YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5852
KARAR NO : 2018/14957
KARAR TARİHİ : 04.07.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı taraf, davalının, davaya konu edilen 3 numaralı daireyi kiraya vermek suretiyle kullandığını, ancak kendisinin payına düşen bedeli ödemediğini, alacağın tahsili için … İcra Müdürlüğü’nün 2012/15977 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının ise takibe itiraz ettiğini açıklayarak, davalının borca itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf, dava konusu edilen 3 numaralı dairenin fiili paylaşımda kendisine verildiğini, paylaşıma göre 1 ve 5 nolu dairelerin de davacıya isabet ettiğini, bu nedenle kendisinden kira talebinde bulunulamayacağını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “Taraflar arasında yazılı bir taksim olmadığı” gerekçesi ile, “davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun kapatılan … 1. İcra Müdürlüğünün 2012/15977 esas sayılı dosyasında 5.400,00 TL asıl borca yaptığı itirazının iptaline, takibin, 5.400,00 TL borca takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, davalı borçlu itirazında kötü niyetli bulunduğundan asıl borcun %20 sine tekabül eden 1.080,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece; her ne kadar, taraflar arasında yazılı bir taksim olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun değildir.
Bilindiği üzere 4721 s. Türk Medeni Kanunun (TMK) 706, 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 237, Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, “ahde vefa” kuralının yanında TMK’nin 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi ve ecrimisil davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa, fiili kullanma biçimi oluşmamış ise başka deyişle davacının payına karşılık kullandığı ve kullanabileceği bağımsız bölüm yok ise uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK’nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Ayrıca belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Somut olaya gelince; dosya arasında bulunan ve davacı tarafından … 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/91 Esas ve … 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/1109 Esas sayılı dosyalarına sunulan beyan dilekçelerinde, davacı tarafın, davaya konu taşınmazdaki dairelerin kendi aralarında haricen paylaşıldığını ve 1 ve 5 nolu dairelerin kendisine isabet ettiğini beyan ettiği, yargılama sırasında dinlenilen tanıkların da taraflar arasındaki fiili taksimi doğruladığı, netice olarak, toplanan delillerden, çekişme konusu taşınmazda, davacı, davalı ve dava dışı Hasan Balyemez’in paydaş olduğu, anılan taşınmazda …, zemin ve dört normal kattan ibaret binanın bulunduğu, 3 numaralı dairenin taraflar arasında çekişmeye konu edildiği, taraflar arasında varılan fiili taksim neticesine göre 1 ve 5 nolu dairelerin davacının, 3 nolu dairenin ise davalının kullanımında olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, gerek dava konusu dairenin fiili taksim neticesinde davalıya isabet etmesi, gerekse de davacının payına karşılık kullanımında olan alanların bulunması, ayrıca, mahkeme kararında belirtilenin aksine, fiili taksimin yazılı olma koşulunun bulunmaması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı ve yerinde olmayan gerekçeler ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 04.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.