Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/13242 E. 2013/13935 K. 01.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13242
KARAR NO : 2013/13935
KARAR TARİHİ : 01.10.2013

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 04.01.2012 gün ve 100/3 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar …, … ve … taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dava dilekçesinde, 116 ada 31 sayılı parselin miras bırakanları (babaları)… ’den kaldığını, ancak toplam miktarı 22.000 m2 olması gerektiği halde kadastro çalışmaları sırasında 7.824 m2 yüzölçümlü olarak babası … adına tespit ve tescil edildiğini, eksik kalan taşınmazın komşu 116 ada 30 ve ayrıca … (… ) … ’a ait parsel içerisinde kaldığını açıklayarak davalılara ait taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile muris … mirasçıları adına veraset belgesindeki payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, 06.10.2011 tarihli dilekçesiyle davalı … ’a ait parselin de 116 ada 39 parsel olduğunu bildirmiştir.Davalı … , kadastro çalışmaları sırasında hazır bulunmadığını, davacıya ait taşınmazın kendi parseli içinde kalıp kalmadığını bilmediğini bildirmiştir.
Davalı … ise, kadastro çalışmaları sırasında hazır bulunmadığını, parseller arasında kayma bulunabileceğini, keşif yapılmak suretiyle yanlışlık varsa düzeltilmesini istemiştir.Davalı …’da …’la aynı beyanda bulunmuştur.Diğer davalılara dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamışlardır.Mahkemece, davalı … (… ) … ’a ait 116 ada 39 ve diğer davalıların miras bırakanı… ’a ait aynı ada 30 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının tümden iptali ile muris … mirasçıları adına veraset belgesindeki payları oranında adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm… mirasçılarından …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.Mahkemece, temyiz edenlerin miras bırakanları … adına tapuda kayıtlı bulunan 116 ada 30 sayılı parselin tapu kaydının iptaline karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı yoktur. Yapılan incelemede her ne kadar adı geçenin mirasçılarından … ve …’ın temyizleri süresinde değil ise de, … ’ın dosya arasındaki nüfus kaydına göre 18.10.1983 tarihinde öldüğü, bu nedenle terekesinin TMK’nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, tapu kaydının halen muris adına görüldüğü, intikal görmediği anlaşıldığından elbirliği mülkiyetinde mirasçılardan birinin süresinde yaptığı temyizden diğer tüm mirasçılarının yararlanacağı elbirliği mülkiyetinin bir gereğidir. Bu nedenle …’ın süresinde yaptığı temyizin sonuçlarından temyiz etmeyen tüm mirasçıların yararlanacağının kabulü gerekir.Hüküm, davalı … ‘ın (… ) aynı çatı altında bulunan kızına tebliğ edildiği, ancak 116 ada 39 sayılı parsel açısından hükmün temyiz edilmediği belirlenmiştir.
Yargılama tutanakları üzerinde yapılan incelemede davanın HUMK’nun yürürlükte olduğu dönemde 18.05.2011 tarihinde açıldığı, yargılamanın 21.09.2011 tarihli oturumunda “taraflarda bütün delillerini bildirmeleri için bir sonraki celseye kadar süre verilmesine” denildiği, ancak verilen süre kesin süre olmadığı gibi bu konuda bir uyarı da yapılmadığı, keşif gününün belirlendiği, 26.12.2011 tarihli yargılama oturumu ara kararı ile de, tutanak ve mahalli bilirkişilerin zabıtaca keşif mahallinde hazır edilmelerinin istenildiği saptanmıştır. Her iki halde de verilen ara kararları usul ve kanuna aykırıdır. Bundan ayrı resen çağrılıp dinlenen iki kadastro bilirkişinin beyanıyla yetinilerek hüküm kurulması sonuca ulaşmak bakımından duraksama yaratıldığı gibi alınan beyanlarda son derece yetersiz bulunmaktadır. Hakimin bir görevi de somut olguda gerçeği bulmak ve ona göre hakkı teslim etmektir.O halde Mahkemece yapılacak iş, taraflara tanık ve delillerini bildirmeleri için kendilerine süre ve imkan tanınması, kesin süre verilmek istenildiği taktirde uyarı yapılması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağrılmaları, yerel bilirkişilerin mahkemece belirlenmesi, isimlerinin yöntemine uygun bir biçimde ilgili makamlardan sorularak tespit edilmesi, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle aynı Kanun’un 259. maddesi gereğince keşif yerinde dinlenilmeleri, davetiyeye uymadıkları taktirde HMK’nun 245. maddesi uyarınca zabıta aracılığıyla keşif yerinde hazır bulundurulmasının düşünülmesi, dava konusu ve temyiz edilen 116 ada 30 sayılı parselin tamamının davacı tarafın miras bırakanına ait olup olmadığının murislerine ait aynı ada 31 sayılı parselle birlikte bir bütün olarak kullanılan yerlerden bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması, bu konuda yerel bilirkişi ve tanıklara sorular yöneltilmek suretiyle olayın belirlenmesi, 30 sayılı parselin tamamen veya kısmen davacı tarafa ait olup olmadığının açıklığa kavuşturulduktan sonra kısmen ait olduğu belirlendiği taktirde teknik bilirkişiye kroki üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu taktirde HMK’nun 265. maddesi gereğince yerel bilirkişi ve tanıkların yüzleştirilmesi suretiyle aykırılığın giderilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken kadastro bilirkişilerinin yetersiz beyanları ile yetinilerek hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir. Davalı… mirasçılarından …’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 133,65 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden …’a ve 21,15 TL peşin harcında istek halinde temyiz eden … ve …’e iadesine 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.