YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/208
KARAR NO : 2013/18123
KARAR TARİHİ : 02.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
… ile … ve … Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 17.05.2012 gün ve 666/101 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, kadastro sırasında tespit dışı bırakılan ve dava dilekçesinde mevki ve sınırları yazılı,10 dönümlük yerin 40 yıldan fazla süre tasarruf edildiğini açıklayarak, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayalı olarak bu yerin adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, imar-ihya ve kazanma koşullarının gerçekleşmediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuş, TMK’nun 713/6.maddesi uyarınca tescil konusu yerin … adına tesciline karar verilmesini istemiş,davalı Köy yargılama oturumlarında temsil olunmamıştır.
Mahkemece, önceki kararda, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, hükmün davacı ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairece, hükmün B harfiyle gösterilen yere ilişkin red kararının onanmasına, C harfiyle gösterilen bölüme ilişkin hükmün eksik araştırma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişi raporunda C harfiyle gösterilen 7.048,75 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline, sair bölümlere ilişkin davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; TMK’nun 713/1,3402 sayılı Kanunun 14 ve 17.maddelerine dayalı tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkin olup mahkemece, kazanma koşulları oluştuğu görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli olmadığı gibi bozma gerekleri de tam olarak yerine getirilmemiştir. Dava konusu taşınmaz, 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılmıştır.Taşınmazın belirlenen bu niteliğine göre, imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesinde imar-ihya için öngörülen tüm olumlu ve olumsuz koşullar araştırılıp belirlenmesi gerekir. Böyle bir taşınmazın niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Mahkemece hava fotoğrafları istenilmiş ise de fotogrometrik cihazların bulunmaması nedeniyle uygulanamamış, taşınmazın niteliği belirlenmemiştir.
O halde; dava tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1978-1988 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı’ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğü’nden, getirtilerek dosyaya eklenmesi, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları, Kadastro Müdürlüğü’nden getirtilecek paftalar ve komşu parsellere ait tapu kayıtları,kadastro tutanakları ile varsa dayanak belgelerinin getirtilerek keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğü’nden gelen paftaların ise, düzenlendikleri (1978-1988 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar- ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, komşu parsel kayıtlarının taşınmaz yönlerini ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye tescil konusu yerin pafta üzerinde işaret ettirilmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davacının hangi tarihte taşınmazın imar ve ihyasına başladığı, ne şekilde sürdürdüğü ve hangi tarihte tamamlandığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurularak belirlenmesi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi … mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK’nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, HMK’nun 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkeme hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması gerekir.
Bundan ayrı; … Belediye Başkanlığı’nın 08.06.2009 tarihli karşılık yazısında 537 ada 1 parsel ve çevresinin 02.04.2007 tarihinde Belediye imar planı kapsamına alındığını ve imar planında üniversite alanı olarak tahsis edildiğini bildirmiş olmasına karşılık mahkemece, taşınmazın üniversite alanı olarak tahsis edilip edilmediği araştırılarak, tahsis edilmiş olması ve kazanma koşullarının davacı lehine gerçekleştiğinin tespiti halinde, kamu emlakine dönüşen bu yerin tesciline karar verilemeyeceğinden davacının zilyetliğinin tespitine karar verilmesi gerektiği göz önünde tutulmamıştır.
Diğer yönden; davalı … vekili, TMK’nun 713/6.maddesi uyarınca tescil konusu yerin … adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesine rağmen Hazinenin tescil talebi konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması da isabetli görülmemiştir.
Davalı … vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.