Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/12478 E. 2013/11684 K. 12.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12478
KARAR NO : 2013/11684
KARAR TARİHİ : 12.09.2013

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal rejimi tasfiyesi

… ile … aralarındaki mal rejimi tasfiyesi isteğinin reddine dair … 1. Aile Mahkemesi’nden verilen 17.07.2012 gün ve 808/565 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, davalının ev hanımı olduğunu, evlilik birliği içerisinde vekil edenine ait olan dava dışı 49 ada 28 parsel sayılı taşınmazdaki bağımsız bölüm ile dava konusu 124 ada 163 sayılı parselde kain 7 nolu bağımsız bölümün trampa edildiğini, vekil edeninin eşine duyduğu sevgi ve güven nedeniyle taşınmazın davalı adına tescil edildiğini açıklayarak, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 20.000 TL’nin davalıdan alınarak vekil edenine verilmesini istemiştir. 06.07.2012 tarihli ıslah dilekçesi, dava dışı 49 ada 28 parsel sayılı taşınmazdaki bağımsız bölümün satışı ile elde ettiği bedele, bir miktar para ekleyerek dava konusu taşınmazın alındığını iddia etmiştir.
Davalı vekili, vekil edeninin evlendiği günden beri sürekli çalıştığını, evleri dolaşarak sıvı deterjan-çeyiz-giyim eşyası sattığını, pazarlamacılık yaptığını, bu şekilde edindiği gelirin bir kısmını biriktirdiğini, bir kısmı ile de altın alarak tasarrufta bulunduğunu, daha sonra biriktirdiği ve düğünde takılan altınları bozdurarak, birikimlerini ekleyerek ve akrabalar ile komşulardan borç alarak dava konusu taşınmazı satın aldığını, aldığı borçların bir kısmını babasından kalan miras payını satarak ödediğini, davacının radyo-teyp tamircisi olduğunu ve gelirini kumarda kaybettiğini, davacının nizalı taşınmazın alımında katkısının bulunmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece, takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıda belirtilen husus dışında yerinde olmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince; taraflar 19.07.1978 tarihinde evlenmişler, 29.02.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 22.11.2010
tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. 4721 sayılı TMK’nun 179. maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanacaktır. Taraflar arasında başka bir mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar TMK’nun 202. maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacaklardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK’nun 225/2. maddesine göre boşanma davasının açıldığı 29.02.2008 tarihi itibariyle sona ermiştir. Uyuşmazlık konusu 124 ada 163 sayılı parselde kain 7 nolu bağımsız bölümün 743 sayılı TKM’nin 170. maddesine göre eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde 08.04.1994 tarihinde edinildiğine göre; taşınmazın alındığı tarihteki mevcut hali bakımından uyuşmazlığın Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Öncelikle, davacı vekili 06.07.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dışı 49 ada 28 parsel sayılı taşınmazdaki bağımsız bölümün satışı ile elde ettiği bedele, bir miktar para ekleyerek dava konusu taşınmazın alındığını iddia etmiştir. Islah yoluyla, davada dayanılan vakıaların değiştirilmesi ve genişletilmesi mümkündür. Ayrıca, mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür (Anayasanın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297. (Mülga HUMK’nun 381, 388 ve 389.) ve 27. maddeleri). Ne var ki; Mahkemece, davacı adına kayıtlı bulunan dava dışı taşınmazın satım bedelinin dava konusu taşınmazın edinilmesinde kullanıldığı iddiasına ilişkin olarak hükümde gerekçe oluşturulmadığı gibi, yargılama sırasında davacı tarafa nizalı taşınmazın edinilmesinde ne miktarda para (veya dava konusu taşınmazın edinildiği tarihteki değerine oranı) eklendiği açıklatılmamıştır. Bu durum, usul ve yasaya aykırıdır.
Dosya kapsamı itibariyle, davacının nizalı taşınmazın edinildiği tarih itibariyle ev ve bahçe gereçleri onarım işi yaptığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 26.08.2011 tarihli karşı yazısı), davalının ise sıvı deterjan-çeyiz-giyim eşyası satarak çalıştığı (tanık beyanlarından) bu şekilde her iki tarafın da çalıştığı ve gelir elde ettiği sabittir. Bu durumda davacının, dava konusu taşınmazın edinilmesinde katkısının bulunduğunun kabulü gerekir. Daire’nin yerleşik içtihatları da bu yöndedir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davacı yana dava konusu taşınmazın alımında kullanılan paranın miktarını (veya dava konusu taşınmazın edinildiği tarihteki değerine oranını) açıklanması için süre verilmesi, davacı adına kayıtlı bulunan dava dışı taşınmazın satım bedelinin dava konusu taşınmazın edinilmesinde kullanıldığı iddiası ile tarafların tüm iddia ve savunmaları dikkate alınarak, tarafların her birinin taşınmazın edinim tarihi olan 08.04.1994 tarihine kadar ki gelirlerinin, taşınmazın edinildiği tarihteki toplam gelirinden tarafların sosyal statüleri ile konumlarına göre yapabilecekleri kişisel harcamaları ile davalı kocanın 743 sayılı TKM’nin 152. maddesi uyarınca evi geçindirme yükümlülüğü uyarınca yapması gereken harcamalar çıktıktan sonra tarafların ayrı ayrı yapabilecekleri tasarruf miktarının ne olacağının, bu şekilde toplam tasarruf miktarı karşısında davacının katkı oranının belirlenmeye çalışılması, davacının katkı oranının belirlenmesi halinde bulunan bu oranın taşınmazın dava tarihindeki değeri ile çarpılarak katkı payı alacağının tespit edilmesi,
bu konuda gerekirse uzman bilirkişilerden rapor alınması, toplanan ve toplanacak delillere göre tarafların gelirleri tespit edilemediği taktirde; hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi ve 6098 sayılı TBK’nun 50. ve 51. maddelerinin kapsamları gözetilerek dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden belirlenecek tazminat niteliğinde bir miktar paranın katkı payı alacağı olarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine,12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.