YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3108
KARAR NO : 2018/7032
KARAR TARİHİ : 02.07.2018
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu vekili, haczedilen taşınmazın müvekkilinin haline münasip evi olduğunu, ayrıca taşkın haciz yapıldığını ileri sürerek taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurmuş, mahkemece, borçlu tarafa, taşınmaz hakkında keşif yapılması amacıyla eksik ücretin yatırılması için kesin süre verilmesine rağmen eksik ücretin yatırılmadığı, dolayısıyla keşif yapılamadığından davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir.
6100 Sayılı HMK’nun 90. ve 94. maddeleri, mahkemeye ve taraflara belli işlemleri, belli edilen sürelerde yapmaları için sınırlamalar getirmiştir. Bu sürelerin bir kısmı yasa metninde yer almış, bir kısmı ise hâkimin takdirine bırakılmıştır. Süre tayini hâkimin takdirine bırakılan hallerde, yapılacak işlemin niteliğine göre makul bir süre belirlenmelidir. Hâkimin verdiği ve kesin olduğunu belirttiği sürede, taraf, belirtilen işlemi mutlaka yapmalıdır. Sürenin bitiminden sonra belirtilen işlemin yapılması mümkün değildir. Şayet yapılmamış ise, taraf bu konudaki hakkını kaybeder. Hakkın zayi olması gibi ağır bir müeyyideye bağlanan kesin sürenin, hukuki sonuç doğurabilmesi için, yapılması gereken işlemlerin ve ne kadarlık sürede yapılacağının açık ve tam olarak belirtilmesi gerektiği gibi, bunların yapılmamasının doğuracağı sonuçların da açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir (HGK’nun 21.09.1983 tarih ve 14/3447-825 sayılı kararı.).
Somut olayda, mahkemece, ne tensip zaptında, ne de duruşma tutanaklarında, şikayetçiye keşif giderini yatırmak üzere, yukarıda açıklanan ilkelere uygun şekilde, yatırılması gerekli miktarın açıkça belirtildiği ve kesin süreye uymamanın sonuçlarının da açık olarak gösterildiği bir kesin süre verilmediği görülmektedir.
O halde, mahkemece, borçluya usulüne uygun şekilde kesin süre verilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.07.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.