YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11370
KARAR NO : 2013/6425
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
… ile … aralarındaki alacak davasının reddine dair … 2. Aile Mahkemesi’nden verilen 19.06.2012 gün ve 722/538 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı … vekili boşanma dava dilekçesine verdiği cevap ve karşı dava dilekçesinde, davalı …’nin vekil edeni adına boşanma davası açtığını, henüz sonuçlanmadığını, evlilik birliği içerisinde 1228 sayılı parselde kayıtlı binada 7. kat 57 nolu bağımsız bölümün davalı adına tapuda kayıtlı bulunduğunu, taşınmazın satın alınmasına vekil edeninin 80.000,00 TL maddi katkı yaptığını, dava tarihi itibariyle sürüm değerinin tespit edilerek katkı payına dayalı tazminat olarak 80.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı …’den tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davaya konu taşınmazın vekil edeni tarafından satın alındığını, davacı …’ın herhangi bir katkısının söz konusu olmadığını, çünkü tarafların ortak oldukları …’da bulunan taşınmazı sattıktan sonra vekil edeninin payına düşen miktar ile ablasının aracını dairenin alımı için yükleniciye peşinat olarak verdiğini, kalan borç içinde arkadaşlarının kefil olması ile kredi çekip bağımsız bölümün borcunu kapattığını, davacının ise, …’daki evin satışında payına düşen parayla araba aldığını, taşınmazın alımı için kullanılan kredinin ödenmesinde de hiçbir katkıda bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; “..dava konusu taşınmazın 01.01.2002 tarihinden sonraki dönemde edinildiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlığın bulunmadığını, TMK’nun 227. maddesinde eşlerden biri diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık olmaksızın katkıda bulunması halinde tasfiye sırasında bu maldan ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olacağını, davanın dava konusu taşınmazın alımına verilen 80.000,00 TL’nin değer artış payı olarak tahsili isteğine ilişkin bulunduğunu, davacının söz konusu taşınmazın edinilmesine katkısını kanıtlayamadığını, TMK’nun 6. maddesi gereğince herkesin iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, davacı tarafça iddianın ispat edilemediğini gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında edinilen mal nedeniyle istenen katılma alacağı (TMK. m. 202, 218, 219, 229, 230, 231, 232, 235, 236) ile değer artış payı (TMK. m. 227) alacağı isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Taraflar 08.06.1989 tarihinde evlenmişler, 15.09.2011 tarihinde açılan ve kabulle sonuçlanıp 13.04.2012 tarihinde kesinleşen boşanma kararı ile boşanmışlardır. Eşler arasında evlendikleri 08.06.1989 tarihinde 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden bu tarihten boşanma davasının açıldığı 15.09.2011 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK. m. 202, 4722 sayılı K. m. 10) eşler arasındaki mal rejimi TMK’nun 225/2. maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı 15.09.2011 tarihinde sona ermiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgeleri ile tapu kayıtları ve resmi akit tablolarına göre, 1228 parseldeki 57 nolu bağımsız bölüm, 20.06.2005 tarihinde satış yolu ile davalı … tarafından satın alınmış, 07.04.2011 tarihinde yani mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinden önce dava dışı kız kardeşine satmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde ve dosyaya yansıyan beyanlarında, tarafların daha önce ½’şer pay ile adlarına tapuda kayıtlı bulunan …’daki 1415 parsel sayılı taşınmazı sattıkları ve vekil edeninin bu taşınmazdan gelen ½’ye isabet eden para ile kız kardeşinin aracını 57 nolu bağımsız bölümün alımına harcadığını, ayrıca çektiği krediyi bedele eklediğini, bu nedenle davacının söz konusu bağımsız bölüme herhangi bir katkısının bulunmadığını, 1415 sayılı parselden gelen ½ paya isabet eden parayla davacının kendisine araç aldığını açıklamak suretiyle davanın reddi isteğinde bulunmuştur.
Davacı vekili ise, …’da bulunan 1415 sayılı parselin satışında ½ paya isabet eden paranın vekil edeni tarafından 57 nolu bağımsız bölümün alım bedeline katkı yaptığını açıklayarak davalı tarafından edinilmiş maldan karşılanan 57 nolu bağımsız bölümden kaynaklanan katılma alacağı ile …’da bulunan 1415 parsel sayılı taşınmazın ½ satışına isabet eden kişisel mal nedeniyle aynı bağımsız bölüme yapılan katkıdan doğan değer artış payını istemiştir.
Saptanan bu olgular karşısında taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalının 57 nolu bağımsız bölümü tek başına satın alıp almadığı, ½’şer pay oranında taraflar adına kayıtlı bulunan 1415 sayılı parselin satışından gelen her iki tarafa ait paraların 57 nolu bağımsız bölümün bedeline eklenip eklenmediği, davalının çektiği kredi ile kız kardeşine ait aracın aynı taşınmazın alımında kullanıp kullanılmadığı, davacının 1415 sayılı parselin satışından gelen ½ parayla trafikte adına kayıtlı … plakalı araca harcayıp harcamadığı noktalarında toplanmaktadır.
Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, 57 nolu meskenin davalı tarafından 63.000,00 TL’ye 20.06.2005 tarihinde alındığı, 07.04.2011 tarihinde kız kardeşine devrettiği, 1415 sayılı parselin taraflarca 18.06.2003 tarihinde tapuda ½’şer paylı olarak satın aldıkları 03.06.2005 tarihinde üçüncü kişiye 53.000,00 TL bedelle sattıkları anlaşılmaktadır.
Davacı, 20.06.2005 tarihinde 57 nolu meskeni satın aldığına ve …’daki taşınmazın 03.06.2005 tarihinde üçüncü kişiye satıldığı belirlendiğine, kısa süre sonra da söz konusu 57 nolu bağımsız bölümü satış yoluyla edindiğine göre …’da bulunan taşınmazın satışında davalıya düşen paranın söz konusu 57 nolu bağımsız bölüme harcandığının kabulü gerekir. Hayatın olağan akışı, örf ve adette bunu gerektirir.
Ancak, davalının ileri sürdüğü ve söz konusu bağımsız bölümün alımında kullandığı kredi ile kız kardeşinin aracının bağımsız bölümün alımına katkı yapıp yapmadığının araştırılıp belirlenmesi ve bunlara ait kayıtlar ilgili kurumlardan getirtilerek birlikte değerlendirilmesi ve denetlenmesi gerekmektedir.
Davacının 1415 sayılı parselin satışıyla eline geçen ½ paya isabet eden paranın sözü edilen 57 nolu meskene harcayıp harcamadığı ve … plakalı aracı bu parayla alıp almadığı konusu üzerinde mahkemece durulmamıştır. Bu nedenle öncelikle … plakalı araca ait trafik kaydının ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm satışları tescil tarihlerini gösterir trafik kayıtları ile bedele ilişkin noter sözleşmelerinin ilgili Trafik Şube Müdürlüklerinden getirtilerek dosyaya eklenmesi, az önce yukarıda açıklandığı biçimde 1415 sayılı parselin satış tarihi, plakası verilen aracın davacı tarafından alındığı tarih ve 57 nolu bağımsız bölümün alım tarihi gözetilerek tüm bunların tanık beyanları ile birlikte değerlendirilmesi ve buna göre sonuca ulaşılması gerekmektedir. Bundan ayrı davacı tanıkları davacının beyanı doğrultusunda, davalı tanıkları ise davalının beyanı doğrultusunda açıklamada bulundukları gözetilerek HMK’nun 261. maddesi gereğince tüm tanıkların yüzleştirilmek suretiyle açıklanan konularda bilgelerine başvurulması ve beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmeye çalışılması gerekir.
Tüm bunlardan ayrı, 57 nolu bağımsız bölüm 07.04.2011 tarihinde üçüncü şahsa satılarak devredildiğine göre değer açısından TMK’nun 235/2. fıkrası uyarınca devredildiği tarihteki sürüm değerinin aynı kanunun 232. maddesi gereğince keşfen ve uzman bilirkişiler aracılığıyla belirlenmesi, davacı …’ın …’daki taşınmazın satışından elde ettiği paranın 57 nolu bağımsız bölüme eklediğinin saptanması halinde taşınmazın 1/2’şer paylı olması ve aksinin kanıtlanamaması nedeniyle kişisel mal sayılacağından ve kişisel maldan edinilmiş mala ya da kişisel maldan kişisel mala yapılan katkı kabul edilmesi gerektiğinden (araştırılıp belirlenmesi gerekir) bunun “değer artış payı alacağı” olarak değerlendirilmesi, davalı …’nin 57 nolu bağımsız bölümün alımına edinilmiş maldan veya paradan bir harcama yapmış ise taşınmazın edinilmiş mallara katılma rejimi içerisinde 20.06.2005 tarihinde alındığı gözetilerek “katılma alacağı” bakımından TMK’nun 236/1. maddesinin göz önünde bulundurulması ve nitelendirme kısmında belirtilen diğer maddelerle beraber değerlendirilmesi düşünülmelidir.
Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında; eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.