YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7669
KARAR NO : 2013/14699
KARAR TARİHİ : 10.10.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz edenler tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı (üçüncü kişi) vekili,… 11. İcra Müdürlüğü’nün 2011/24835 sayılı takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Kadıköy 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/2118 sayılı talimat dosyasında yapılan 19.12.2011 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişiye ait olduğunu, haciz adresinin de Ticaret Sicilinde şube işyeri olarak davacı adına kaydının bulunduğunu, borçlu ile aralarında işyeri devri yapılmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haciz sırasında üçüncü kişinin sunduğu vergi levhasının haciz adresi ile ilgisinin bulunmadığını, icra takibinin dayanağı olan alım satım ilişkisine konu eşyaların haciz adresinde teslim edildiğini, işyerinin borç tarihinden üçüncü kişiye devredildiğini, istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli delillerin sunulamadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.Mahkemece toplanan delillere göre: dava konusu haczin 16.11.2011’den itibaren üçüncü kişi adına kayıtlı şube işyerinde yapıldığı, diğer yandan borçlu ve davacı şirketler arasında ortaklık yapısı itibarı ile organik bağ bulunmadığı, borçlunun eski çalışanının aynı sektörde faaliyet gösteren davacı şirket bünyesinde çalışmasının muvazaalı hareket edildiğini göstermeyeceği gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına, üçüncü kişinin tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili ve tazminat ile ilgili kısmı yönünden ise davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.Dava konusu haciz, borçlu şirketin 01.04.2011’den itibaren ticari merkez olarak kullandığı eski faaliyet adresinde yapılmıştır. Borçlu 26.06.2012 tarihli Ortaklar Kurulu kararı ile buradan ayrılmış görünmektedir. Davacı şirket ise buradaki faaliyetine 10.11.2011’den sonra başlamıştır. İcra takibine dayanak çek ise 25.11.2011 tarihli olmakla birlikte borcun daha önce doğduğu, çeklerin ileri tarihli olarak düzenlendiği ve 23.02.2011 itibarı ile teslim alındığı anlaşılmaktadır.Resmi kayıtlara göre iki şirket haciz adresini uzun bir süre birlikte kullanmış görünmektedir. Davacı taraf işyerini mülk sahibinden boş olarak kiraladığını, borçlunun ayrılmasından sonra 1–1,5 ay kadar boş kaldığını iddia etmektedir. Ortaklık yapılarının farklı olması, hacizde borçluya ait evrakların ele geçmemesi karşısında, haciz adresinde fiilen birlikte çalıştıkları kesin olarak söylenemese de; aynı yerde, aynı alanda, arka arkaya faaliyet gösterdikleri konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bu koşullarda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına kabul edilmelidir. İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan üçüncü kişinin sunduğu kira sözleşmesi, sevk irsaliyeleri vb. diğer deliller borcun doğum tarihinden sonra düzenlenmiş olup, her zaman temini mümkün belgelerdendir. Faturalardaki eşyaların ise ayırt edici özellikleri belirtilmediğinden mahcuzlarla karşılaştırılması mümkün olmayacaktır.
Üçüncü kişi mülkiyet karinesinin aksini kanıtlayamadığından davanın reddi gerekirken, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.Kabule göre de; haczin borçlunun eski faaliyet adresinde yapılması, borçlunun eski çalışanının davacı şirkette istihdam edilmesi, iki şirketin aynı alanda faaliyet göstermesi vb. hususlar bir arada değerlendirildiğinde alacaklı tarafın haczin yapılmasını istemekte kötü niyetli olduğu kabul edilemeyeceği için tazminat talebinin reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddine; davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının ise kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 24,30’er TL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 10.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.