Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2016/13377 E. 2018/11251 K. 20.06.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/13377
KARAR NO : 2018/11251
KARAR TARİHİ : 20.06.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık … hakkında katılanlar … ve …’ye karşı mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin, verilen adli para cezasının kesin nitelikte olduğundan bahisle 29.05.2015 tarihli ek karar ile reddedildiği, usulüne uygun tebliğe rağmen sanığın ek karara yönelik temyiz isteminin bulunmadığı anlaşılmakla, bu hüküm inceleme dışı tutulmuştur.
1) Sanık … hakkında katılanlar … ve …’ye karşı konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün 2009/13-12 sayılı kararı uyarınca, sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, aynı Kanun’un 231/12. maddesi uyarınca itirazı kabil olup temyizi mümkün bulunmadığından, temyizen incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2) Sanık … hakkında katılanlar … ve …’ye karşı mala zarar verme suçundan ve yine sanık … hakkında katılan …’a karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilen kararın, 28.11.2012 tarihli duruşmada savunması alınırken bildirdiği, dosyaya bilinen son adresine tebliğe çıkartıldığı; ancak sanığın adresten taşınmış olması nedeniyle tebligatın iade edilmesi üzerine, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre mernis adresine çıkartılan tebligatın usulüne uygun şekilde 02.04.2015 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 12.08.2015 tarihinde temyiz etmesi nedeniyle, temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
3) Sanık … hakkında katılanlar … ve …’ye karşı işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın gece vakti birden fazla kişi ile birlikte işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunu işlediği kabul edilen yerin kafe işletmesi olduğu, olayın meydana geldiği saat 21:30 sıralarında, müşterilerin hizmetine açık olup, çalışanlar ve müşterilerin de işyerinde bulunduğu anlaşılmakla, söz konusu yerin girilmesi açık bir rızaya dayanmayan mutat yerler kapsamında kaldığı gözetilerek, unsurları itibariyle oluşmayan işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
b) Van Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede, sanık hakkında yalnızca katılan …’a karşı işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan dava açıldığı, katılan …’ye karşı bu suçtan cezalandırılması için açılmış bir dava bulunmadığı halde, 5271 sayılı CMK’nin 225/1. maddesinde yer alan, “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hakkında açılmış dava bulunmayan ve iddianamede anlatılış tarzına göre unsurları gösterilmeyen katılan …’ye karşı işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 20.06.2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Sanık … hakkında katılan …’a karşı işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazının incelenmesinde;
Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, Olay tarihinde müşteki sanık … ’in yanına sanıklar …, …, yaşı küçük kardeşi … ile … isimli şahıslar ile isimleri belirlenemeyen 10-15 kişiyi de
alarak daha önce bir anlaşmazlık nedeniyle tartışmalı olarak ayrıldığı … isimli kafeye saat 21:30 sıralarında gittikleri, almış oldukları içkinin de tesiriyle işyerinin camlarını kırıp içeri girdikten sonra, içerideki eşyaları kırmaya başladıkları sırada işyeri sahipleri ile çalışanların işyerine daha fazla zarar verilmemesi için kendilerine sözlü ve fiziki engellemelerde bulunmalarına rağmen işyerini terketmeyip işyerine zarar vermeye devam ettikleri gibi, ayrıca sanık … ’in işyeri sahiplerinden müşteki …’yü BTM ile giderilebilir şekilde, sanık …’in ise müşteki …’u silahla hayati tehlike geçirip, BTM ile giderilemez şekilde yaraladıkları, 03/07/2011 tarihli olay ve olay yeri görgü tespit tutanağında Bahçıvan Mahallesi Sanat Sokağı Doğu İş Merkezi 3. katta bulunan … Cafe isimli iş yerinde yapılan incelemede, iş merkezinin giriş katı merdivenleri önünden başlayan ve 3. kata kadar devam eden damla şeklinde kan izleri olduğu, iş yerinin 3 adet giriş kapısı olduğu, girişe göre soldaki kapının kapalı ve camının kırık olduğu, orta kapının cam kısmının kırık olduğu ve yanında bulunan camlı bölmenin camının kırık olduğu, sağdaki kapının yanında bulunan camlı bölmenin kırık olduğu, 2 adet kırık ıstaka olduğu, saksı ve 1 adet sehpanın yerde devrilmiş halde bulunduğunun tespit edildiği,
Olayın meydana geldiği işyeri olan Cafeye çalışma saati olan saat 21.30 itibariyle sanık dahil, herkes izin almaksızın müşteri sıfatıyla veya görüşmek amacıyla gelmek haklarına sahip olmalarına rağmen TCK’nin 116/4. maddesi uyarınca sanığın işyeri sahiplerinden olan olan …’un rızasına aykırı olarak işyerini 15 veya 20 kişiyle hukuka aykırı bir biçimde basma mahiyetinde önce işyerinin camlarını kırmak ile başlayıp, daha sonra işyerinin içerisine girdikten sonra buradaki eşyalara zarar verilmeye başlandığını gören işyeri sahipleri ve çalışanlarının işyerine daha fazla zarar verilmemesi için kendilerine sözlü ve fiziki engellemelerde bulunmalarına rağmen işyerini terketmeyip, işyerine zarar vermeye devam ettikleri gibi, ayrıca sanık … ’in işyeri sahiplerinden müşteki …’yü BTM ile giderilebilir şekilde, sanık …’in ise müşteki …’u silahla hayati tehlike geçirip, BTM ile giderilemez şekilde yaralamaları, işyerini terketmeleri hususunda beliren iradeye rağmen burasını hemen makul süre terketmeyip, burada kalmaya devam etmeleri, sonuç olarak bu şekilde hem işyerini hukuka aykırı bir amaçla basıp camları kırarken, hem de içeri girdikten sonra burada işyerindeki diğer eşyalara zarar vermeleri dışında işyerindekilere ayrıca fiziki olarak zarar vermeleri sebebiyle işyerinin mevcut müşterilerinin kaçmalarına da sebebiyet vermeleri, başka bir anlatımla işyerinin her yerine bu şekilde cebir ve şiddet içeren olumsuz tavır ve davranışlarıyla dokunup işyerinin havasını fiziken ve insanlara zarar vermek suretiyle ruhende bozarak müşteri kaybına da neden oldukları bir bütün olarak düşünüldüğünde, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2017/25176 Esas, 2018/7238 Karar sayılı ilamında belirtilen “Sanıklar… ve …’ın, …’nin dükkanına saat 10:30 sıralarında geldikleri, birlikte taş atarak önce…’nin iş yerinin camlarını kırdıkları, ardından iş yeri içine girerek burada …’ye saldırdıkları, sanıklardan …’ın ele geçirilemeyen bıçakla…’nin kafasına vurarak, onu yaraladığının iddia ve oluşa uygun olarak mahkemece kabul edildiği somut olayda; sanıklar…’ın, birlikte TCK’nin 116/1-4, 119/1-c maddesi anlamında mağdur…’nin işyeri dokunulmazlığını cebir ve tehdit ile ihlal ettikleri sübuta erdiği halde, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek, TCK’nin 116/1. maddesi kapsamına giren suçun oluştuğunun kabulü ile şikayet yokluğundan yazılı şekilde düşme kararı verilmesinin bozmayı gerektirdiği ” şeklindeki içtihadı da dikkate alındığında sanığın gece vakti birden fazla kişi ile birlikte geceleyin işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunu işlediğinden hakkındaki mahkumiyet hükmünün onanması gerektiği görüşündeyim.05.07.2018