararının yasal dayanağı HMK 353/1- a-6. maddesidir.
HMK 353/l-a-6. maddesinde ise, ilk derece mahkemesince, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması halinde, esasa ilişkin inceleme yapılmadan kararın kaldırılmasına kesin olarak karar verileceği düzenlenmiştir. İşbu dosyada, ilk derece mahkemesince tarafların gösterdikleri deliller toplanmış, takibe dayanak icra dosyası ve kira sözleşmesi dosya kapsamına alınmış, taraflar arasında daha önce görülen tahliye davasına ilişkin … 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/15 esas 2013/282 karar sayılı dosyası kesinleşme ilamı ile birlikte getirtilerek incelenmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbirinin toplanmamış veya gösterilen delillerin hiç değerlendirilmemiş olmasından söz edilemez. Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353. maddesinde, bölge adliye mahkemesinin dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderme sebepleri tahdidi olarak sayılmıştır. Kanun’da sayılan geri gönderme sebepleri arasında “delillerin eksik toplanması” bulunmamakta olup, “delillerin hiç birinin toplanmaması ve gösterilen delillerin hiç değerlendirilmemesi” vardır. O halde kanundaki düzenleme karşısında bölge adliye mahkemesince delillerin eksik toplanması sebebiyle dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 346. maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346. maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasa’nın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun’da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354’ncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir. Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır. Buna göre kiracısı tacir ve tüzel kişi olan işyerlerinde Türk Borçlar Kanunu’nun 346. maddesi uygulanmayacaktır.
Olayımızda davacı alacaklı 09.03.2016 tarihli icra takibinde, takip tarihi itibariyle istenebilir hale gelen 2016 yılı Ocak, Şubat ve Mart ayları kira paralarının tahsiliyle birlikte muacceliyet koşulu uyarınca 2016 yılı Nisan ayından Aralık ayına kadarki kira paralarının da tahsilini istemiştir. Dosya içeriğinden kiracının TTK kapsamında tacir olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
İlk derece mahkemesince, kiracının tacir olup olmadığı yönünde bir araştırma yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece kiracının tacir olup olmadığı araştırılarak tacir olması durumda hakkında TBK’nun 346 maddesinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süre ile uygulanamayacağının gözetilmesi, tacir olmadığının anlaşılması halinde ise yeni yasal düzenleme karşısında muaccelliyet koşulunun davalı kiracı yönünden geçersiz hale geldiği kabul edilerek değerlendirmenin takip tarihi itibariyle ödenmemiş muaccel kira alacağına göre yapılması gerekirken, bu hususta eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda da bu hususlara işaret edilmiş, ancak eksik delillerin toplanması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere eksik delillerin Bölge Adliye Mahkemesince toplanması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde Bölge Adliye Mahkemesince kiracının tacir olup olmadığı yönünde araştırma yapıldıktan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucu uyarınca muaccel hale gelen kira alacakları yönünden bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 04.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.