Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/9151 E. 2013/8449 K. 05.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9151
KARAR NO : 2013/8449
KARAR TARİHİ : 05.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ve … ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 11.07.2012 gün ve 43/105 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, dava dilekçesinde 107 ada 151 sayılı parselin kadastro çalışmaları sırasında davalı … adına tespit ve tescil edildiğini, 40-50 seneden beri murisleri babalarıyla kendilerinin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, kök murisin ölümünden sonra mirasçılar arasında yapılan rızai paylaşım sonucu davacılara düştüğünü, vekil edenlerine ait yaklaşık 8 dönümlük yerin anılan parselle birlikte … adına tapuya bağlandığını açıklayarak …’nin tapu kaydının açıklanan miktar oranında iptaliyle davacılar adına ½ oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Yapılan keşifte yargılama sırasında verilen dilekçeyle dava konusu yerin 107 ada 151 parsel değil, 108 ada 151 parsel olduğunu açıklayarak maddi hatayı düzeltmiştir.
Davalı … vekili, dava konusu parselin ham toprak niteliğiyle … adına tespit edildiğini, sunulan taksim sözleşmesinin ihtiyar heyetinin tasdikinin bulunmadığını bu nedenle geçersiz olduğunu, ham toprak niteliğiyle kadastroca belirlendiğine göre zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını, ayrıca terekeye dahil taşınmazların paylaşılmamış olması durumunda davacıların aktif dava açma ehliyetinin olamayacağını belirterek aktif husumet yokluğu ve esastan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 108 ada 151 parselin içerisinde işaretlenen 5589,63 m2 yüzölçümlü taşınmaz bölümü bakımından …’nin tapu kaydının iptaliyle ½’şer pay oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal, paylaşım, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacılar yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu 108 ada 151 sayılı parsel, 11.07.2001 tarihinde
yapılan kadastro çalışmaları sırasında kadimden beri hiç kimsenin zilyet ve tasarrufunda olmadığı, ancak emek ve para sarfıyla imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirilip ekonomiye yarar sağlayabileceği gerekçesiyle ve ham toprak niteliğiyle Maliye Hazinesi adına tespit edilmiş, kadastro tutanağının 15.08.2002 tarihinde kesinleşmesiyle tapu kaydı oluşmuştur.
Kadastro tutanağının edinme sebebinden de açıkça anlaşıldığı üzere dava konusu yerin imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17.maddesinde öngörülen imar ve ihyanın olumlu ve olumsuz koşullarının araştırılıp belirlenmesi zorunludur. Mahkemece, yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklardan bu husus sorulmadığı gibi alınan beyanlar çok soyut kalmakta olup sonuca ulaşmak açısından yeterli görülmemektedir.
Bundan ayrı; dava konusu parselin tamamı 35326,08 m2 olup, oldukça büyük bir yer olduğundan ve ham toprak niteliğiyle tespit edildiğinden az önce açıklanan edinme sebebindeki durumda gözönünde bulundurulduğunda, imar ve ihyanın koşullarının tam olarak belirlenebilmesi, taşınmazın gerçekten kültür arazisi niteliğinde olup olmadığının saptanması bakımından hava fotoğraflarının da keşifte uygulanması gerekir. Bu nedenle kadastro tespitinin yapıldığı 11.07.2001 tarihinden geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait ( 1971-1981) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı’ndan aynı tarihler arasında düzenlenmiş fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise Kadastro İl Müdürlüğü’nden getirtilerek dosya arasına konulması, dava konusu ve kabulüne karar verilen taşınmazın bitişiğinde bulunan 108 ada 23 sayılı parselin kadastro tutanağıyla kadastro sırasında bu parsele uygulanan tapu ve vergi kaydının bulunduğu yerden getirtilerek dosyaya eklenmesi, ondan sonra yapılacak keşifte hava fotoğraflarıyla getirtilecek paftaların uzman bilirkişi jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla zemine uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre taşınmazın imar ve ihya edilip edilmediği, kültür arazisi haline getirilip getirilmediği, ya da hangi durumda bulunduğu konusunda uzman bilirkişiden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, bundan ayrı yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddesi uyarınca davetiyeyle keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, dava konusu yerin muris ve mirasçıları tarafından hangi tarihte imar ve ihyasına başlandığı, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdükleri, hangi tarihte bu işlemi tamamladıkları konusunda yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına başvurulması, beyanlar arasında aykırılık bulunduğu taktirde HMK’nun 261.maddesi gereğince bu aykırılığın giderilmesi, birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmazın yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilerek mahkemece onaylandıktan sonra dosyaya eklenmesi, komşu parsele ait tapu ve vergi kaydı var ise keşifte uygulanması, komşu kayıtların taşınmaz yönünü ne gösterdiği üzerinde durulması gerekmektedir. Öte yandan davacılar dava dilekçesinde murisin ölümünden sonra yapılan rızai paylaşım sonucu dava konusu yerin davacılara düştüğünü açıklamışlar ancak, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklardan sadece yerel bilirkişi …’ın davacıların babası öldükten sonra taşınmazın davacılara düştüğünü bildirmiş, dinlenen diğer yerel bilirkişi ve tespit bilirkişisi ile davacı tanıklarının paylaşım konusunda herhangi bir bilgilerinin bulunmadığını açıkladıklarından mahkemece bu husus üzerinde durulması, TMK’nun 701 ve 702. maddeleri gereğince 01.02.2001 tarihinde ölen muris …’un terekesinin elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğunun, paylaşılmayan bir tereke malı için bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı aktif dava açma sıfat ve hukuki ehliyetlerinin bulunmadığı gözetilerek murisin ölümünden sonra gerçekten mirasçılar arasında terekenin paylaşılıp
paylaşılmadığı, tereke içerisinde yer alan dava konusu taşınmazın davacılara düşüp düşmediği konusunda yeniden yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına başvurulması, paylaşım sonucu davacılara dava konusu yer düşmüş ise davanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi, yukarıda belirtilen hususlar ile aşağıda açıklanacak eksikliklerin yerine getirilmesi, paylaşımın yapılmadığının saptanması halinde ise davacıların aktif dava açma sıfatı ve hukuki ehliyetlerinin bulunmadıkları ve sadece kendi adlarına iptal tescil istedikleri gerekçesiyle reddine karar verilmesi düşünülmelidir. Terekenin paylaşılıp paylaşılmadığı sadece bu taşınmaz için dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarıyla değil aynı zamanda paylaşım sonucu murisin mirasçılarına hangi yer ve mevkideki taşınmazların düştüğünün de saptanması, bunlara ilişkin kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulması, gerekirse bu konuda taraflardan bilgi edinilmesi gerekir.
Bundan başka, Uyap üzerinden alınan ve dosya arasına konulan muris …’un nüfus aile kayıt tablosuna göre 01.02.2001 tarihinde öldüğü, anlaşıldığından öncelikle murise ait veraset belgesinin alınıp dosyaya sunulması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesi uyarınca miras bırakan … ile davacılar ve dava dışı bulunan tüm mirasçıları bakımından miktar araştırılmasının yapılması, muris ve mirasçılarının belgesizden taşınmaz edinip edinmediklerinin Kadastro ve Tapu Müdürlüğüyle, zilyetliğe dayalı tescil davaları açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü’nden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve tapu kayıtlarının Tapu Müdürlüğü’nden, zilyetliğe dayalı olarak açılan tescil davalarına ilişkin dosyaların ise ilgili mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlandırmaları bakımından gözönünde tutulması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Davalı … vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 05.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.