Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/9644 E. 2013/6817 K. 09.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9644
KARAR NO : 2013/6817
KARAR TARİHİ : 09.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile Hazine, … Köyü ve … Köyü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen reddine ve kısmen karar verilmesine yer olmadığına dair … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 20.03.2012 gün ve 576/169 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, imar ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenine dayanarak kadastro çalışmasında “taşlık” niteliğiyle tespit dışı bırakılan ve dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı 2 parça tapusuz taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, zilyetlik ve kazanma koşullarının oluşmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, krokide A, C ve E harfleriyle gösterilen yerler hakkında verilen önceki ret kararının Yargıtay’ca onanıp kesinleştiğinden bu yerler hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, aynı krokide B ve D harfleriyle gösterilen yerler hakkındaki davanın ise kadastroca tespit dışı bırakma işleminin kesinleştiği 30.03.1966 tarihinde idari yoldan 337 parsel numarası ile Hazine adına tescil edildiği 18.02.1986 tarihine kadar kazanmaya yeterli 20 yıllık zilyetliğin dolmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün krokide B ve D harfleriyle gösterilen redde ilişkin bölümü davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu yapılan; 28.04.2010 havale tarihli krokili raporda B harfiyle gösterilen 2250 m² ile D harfiyle gösterilen 1231 m² lik taşınmaz bölümleri … köyünde yapılan tapulama çalışmasında “taşlık” niteliği ile tespit dışı bırakılmış, bilahare idari yoldan 18.02.1986 tarihinde 20900 m² yözölçümü ile sulu tarla niteliğiyle 337 parsel numarası verilerek Hazine adına tescil edilen parsel içinde kalmaktadır.
Bu tür yerlerin imar ihya olgusu tamamlandıktan sonra idari yoldan Hazine adına tescil edildiği tarihe kadar en az 20 yıl süre ile malik sıfatı ile davasız aralıksız zilyet olunması halinde mülkiyetinin kazanılması mümkündür. Mahkemece, kadastro çalışmasının kesinleştiği tarihten idari yoldan tapuya tescil tarihine kadar 20 yıllık sürenin geçmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; bu görüşe katılmak mümkün değildir. Şöyle ki, dava konusu taşınmazın hangi tarihte tespit harici bırakıldığının Kadastro
İl Müdürlüğü’ncede belirlenememesi ve tespitinin mümkün olmaması durumunda Dairenin ve Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre tespit harici bırakılma tarihi bitişik kadastro tutanağını düzenlendiği yani tespitinin yapıldığı tarihtir. Mahkemece, tespit harici bırakma tarihi olarak komşu parsele ait kadastro tutanağının düzenlendiği tarihinin esas alması yerine kadastro tutanaklarının kesinleşme tarihinin tespit harici bırakma tarihi olarak esas alınması doğru olmamıştır. Buna göre, çekişme konusu taşınmaza bitişik … köyü sınırları içinde kalan bitişik 61,62 ve 63 parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanakları getirilerek tutanağın edinme sütununun düzenlenme tarihi tespit harici bırakma tarihi olarak kabul edilerek bu tarih itibariyle 337 parselin idari yoldan Hazine adına tescil edildiği 18.02.1986 tarihine kadar 20 yıllık zilyetliğin geçip geçmediği göz önünde bulundurulmalıdır. Taşınmaz imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğuna göre kural olarak, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren yerin idari yoldan Hazine adına tapuya tescil edildiği tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması gerekir.
Bundan ayrı, davacı imar-ihya hukuki ve maddi olgusuna da dayanmıştır. İmar-ihyadan maksat: emek ve para harcanarak, taşlık, çalılık, bor vs. nitelikte bu yerin insan gücüyle zamanla tarıma elverişli hale getirilmesidir. Ne varki; mahkemece bu yönde gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmiştir. … Kadastro Müdürlüğü’nün 13.01.2012 tarihli karşılık yazısında, uyuşmazlık konusu taşınmazın “taşlık” niteliğiyle tespit harici bırakıldığı bildirilmiştir. Bu tür yerler ancak, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde belirtilen olumlu ve olumsuz imar ihya koşullarının tamamlanıp tarıma elverişli hale getirildikten sonra aynı kanunun 14. maddesindeki koşullarda zilyetlik olunması durumunda zilyedi adına tescili mümkündür. Bu nedenle yeniden, yerel, teknik ve uzman ziraatçi bilirkişiler aracılığıyla taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılarak, imar ihyaya kimin ne zaman başladığı, ne şekilde sürdürüldüğü ve ne zaman tamamlandığı araştırılıp belirlendikten sonra az yukarıda belirtilen diğer hususlarda göz önünde bulundurulmak suretiyle iddia ve savunma çerçevesinde toplanacak deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik araştırmaya dayanılarak hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün B ve D ile gösterilen taşınmazlara ilişkin bölümlerinin 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 09.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.