Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/14489 E. 2013/18129 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14489
KARAR NO : 2013/18129
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

… ile … ve …, dahili davalılar … ve müşterekleri aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 09.02.2012 gün ve 25/34 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, imar-ihya, miras yoluyla intikal, taksim ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak,1970 yılında yapılan kadastro sırasında tespit dışı bırakılan ve dava dilekçesinde mevki ve sınırları yazılı, 3 parça taşınmazın 40 yıldan fazla süre tasarruf edildiğini açıklayarak vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı Köy yargılama oturumlarında temsil olunmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne, teknik bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 14.434,11 m2 ve B harfiyle gösterilen 17.025,52 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17.maddelerine dayalı tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmaz bölümleri,1970 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında 766 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılmıştır. Taşınmazın belirlenen bu niteliğine göre, imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesinde imar-ihya için öngörülen tüm olumlu ve olumsuz koşullar araştırılıp belirlenmelidir. Böyle bir taşınmazın niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Mahkemece hava fotoğrafları uygulanmış ise de yapılan uygulama yeterli olmadığı gibi hükme esas alınan 1999 yılına ait fotoğraf tek başına taşınmazın niteliğini belirlemekten uzaktır.
O halde; dava tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1979-1989 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı’ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğü’nden getirtilerek dosyaya eklenmesi, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları, Kadastro Müdürlüğü’nden getirtilecek paftalar ve komşu parsellere ait tapu kayıtlarının keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğü’nden gelen paftaların ise, düzenlendikleri (1979-1989 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, komşu parsel kayıtlarının taşınmaz yönlerini ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye tescil konusu yerin pafta üzerinde işaret ettirilmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davacının hangi tarihte taşınmazın imar ve ihyasına başladığı, ne şekilde sürdürdüğü ve hangi tarihte tamamlandığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurularak belirlenmesi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi … mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK.nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, HMK.nun 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkeme hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması gerekir.
Bundan ayrı; davacı vekili eklemeli zilyetliğe dayanmış olup davacının tek başına zilyetliği 20 yılı bulmamaktadır. Mahkemece davacı hakkında 3402 sayılı Kanun’un 14.maddesi uyarınca araştırma yapılmış ise de aynı araştırma miras bırakan ve diğer mirasçılar hakkında yapılmamıştır.
Öte yandan; dava, TMK.nun 713/1.maddesi uyarınca tescil isteğine ilişkin olup aynı maddenin 3.fıkrası hükmüne göre; tescil davası, …’ye ve ilgili Kamu Tüzel Kişilerine karşı açılır. Tescil konusu yer, … İlçesine bağlı … Köyü sınırları içerisinde bulunmaktadır. Hükümden sonra 12.11.2012 tarihinde kabul edilerek, 06.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun’un 1.maddesinin 1 ve 3. bentleri uyarınca, … İl mülki sınırları Büyükşehir Belediye sınırı olarak belirlenmiş, köylerin tüzel kişilikleri kaldırılarak bağlı bulunduğu ilçenin mahallesi haline dönüştürülmüştür. Taraf teşkili, dava koşulu olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gereken kamu düzenine ilişkin hususlardandır (HMK. 114 ve 115 m.) Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde davanın ilgili … Büyükşehir Belediyesi ile … İlçe Belediyesi’ne yöneltilmesi, yargılamaya geldikleri takdirde savunma ve delillerinin tespiti, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece açıklanan bu hususlar üzerinde gereği gibi durulmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı … vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.