Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/10230 E. 2013/18143 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10230
KARAR NO : 2013/18143
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Alacaklı, ilamlı takibin dayanağı İş Mahkemesi ilamında, 531,10 TL yargı gideri kalemi dışındaki alacakların, davalılardan alınarak davacıya verilmesine hükmedildiği halde, tüm alacak kalemlerinin, her iki borçludan müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Borçlu, asıl alacak kalemlerinin brüt olarak istenilmesinin, faizin fahiş talep edilmesinin ve yargı giderleri dışındaki alacakların ½’sinden sorumlu oldukları halde, tümünün kendilerinden talep edilmesinin, ilama aykırılık teşkil ettiğini belirtip icra emrinin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi vasıtasıyla istenilebilecek alacak kalemlerinin net miktarı ve işlemiş faizlerinin miktarları tesbit edilmiş, ancak müteselsil tahsil talebi konusunda, iki borçlu arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğundan, bu tazminat alacaklarında kanun gereği müteselsilen sorumluluk söz konusu olacağından bahisle şikayetin reddine karar verilmiştir.
Hüküm, borçlu vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce; takip dayanağı ilamda yargı gideri dışındaki alacakların müteselsilen tahsil edileceğine dair bir ifade bulunmadığı, ilamda iki davalı olduğu herbirinin bu alacak kalemlerinin ½ ‘sinden sorumlu oldukları, ilam hükmünün aynen uygulanacağı, yorumlanamayacağı kuralı nazara alınarak, borçlunun müteselsilen tahsil istemine ilişkin şikayetinin incelenenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulduğu halde, her bir davalıdan borcun ½’ si oranında talepte bulunulmadığından, ilama aykırı icra emrinin iptaline denildikten sonra, önceki kararda tesbit edilen şekliyle alacak kalemlerin belirlenmesine karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Bir mahkemenin Yargıtay Dairesi’nce verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Bu durumda, Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda şikayetçi borçlunun 531,10 TL yargı gideri kalemi dışındaki, alacak kalemlerinin ½ ‘sinden sorumlu olacağı belirtilerek icra emrinin buna göre düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, icra emrinin tümden iptali yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.