YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/2812
KARAR NO : 2018/6495
KARAR TARİHİ : 29.05.2018
Yakalama emri ile aranan …, … ve …’ın adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde bulunan ikametlerinde yakalanmaları amacıyla arama yapılmasına dair İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 05/12/2017 tarihli ve 2017/10794 muhabere sayılı talebinin reddine ilişkin İzmir 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 05/12/2017 tarihli ve 2017/6199 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 05/12/2017 tarihli ve 2017/5938 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 08/03/2018 gün ve 94660652-105-35-489-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/03/2018 gün ve 2018/21204 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Talep edilen aramalara konu şahısların kesinleşmiş cezalarının bulunduğu ve talebin infaz aşamasının konusu olduğu, Adli ve Önleme Aralamaları Yönetmeliğinin 8. maddesi başlığının “karar alınmadan yapılacak arama” olduğu ve “a” bendinde hakkında yakalama kararı bulunan kişilerin aranabileceği belirtildiğinden bahisle itirazın reddine karar verilmiş ise de;
01/06/2005 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Adli ve Önleme Aralamaları Yönetmeliğinin 8. Maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “…yakalanması amacıyla konutunda, iş yerinde, yerleşim yerinde, bunların eklentilerinde ve aracında yapılacak aramada….” ibaresi ile (f) bendinde yer alan “ilgilinin rızası ile” ibaresi ve 30. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ” Haklarında gıyabi tutuklama veya tutuklama kararı ile yakalama emri veya zorla getirme kararı bulunan kişilerin yakalanması için yapılacak aramalarda, ayrıca arama kararı verilmesi gerekli değildir…” ibaresi Danıştay 10. Dairesinin 13/03/2007 tarihli ve 2005/6392 esas, 2007/948 sayılı kararıyla iptal edilmesi ve yapılan temyiz sonucu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/09/2012 tarihli ve 2007/2257 esas, 2012/1117 sayılı kararı ile iptal kararının onanması karşısında; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 4. bölümünde düzenlenen arama ve el koymaya ilişkin düzenlemelere bakıldığında, aynı Kanun’un 116. maddesinde düzenlenen şüpheli ve sanıkla ilgili aramanın, 117. maddesinde düzenlenen diğer kişiler hakkında yapılacak arama ile şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla yapılacak aramanın 119. maddesinde açıklandığı üzere “hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabileceği, ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile” yapılabileceğine yönelik düzenleme nazara alınarak itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yukarıda sözü edilen kanuni düzenlemeler karşısında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 05/12/2017 tarihli ve 2017/5938 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4 maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 29/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.