YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14611
KARAR NO : 2013/18109
KARAR TARİHİ : 02.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ve müşterekleri, müdahil davacı … ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 09.03.2012 gün ve 698/53 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı satın alma, kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetliğe dayanarak tapulama çalışmaları sırasında malik hanesi boş bırakılan 3518 parsel sayılı taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Müdahil davacı … ise mahkemeye harcını yatırmak suretiyle sunduğu 02.07.1992 tarihli müdahale dilekçesinde, önce dava konusu 3518 parselin içerisinde kalan 516 m2’lik bölümü davacı …’in oğlu …’den 31.7.1988 tarihli senetle satın ve devraldığını, daha sonra ise taşınmazı …’den 8.4.1993 tarihinde düzenlenen taahhütname ile devraldığını ve üzerine ev yaptığını açıklayarak bu kısmın adına tapuya tesciline karar verilmesi istemiyle davaya katılmıştır.
-Davalı … ne dedi?
-Davalı Belediye ya da öteki davalılar ne dedi?
Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamından sonra müdahil davacının davasının kabulüne, 3518 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan teknik bilirkişinin 09.05.2003 tarihli krokisinde (a) harfi ile gösterilen 385 m2 miktarındaki kısmın ayrı bir parsel numarası verilerek müdahil davacı … adına tapuya tesciline, sicilin bu şekilde oluşturulmasına, aynı krokide (a) harfi ile gösterilen alan dışında kalan 521 m2 yüzölçümü ile davacı …’in mirasçıları adına … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/178-178 Esas ve Karar sayılı veraset kararı çerçevesinde adlarına hisseleri oranında tesciline, davalı … yönünden Dairemizin onama kararı ile verilen hüküm kesinleşmiş bulunduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hüküm … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekirki, bozma ilamına uyulmakla davanın tarafları için 04.02.1959 gün ve 1957/13 Esas 1959/5 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da (R.G. 28.04.1959 gün sayı: 10193) belirtildiği üzere, taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar ve bozmada belirtilen esaslar çerçevesinde mahkemece hüküm verme yükümlülüğü ortaya çıkar. Usuli kazanılmış hak, kamu düzeniyle ilgili olup mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulur.
Öte yandan, dava konusu 3518 parsel sayılı taşınmazın, 28.06.1989 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, bahçeli kargir ev niteliğiyle, 906 m2 yüzölçümlü olarak Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1986/64 Esas sayılı dava dosyasında davalı bulunduğu sebebiyle malik hanesi mahkemece doldurulmak suretiyle tespitinin yapıldığı ve davanın Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, Kadastro Mahkemesinin 2002/35 Esas 2003/2 Karar sayılı hükmü ile dava konusu 3518 parselin 09.05.2003 tarihli teknik bilirkişi raporunda (a) harfi ile gösterilen 385 m2 lik bölümünün davacı … adına, bu bölüm dışında kalan (521.m2 lik bölüm) dava dışı bölümlerin ise, davacı aleyhine kesinleştiği ve … dışında herhangi bir kişi adına tescil şartları oluşmadığından … adına tesciline, müdahil davacı …’in davasının ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiş, anılan hükmün … ve Orman İdaresi vekilleri ile müdahilin temyizi üzerine Yargıtay 20 Hukuk Dairesinin 02.05.2005 tarih 2005/1505 Esas ve 2005/5630 Karar sayılı kararı ile özetle … ve Orman idaresi vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile tescile ilişkin hüküm bölümlerinin onanmasına, müdahilin temyizi yönünden ise tespitten sonraki sebeplere dayanıldığından 3402 sayılı Kadastro Yasasının 26/D maddesine göre davaya müdahil olunamayacağı gibi, tespitten sonraki sebepler bakımından kadastro mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesiyle görevsizlik karar verilmesinin gerektiği açıklanarak, 3518 parselin tutanak aslının kesinleşen kararla birlikte sicil oluşturulmak üzere Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine, karar verilmiş, 01.08.2005 tarihinde 3518 parselin (a) harfi ile gösterilen bölümünün … adına, dava dışı olan diğer bölümlerinin ise … adına sicili oluşmuştur. Müdahil …, dava konusu ettiği taşınmaz bölümlerini …’den 1993 yılında satın ve devraldığını ileri sürmüştür. Az yukarıda safahatı açıklandığı üzere 3518 parselde …’e ait olan bölüm 385 m2 lik yüzölçüme sahip yer olup diğer kısımların Mehmet’e ait olmadığı sebebiyle … adına tesciline karar verildiği ve kesinleştiği anlaşılmaktadır. O halde Müdahil …’nün adına tescil isteğinde bulunduğu bölüm sadece … adına tescile karar verilen kısımdır. Diğer deyişle 3518 parselin 9.5.2003 tarihli teknik bilirkişi raporunda (a) harfi ile gösterilen bölümü dışındaki 521 m2 lik yerde herhangi bir hakkı bulunmamaktadır. Kaldı ki bu bölüm kadastro mahkemesi tarafından verilen yukarıda esas ve karar numarası belirtilen hükümle … adına tescile karar verilmiş Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle kesinleşmiştir.
Hal böyle olunca, özellikle toplanan deliller ve dosya kapsamından kadastro mahkemesinin kesinleşen hükmü ile … adına tesciline karar verilen 3518 parselde teknik bilirkişinin 09.05.2003 tarihli raporunda (a) harfi ile belirtilen 385 m2’lik bölümünün müdahile ait olduğunun belirlendiği gerekçesiyle bu kısma yönelik davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak 3518 parselin (a) harfi ile belirtilen bölümü dışında kalan bölümünün (521m2lik bölüm) gerek eldeki davanın konusu olmadığı gerekse de Dairenin 01.11.2010 gün 2010/3947-5199 Esas ve Karar sayılı bozma kapsamı dışına çıkılarak, yukarıda etraflıca anlatılan kadastro mahkemesi yargılaması sonucunda … adına tesciline karar verilip kesinleştiği halde, bu bölümün de … mirasçıları adına tesciline karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Her ne kadar … dava konusu edilen taşınmaz bölümü yönünden taraf değil ise de tapu sicilinin doğru esaslara dayanması ve düzgün tutulması Devletin sorumluluğu altındadır ve kamu düzeni gereğidir. Diğer bir deyişle tapu sicilinin düzenli tutulmasına dair kararlar kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle kendiliğinden göz önünde tutulması gereken hususlardandır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 3518 parselde 09.05.2003 tarihli teknik bilirkişi krokisinde (a) harfi ile gösterilen bölüm dışında kalan 521m2 yüzölçümlü bölümü yönünden usul ve yasaya aykırı bulunduğundan 6100 sayılı HMK.nun geçici 3 maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK nun. 428 maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.