YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11300
KARAR NO : 2013/6403
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 28.06.2011 gün ve 206/266 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 28.06.1976 tarihli harici senetle miras bırakan babası …’dan satın aldığı taşınmazın kadastro sırasında davalı kardeşleri adına 173 ada 2, 3 ve 5 parsel numaraları ile tespit ve tescil edildiğini açıklayarak, davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı … cevap dilekçesinde, 26-27 yıl önce babasının ölümünden sanra babasından kalan taşınmazları paylaştıklarını, davaya konu 173 ada 3 parselin kendisine düştüğünü, o tarihten beri taşınmazın kendi zilyetliğinde olduğunu, kadastro tespitinin davacının beyanları ile yapıldığını, davacının tutunduğu senedin asılsız olup, taksim sırasında davacı tarafından ileri sürülmediğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davalılar … ve … keşifteki beyanlarında, nizalı taşınmazların babası tarafından davacıya satışının söz konusu olmadığını, davaya konu parselle birlikte davacı adına tescil edilen 173 ada 4 parselin babalarına ait iken ölümünden sonra 1985-1987 yılları arasında kadastro tespitindeki şekliyle paylaşıldığını, o tarihten beri kendisine düşen yerleri ektiklerini, davayı kabul etmediklerini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne; 173 ada 2, 3 ve 5 parsellerin davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; 15.04.2006 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 173 ada 2 parsel davalı …, 173 ada 3 parsel davalı …, 173 ada 5 parsel davalı … adına belgesizden tarla niteliği ile tespit edilmiş, tutanakların itirazsız 05.01.2007 tarihinde kesinleşmesi ile davalılar adına tapu kayıtları oluşmuştur. Dosya arasındaki nüfus kaydına göre tarafların babası … 13.04.1989 tarihinde ölmüştür. Davacı 24.02.2011 tarihinde mahallinde yapılan keşifte, davaya konu parsellerle birlikte nizasız aynı ada 4 nolu parselin bir bütün halinde babaları …’a ait olduğunu, babasının 1977 yılında taşınmazları kendisine sattığını, taşınmazı 4 parçaya kendisinin ayırdığını dava konusu parselleri kadastro çalışmaları sırasında davalı kardeşlerine kendisinin verdiğini, ancak, karşılığının davalılar tarafından
ödenmemesi ve başkalarına satmaya kalkışmaları nedeniyle eldeki davayı açtığını, babası öldükten sonra davaya konu yerlerin davalılar tarafından ekilip biçildiğini ve kullanıldığını açıklamış olup beyanını imzası ile doğrulamıştır. Bu durumda; davacının evveliyatı tapusuz olup, taşınır mal mülkiyeti hükümlerine tabi olan ve haricen satışı mümkün bulunan nizalı taşınmazları davalılara sattığını, babasının ölümünden beri de zilyetliğin davalılarda olduğunu açıkladığına göre; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaya göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalıların temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 997,25 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.