YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6083
KARAR NO : 2018/14712
KARAR TARİHİ : 02.07.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K… A R A R
Davacılar vekili, müvekkilinin maliki olduğu 824 nolu parsele, 389 nolu parsel maliki olan davalı tarafından tecavüz edildiğini belirterek elatmanın önlenmesine, taşınmazın eski hale getirilmesine, taşınmazı satın alma tarihi olan 16/11/2011 tarihinden itibaren hesaplanacak ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı tarafça müdahale edilen ve fen bilirkişisi raporunda A harfi ile gösterilen 2447,48 m2 miktarındaki kısmın davacılara ait 115 ada 76 parsel (eski 824 parsel) sayılı taşınmazın sınırları içerisinde kaldığı, davacılara ve davalıya ait taşınmazlar arasında fiili yol olduğu, davalının kötüniyetli olmadığı, davalının haksız işgalci olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 115 ada 76 nolu davacılara ait parselde 14/11/2014 havale tarihli bilirkişi kurulunun krokili raporunda A harfi ve yeşil renk ile gösterilen 2447,48 m2 lik alana davalının el atmasının önlenmesine, ecrimisile ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. a) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapasımı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b) Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, çaplı taşınmazda elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 günlü ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK’nın 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince, Mahkemece taşınmazlar arasında fiili yol bulunduğu ve davalı tarafça uzun süredir mevcut yol durumuna göre kullanıldığı, taşınmazların tam metrekarelerinin belirlenerek net bir şekilde ayrım yapılmadığı, zaman içerisinde tarım araçları kullanılırken ihlal edilebileceği, davalının kötüniyetli olmayıp haksız işgalci olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş olsa da çaplı taşınmazlara yönelik el atmalarda iyiniyet iddiası kural olarak dinlenemez, dolayısıyla haklı nedene dayanmayan kullanım sebebiyle ecrimisile hükmedilmesi gerekir.
Hâl böyle olunca, yukarıda belirlenen ilkeler ve açıklanan olgular çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılması ve buna göre belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken bu hususların göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bendin (b) maddesinde yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bendin (a) maddesinde yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 335,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.002,48 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına ve peşin harcın da istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 02/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.