Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/15674 E. 2013/18128 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15674
KARAR NO : 2013/18128
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

… ile … ve … aralarındaki tescil davasının kabulüne dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 04.04.2012 gün ve 43/84 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili, davalı … vekili ile … temsilcisi taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, imar-ihya, miras yoluyla intikal, taksim ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak, 1956 yılında yapılan kadastro sırasında tespit dışı bırakılan ve dava dilekçesinde mevki ve sınırları yazılı, 7667.06 m2 yerin 50 yıldan fazla süre tasarruf edildiğini açıklayarak, vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili ile davalı … Belediyesi’ni temsilen Belediye Başkanı, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne, teknik bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 6.620,16 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili, davalı … vekili ile davalı … temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesine karşılık harç, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin vekil edenine yüklenmemesi gerektiğini ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir. Dava, tapusuz taşınmazın TMK’nun 713. maddesi uyarınca tesciline ilişkindir. Bu tür davalarda, … ve ilgili kamu tüzel kişisi yasal hasım durumunda olup, davanın kabulü halinde alınması gerekli harcın davacıdan tahsiline, yargılama giderleri ile bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılması gerekmektedir. Mahkemece açıklanan nedenlerle harç, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı … vekili ile Belediye temsilcisinin temyiz itirazlarına gelince; uyuşmazlık, TMK’nun 713/1, 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17. maddelerine dayalı tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkin olup mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmaz, 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında dere yatağı olması nedeniyle tespit dışı bırakılmıştır. Taşınmazın belirlenen bu niteliğine göre, imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesinde imar-ihya için öngörülen tüm olumlu ve olumsuz koşullar araştırılıp belirlenmelidir. Böyle bir taşınmazın niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Mahkemece hava fotoğrafları uygulanmış ise de yapılan uygulama yeterli olmadığı gibi, hükme esas alınan 1983 yılına ait fotoğraf tek başına taşınmazın niteliğini belirlemekten uzaktır.
O halde; dava tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1980-1990 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı’ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğü’nden getirtilerek dosyaya eklenmesi, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları, Kadastro Müdürlüğü’nden getirtilecek paftalar ve komşu parsellere ait tapu kayıtları ile 89 ve 90 parselin dayanağı olan 02.04.1986 tarih 761 sayılı tapu kaydı ve tedavül kayıtlarının getirtilerek keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğü’nden gelen paftaların ise, düzenlendikleri (1980-1990 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar- ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, komşu parsel kayıtlarının taşınmaz yönlerini ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye tescil konusu yerin pafta üzerinde işaret ettirilmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davacının hangi tarihte taşınmazın imar ve ihyasına başladığı, ne şekilde sürdürdüğü ve hangi tarihte tamamlandığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurularak belirlenmesi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi … mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK’nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, HMK’nun 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkeme hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması gerekir.
Bundan ayrı; … Belediyesi’nin 21.02.2011 tarihli karşılık yazısında, belediye imar planının 31.08.1995 tarihinde onaylanarak kesinleştiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ait nazım imar planı bulunmadığı, … Deresi ile ilgili ıslah çalışması yapıldığını bildirmiş olmasına karşılık mahkemece ıslah çalışmasının hangi kurum tarafından yapıldığı araştırılmamış, ıslah çalışmalarına ilişkin harita ve belgeler getirtilerek taşınmaz başında uygulanmamış, imar ihya olgusunun ıslah çalışmalarının tamamlandığı tarihten sonra başlayacağı gözönünde tutulmamıştır.
Öte yandan; dava, TMK’nun 713/1. maddesi uyarınca tescil isteğine ilişkin olup aynı maddenin 3. fıkrası hükmüne göre; tescil davası, …’ye ve ilgili Kamu Tüzel Kişilerine karşı açılır. Tescil konusu yer, … İlçesine bağlı … Belediyesi sınırları içerisinde bulunmaktadır. Hükümden sonra 12.11.2012 tarihinde kabul edilerek, 06.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 1 ve 3.bentleri uyarınca, … İl mülki sınırları Büyükşehir Belediye sınırı olarak belirlenmiş, köy ve belde belediyelerinin tüzel kişilikleri kaldırılarak bağlı bulunduğu ilçenin mahallesi haline dönüştürülmüştür. Taraf teşkili, dava koşulu olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gereken kamu düzenine ilişkin hususlardandır (HMK. 114 ve 115 m.). Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde davanın ilgili … Büyükşehir Belediyesi ile … İlçe Belediyesi’ne yöneltilmesi, yargılamaya geldikleri takdirde savunma ve delillerinin tespiti, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece açıklanan bu hususlar üzerinde gereği gibi durulmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı … vekili ile Belediye temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 111,40’er TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …’na ayrı ayrı iadesine, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.