YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6136
KARAR NO : 2018/14682
KARAR TARİHİ : 02.07.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K.. A R A R
Davacı vekili; davacı şirketin maliki olduğu 379 ada 10 parsel taşınmazı otel olarak kullandığını, aynı ada 2 nolu parselde davalıya ait binanın olduğunu, dava konusu parselin başkaca malikleri olduğunu ve paylaşıldığını, davalının binasının davacının bahçesine tecavüzlü inşa edildiğini, tecavüz edilen kısımdaki bina duvarına da pencere açıldığını, bu nedenle davacı arsasına gelecek kısım yönünden müdahalenin men’ini, bu kısmın kal’ini, el atılan kısım yönünden belirsiz alacak olarak şimdilik fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 1000TL ecrimisil talep ettiğini, eğer müdahalenin men’i ve kal mümkün değilse el atılan kısmın bedelinin belirsiz alacak olarak fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 4000TL ile el atılan kısım için belirsiz alacak olarak şimdilik fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 1000TL ( her yıl için 200 TL olmak üzere son 5 yıllık ) ecrimisil olmak üzere toplam 5000TL hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesi ve davalının binasından davacıya ait otele bakan duvarda açılan tüm pencerelerin hukuka aykırı olarak yapıldıklarının tespiti ile kapatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; herhangi bir tecavüzünün olmadığını tapulu yerini kullandığını, otel bahçesine bakan pencerelerin ve açık olan noktaların dava açıldıktan sonra kapatıldığını,davalının kullanımında olan yeri davacının 379 ada 10 parseli satın almadan önce kullandığını, yapının ruhsatının bulunduğunu, davalının taşınmazı mevcut haliyle satın aldığını hiç bir işlem yapmadığını, davacı şirketin de bu yapıyı görerek ve bilerek 379 ada 10 parseli satın aldığını bu nedenle ecrimisil ve kal davası açılamayacağını, davanın zamanaşımına uğradığı, hak düşürücü sürenin geçtiğini, pencerelerin kapatıldığını kapalı balkonların ise olduğu gibi kalmasını, pencere kapatma kararının belediyenin görevinde olduğunu savunmakla bedelin ödenmesi suretiyle gayrimenkulün mülkiyetinin kullanımının davalıya verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; her ne kadar davalı taşınmazın birden fazla hissedarı var ise de dava dilekçesinde haricen paylaştırma sonucu dava konusu taşınmazın …’a ait olduğu yönündeki iddianın davalı tarafçatekzip edilmediği 2 nolu parselde kullanılan evin …’a ait olduğunu kabul ettiği, bilirkişi raporlarına göre 2 nolu parselin temelde 6,92 m2 saçaklı kısmın ise 11,16 m2 olarak 379 ada 10 parsele tecavüzlü olduğu, her iki taşınmazın yeni yapı olmadıkları, davalının taşınmazı çok uzun süre önce olduğu gibi satın aldığını, davalının davacının taşınmazına müdahalesinde iyi niyetli olduğu, bu nedenle yıkım yönündeki talebin kabul edilmediği, el atılan kısmın bedelinin ve ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup davalıya ait pencerelerin bitişik imar planlı olduğu pencerelerin imara aykırı olarak davacıya ait otel bahçesine baktığı anlaşılmakla pencerelerin kapatılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu ve davalıya ait 379 ada, 2 nolu parsel üzerinde bulunan 3 katlı yapının kuzeyinde bulunan ve davacıya ait olan 379 ada 10 nolu parsele temelde (saçaksız) 6,92 m² ve saçaklı kısım 11,16 m² tecavüzlü olduğu anlaşılmakla söz konusu elatmanın önlenmesine Şartları oluşmadığından yıkım talebinin reddine , el atılan kısmın bedeli ve ecrimisil toplamı 76.948,76 TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalıya ait davaya konu 379 ada, 2 no.lu taşınmaz üzerinde bulunan ve davacıya ait 379 ada, 10 no.lu parselde bulunan otel bahçesine bakan pencerelerin imara aykırı olduğu anlaşılmakla, kapatılmasına karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil, mümkün olmadığı takdirde ecrimisilin ödenmesi talebine ilişkindir.
Bilinmektedir ki; yıkım istekli davalarda davaların, kural olarak yapıyı meydana getiren ya da getirenlerle birlikte kayıt maliklerinin tümüne yöneltilmesi ve davanın onlar huzuruyla görülüp, sonuçlandırılması zorunludur.
Somut olaya gelince; dava dilekçesinde davalıya ait 379 ada 2 nolu parsel üzerindeki davalıya ait olduğu ve paylaşıldığı iddia edilen binanın davacıya ait 379 ada 10 parsele tecavüzlü olduğu belirtilmiş olup elatmanın önlenmesi yıkım ve ecrimisil ile sair taleplerde bulunulmuştur. Dava sadece …’a yöneltilmiştir. Dosyaya getirilen 379 ada 2 parsel taşınmazın tapu kayıtları incelendiğinde 226 m2 2 katlı 5 dükkanlı iki daireli kagir apartman vasfındaki taşınmazın 08.10.1999 tarihinde kat mülkiyeti tesisi yoluyla zemin 1 nolu bağımsız bölümün, zemin 2 nolu bağımsız bölümün, 1. kat 6 nolu bağımsız bölümün …, Zemin 3 nolu bağımsız bölümün …, zemin 4 ve 5 nolu bağımsız bölümün, 1. kat 7 nolu bağımsız bölümün ….Şti. adlarına kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davada yıkım talebinin olduğu göz önüne alındığında isteğin niteliğine göre kayıt malikleri arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğunun kabulü ile tüm bağımsız bölüm maliklerine davanın yöneltilerek eldeki davada yer almalarının sağlanması kuşkusuzdur. Hal böyle olunca 379 ada 2 parselde tüm bağımsız bölüm maliklerinin davada yer almasının sağlanması bakımından davacıya olanak tanınması, böylece usulü dairesinde taraf teşkili sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerekmekte iken mahkemece yazılı gerekçelerle taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girecek şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nın 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.