YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/27681
KARAR NO : 2018/14201
KARAR TARİHİ : 02.07.2018
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 32. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … 2. İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A)Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı şirketin … köyü mevkii … Cad. … … adresinde bulunan fabrikasında, özel güvenlik görevlisi olarak 2007 yılında çalışmaya başladığını, 2016 yılının Şubat ayı içinde gününü tam olarak hatırlayamadığı bir tarihte geçirmiş olduğu rahatsızlık nedeniyle kullandığı ilaçların etkisiyle geçici olarak halsizlik ve uyku hali yaşadığını, davalı şirketin yöneticisi de davacının söz konusu rahatsızlık nedeniyle ilaç kullandığını bildiğini, davacının kullandığı ilaçlardan kaynaklanan halsizlik ve kısmi uyku hali yaşamasından dolayı 18/02/2016 tarihinde geçerli bir neden gösterilmeden iş sözleşmesi davalı tarafından feshedildiğini iddia ederek; feshin geçersizliğinin tespitini, davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatının 8 aylık ücreti tutarında belirlenmesine, boşta geçen süreye ilişkin 4 aylık ücret alacağının ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B)Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının işe iade talep hakkı bulunmadığını, zira davacının iş akdi davacıdan gelen talep üzerine tarafların karşılıklı anlaşmasıyla sona erdiğini, davacının 17/02/2016 tarihinde müvekkili şirkete el yazısıyla yazmış olduğu ve imzasına havi dilekçesinde, … sorunları nedeniyle artık işini yapamaz durumda olduğunu açıkça ifade etmesi neticesinde kıdem ve ihbar tazminatı ödenmek suretiyle, tarafların karşılıklı olarak imzaladığı ikale sözleşmesi çerçevesinde iş akdinin sona erdiğini, davacının iş akdinin müvekkil şirket tarafından feshedildiğine ilişkin iddialar gerçeğe aykırı olduğunu, aksine davacının iş akdinin feshi için haklı nedenler olmasına rağmen feshedilmediğini, davacıya ikale anlaşmasında yer alan tüm alacakları ödendiğini, davacının şirketi ibra ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, davalı işveren ikale teklifinin davacıdan geldiğini beyan etmiş ise de davacının duruşmada alınan beyanları ve istifa dilekçesinin davacının iddia edilen uyuma eyleminin gerçekleştikten hemen sonra aynı gün içerisinde verilmiş olması karşısında istifa dilekçesinin ve ikale sözleşmesinin davacıya tazminatlarının ödenmeyeceği baskısıyla imzalatıldığı bu nedenle geçerli olmadığı, davalı tarafından sözleşmeni davacının uyuma eylemi nedeniyle sonlandırıldığı yönünde bir savunmasının da bulunmaması, feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili istinaf başvurusunda; davacının kendi el yazısı ile yazdığı iş sözleşmesinin feshedilmesine yönelik dilekçesinin bulunduğunu, bu dilekçenin mahkemece göz ardı edildiğini, bu dilekçe uyarınca ikale sözleşmesi yapıldığını, davacıya kıdem ve ihbar tazminatlarının ikale kapsamında ödendiğini, ikale sözleşmesi yapıldığında iş güvencesi hükümlerinin uygulanmayacağını, yerel mahkemece deliller değerlendirilmeden haklı fesih koşulları oluşmasına rağmen davacının gerçeğe aykırı iddialarına itibar edilerek karar verildiğini, davacı tanıklarının görgüye ve bilgiye dayalı olmayan ifadelerine göre hüküm kurulduğunu, ayrıca davacının davalı şirketi ibra ettiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere, davalı şirkette bu tür tutanaklar tutulmak suretiyle, tazminatların ödenmeyeceğinin belirtildiği, önceden hazırlanan evrakların davacıya sunulduğu ve imzalamaması halinde kıdem ve ihbar tazminatlarını alamayacağının bildirildiği, davacıya bu konuda bir süre verilmediği gibi sözleşmenin imzalanmaması halinde tazminatlarını alamayacağı söylenerek baskı altına alındığı ve iradesinin fesada uğratıldığı, davacı işçinin ise tazminatlarını alamayacağı endişesiyle sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
G)Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
H)Gerekçe:
Taraflar arasındaki iş ilişkinin “bozma sözleşmesi” yoluyla sona erip ermediği hususu uyuşmazlık konusudur.
Bozma sözleşmesi (ikale) yasalarımızda düzenlenmiş değildir. Sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak daha önce kabul edilen bir hukuki ilişkinin, sözleşmenin taraflarınca sona erdirilmesi mümkündür. Sözleşmenin, doğal yollar dışında tarafların ortak iradesiyle sona erdirilmesi yönündeki işlem ikale olarak adlandırılır.
İş Kanununda bu fesih türü yer almasa da, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklama (icap), ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olur.
Bozma sözleşmesinde icapta, iş ilişkisi karşı tarafın uygun irade beyanı ile anlaşmak suretiyle sona erdirmeye yönelmiştir. Bu sebeple, ikale sözleşmesi akdetmeye yönelik icap, fesih olarak değerlendirilip, feshe tahvil edilemez.
İş ilişkisi taraflardan her birinin bozucu yenilik doğuran bir beyanla sona erdirmeleri mümkün olduğu halde, bu yola gitmeyerek karşılıklı anlaşma yoluyla sona erdirmelerinin nedenleri üzerinde de durmak gerekir. Her şeyden önce bozma sözleşmesi yapma konusunda icapta bulunanın makul bir yararının olması gerekir. İş ilişkisinin bozma anlaşması yoluyla sona erdirildiğine dair örnekler 1475 sayılı İş Kanunu ve öncesinde hemen hemen uygulamaya hiç yansımadığı halde, iş güvencesi hükümlerinin yürürlüğe girmesinin ardından özellikle 4857 sayılı İş Kanunu sonrasında giderek yaygın bir hal almıştır. Bu noktada, işveren feshinin karşılıklı anlaşma yoluyla fesih gibi gösterilmesi suretiyle iş güvencesi hükümlerinin bertaraf edilmesi şüphesi ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla irade fesadı denetimi dışında, tarafların bozma sözleşmesi yapması konusunda makul yararının olup olmadığının da irdelenmesi gerekir. Makul yarar ölçütü, bozma sözleşmesi yapma konusundaki icabın işçiden gelmesi ile işverenden gelmesi ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak ele alınmalıdır. Dairemizin 2008 yılı kararları bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 21.4.2008 gün 2007/31287 E, 2008/9600 K).
Somut uyuşmazlıkta; davacı işçinin 17.02.2016 tarihli el yazısı ile düzenlediği dilekçede … sorunlarından dolayı işten ayrılmak zorunda olduğunu belirttiği, davacının iradesinin fesada uğratılarak dilekçe düzenletildiğinin ispat edilemediği, davacı tanıklarının duyuma dayalı beyanda bulundukları, irade fesadını ispata yeterli olmadığı, yukarıda yazılı ilke ve düzenlemelere göre; davacının iş sözleşmesini sona erdirme yönünde icapta bulunduğu, davalı işverenliğin de icabı kabulü ile iş sözleşmesini sonlandırma konusunda anlaşma sağladıkları, davacıya fesih sonrası kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapıldığı, dosyadaki bilgi ve belgelerden irade fesadı ispat edilemediğinden iş sözleşmesinin ikale yolu ile sona ermesi nedeniyle davacının iş güvencesi hükümlerinden yaralanmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davanın REDDİNE,
3- Alınması gereken 35,90 TL. karar- ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 6,70 TL. karar- ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 350,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dosyanın ilk derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Kesin olarak 02.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.