Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/6039 E. 2013/18126 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6039
KARAR NO : 2013/18126
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali tescil, katkı payı alacağı ve katılma alacağı

… ile … aralarındaki tapu iptali tescil, katkı payı alacağı ve katılma alacağı davasının reddine dair … 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nden verilen 21.12.2012 gün ve 182/1109 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, tarafların 1983 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde satın alınarak davalı adına tescil edilen 1269 ada 1 parsel ve 265 ada 2 parsel ile yaklaşık yarım kilo altının yurt dışındaki tersanelerde çalışmak suretiyle elde ettiği gelir ve birikimlerle katkıda bulunduğunu açıklayarak tapu kayıtlarının iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline, yarım kilo altının aynen iadesine, olmadığı takdirde taşınmazlar üzerinden toplam 60.000 TL tazminat ile yarım kilo altın bedelinin davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın yersiz açıldığını, tarafların … Sulh Mahkemesi kararı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, davacının evlilik birliği içerisinde edinilen mal varlığı ile ilgili olarak alacak talebinde bulunamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre davacı tarafından yapılan işlemin gizli bağış niteliğinde olduğu, Borçlar Kanunu’nun 244. maddesi uyarınca bağıştan dönme koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 07.10.1983 tarihinde evlenmişler, 2006 yılında … Sulh Mahkemesi’ne açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 16.05.2006 tarihinde ve … 1.Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesi’nin tanıma ilamının 10.07.2006 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra bir yıl içinde başka mal rejimi seçilmediğinden, taraflar arasında evlenme tarihinden bu tarihe kadar 743 sayılı TKM’nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, bu tarihten (01.01.2002) sonra ise (boşanma davasının açıldığı 2006 yılına kadar) yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK’nun m. 202, 4722 s…..10 m.). Yanlar arasındaki mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir (TMK’nun m. 225/2).
Dava konusu 265 ada 2 parsel üzerindeki 6 nolu bağımsız bölüm, 20.08.2002 tarihinde satış yoluyla, 1269 ada 1 parsel ise 07.04.2000 tarihinde imar yoluyla davalı … adına tescil edilmiştir.
Dava; 1269 ada 1 parsel yönünden 743 sayılı TKM’nin 170.maddesi uyarınca katkı payı alacağı, 265 ada 2 parsel üzerindeki 6 nolu bağımsız yönünden ise; edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan ve TMK’nun 202, 218, 219, 227, 229, 230, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince değer artış payı alacağı ve/veya katılma alacağı isteğine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinin kapsamı, cevap dilekçesi, olayın gelişimi ve dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgeler ile tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili, müvekkilinin Almanya’da tersanede 5000 – 6000 DM maaşla çalıştığını, çalışması sonucunda kazandığı gelir ile eşi olan davalı adına 1993 yılında, 1269 ada 1 parsel, 2002 yılında 265 ada 2 parsel ile yaklaşık yarım kilo altın ve takı aldığını, davalının evlilik süresince hiç çalışmadığını dava konusu taşınmazlara ve altınlara herhangi bir katkısının bulunmadığını belirterek istekte bulunmuştur. Bağışı çağrıştıracak başka bir kavram, kelime veya söze dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Karşılıklı güven ve sadakat, gerek örf ve adet, aile bütünlüğü kavramı ve gerekse olağan yaşam koşulları gereği eşin birinin diğerine para intikal ettirmek suretiyle mal edinilmeleri mümkündür. Bunda bağış iradesi ve kastının olduğu sonucuna varmak oldukça güçtür. Yukarıda açıklandığı şekilde davacının gelir ve birikimiyle satın alınan taşınmazın davalı adına tescil edilmesi Dairemiz ve Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamasına göre tek başına davacının gizli bağış iradesinin ortaya konduğunu göstermez. Mahkemece, taraf delilleri toplanarak, dava konusu taşınmazların satın alınmasına davacının kişisel gelir ve birikimleriyle yaptığı katkı ile edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmaz yönünden davacının değer artış payı ve/veya katılma alacağının yöntemine uygun olarak belirlenmesi ve işin esasına ilişkin olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bağış nedeniyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.