YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11308
KARAR NO : 2013/18993
KARAR TARİHİ : 12.12.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2011/14968 sayılı takip dosyasında trafik kaydına 11.01.2012’de haciz konulan … plaka sayılı aracın Noterde yapılan 02.09.2009 tarihli sözleşme ile üçüncü kişi tarafından satın alındığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, dava konusu aracın borçlu adına kayıtlı olması nedeni ile haciz konulduğunu, üçüncü kişiye yapılan satışı bilmelerinin mümkün olmadığını belirterek davanın yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı temlik alacaklısı ve borçlu vekili, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen oturumlara katılmadıkları gibi cevap da vermemişlerdir.
Mahkemece toplanan delillere göre: trafik kaydına 11.01.2012’de haciz konulan … plaka sayılı aracın Noterde yapılan sözleşme ile 02.09.2009’da üçüncü kişi tarafından satın alındığı, mülkiyetin hacizden önce davacıya geçtiği, ancak haciz işleminde kusuru bulunmayan davalı alacaklının davanın açılmasına neden olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, temlik alacaklısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Davalı alacaklı banka vekili cevap dilekçesinde alacağı temlik ettiklerini beyan etmiş ancak temlik sözleşmesini sunmamıştır.
01.07.2012’de yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’nun 183–194. (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 162–172.) maddelerinde “alacağın temliki” müessesesi, düzenlenmiştir. Buna göre; doğmamış ve doğmuş alacakların temliki mümkündür. Temlik alan, temlik edenin sahip olduğu tüm alacağa fer’ileriyle beraber hak kazanmış olur. Dolayısıyla alacağın tamamı temlik edilmişse davalı alacaklı yerine temlik alacaklısı geçeceği için temlik edenin davada taraf sıfatı kalmayacak; bir bölümü temlik edilmişse her ikisinin de davalı olarak davayı takip etmesi mümkün olacaktır.
Mahkemece yapılması gereken iş öncelikle temlik sözleşmesini getirterek alacağın tamamının temlik edilip edilmediğini saptamak ve taraf teşkili ile ilgili belirsiz durumu gidermek olmalıdır.
Diğer yandan kabule göre de; dava konusu araç kaydına haciz konulmasından önce üçüncü kişi tarafından satın alınmış, mülkiyet hacizden önce davacıya geçmiştir. Davacının adına tescil işlemi yaptırması idari bir işlem olup, mülkiyetin geçmesine engel bir durum olarak değerlendirilemez. Bununla birlikte üçüncü kişi ve borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı hareket ettikleri konusunda bir delil olmadığı gibi, bu yönde ileri sürülmüş bir iddia dahi bulunmamaktadır. Öyleyse davacının davanın açılmasına neden olan taraf olarak kabulü ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması da isabetli değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.