YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/22051
KARAR NO : 2013/18996
KARAR TARİHİ : 12.12.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, … 34. İcra Müdürlüğü’nün 2012/42635 sayılı takip dosyasında trafik kaydına 01.03.2012’de haciz konulan … plaka sayılı aracın, noterde mülkiyeti muhafaza kaydı ile yapılan satış sözleşmesi ile 27.07.2010’da borçluya satıldığını, 02.08.2010’da noter özel siciline tescil edildiğini, satış bedelinin 55.000,00 TL’lik kısmının ödenmediğini, mülkiyetin henüz borçluya geçmediğini, ancak sözleşmenin feshedilmediğini, alacaklının haczi kötü niyetli olarak yaptırdığını, belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, iyi niyetli olan alacaklı tarafın istihkak iddiasının tebliğinden sonra yeterli bilgi ve belgelerin sunulmadığı gerekçesi ile itiraz haklarını saklı tuttuğunu, üçüncü kişinin bunları tamamlamadan doğrudan dava açtığını, kaldı ki haczi öğrenme tarihine göre 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde istihkak iddiasında bulunulmadığını, diğer yandan sözleşmenin satıcı tarafından feshedilip edilmediği belirsiz olduğunu, fesih söz konusu ise borçlunun ödediği paranın iadesi gerektiğini, istihkak iddiasının da borçlunun davacıda olan alacağı üzerine haciz konulması kaydıyla kabul edilebileceğini, yapılan işlemlerin muvazaalı olma ihtimalinin bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: 01.03.2012’de trafik kaydına haciz konulan … plaka sayılı aracın noterde düzenlenen 27.07.2010 tarihli sözleşme ile üçüncü kişi tarafından borçluya mülkiyeti muhafaza kaydı ile satıldığı, borçlunun yerleşim yerindeki Noterlik’te tutulan Rehin Tescil Defteri’ne kaydının yapıldığı, rehin alacaklısının istihkak iddiasının kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
İstihkak davaları İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir Dava, 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmıştır. Anılan Kanun’un 320/1. maddesi ile basit yargılama usulüne tabi davalarda, mümkün olan hallerde taraflar duruşmaya davet edilmeden dosya üzerinden karar verilmesi olanağı getirilmiştir.
Ne var ki, anılan hükmün uygulanabilmesi için tarafların dilekçeleri ile ekinde sundukları delillerin karar verilmesi için yeterli olması, böylece iddia ve savunma haklarının kısıtlanmaması gerekir. Böyle bir uygulama, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Dava konusu … plaka sayılı araç, üçüncü kişi tarafından trafik kaydına 01.03.2012’de haciz konulmasından önce 27.07.2010’da noterde mülkiyeti muhafaza kaydı ile yapılan sözleşme ile borçluya satılmıştır. Üçüncü kişi haciz tarihi itibarı ile borcun 55.000,00.-TL’lık kısmının ödenmediğini, mülkiyetin borçluya geçmediğini iddia ederek istihkak iddiasında bulunmaktadır. Ödeme planı kapsamında verilen senetlerin bir kısmının vadesi haciz tarihi itibarı ile henüz dolmamıştır.
Davalı, alacaklı taraf yapılan işlemlerin muvazaaya dayandığını savunmaktadır.
Somut olayda, tarafların iddia ve savunmalarının araştırılması için duruşmalı inceleme yapılması, sunulan kanıtların yargılama sırasında değerlendirilerek taraflara da bu konuda beyanda bulunma olanağının tanınması gerekir.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan dosya üzerinden yapılan inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
2- Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
Davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri gereğince BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 247,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya ve 77,00 TL peşin harcında istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.