YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12539
KARAR NO : 2013/11646
KARAR TARİHİ : 12.09.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
… ve … ile … ve … aralarındaki tescil davasının kabulüne dair … 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 21.03.2012 gün ve 699/223 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, kadastro çalışmalarında paftasında yol olarak gösterilen taşınmaz bölümünün vekil edenleri adına tespit edilen parselin içinden geçirildiğini, söz konusu yolun öncesinde davacıların taşınmazından geçerek devam ettiğini, halen yolu kullanan kimse bulunmadığını açıklayarak, öncelikle paftada yol olarak gösterilen bölümün davacılar adına tapuya tescilini; olmadığı takdirde devamının da paftasında yol olarak gösterilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, uyuşmazlık konusu taşınmazın yol olarak kullanıldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı köy tüzel kişiliği temsilcisi, davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece, zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dosyada mevcut teknik bilirkişilerin raporunda sarı renkle gösterilen 540,57 m2 taşınmaz bölümünün davacı … adına tapuya kayıtlı 485 ada 3 parsele eklenmek suretiyle tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz, davacı … adına 30.06.2006 tarihinde tespit edilen 485 ada 4 parselin doğusunda paftasında yol olarak gösterilmiştir. TMK’nun 715. maddesinde yolların kamu malı olduğu açıklanmıştır. Kamu malı niteliğinde bulunan bir yerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi ve özel mülkiyet şeklinde tapuya tescili mümkün bulunmamaktadır. Somut olayda; uyuşmazlık konusu taşınmazın kadim patika yol olduğu gerek dava dilekçesi içeriğinden, gerekse mahallinde yapılan keşifte dinlenen tanık ve yerel bilirkişi beyanlarından anlaşılmaktadır. Bir an için aksi kabul edilse dahi, davacı tarafın 1989 yılında başladığı iddia edilen zilyetliğinin kadastro tespit çalışmalarının yapıldığı 2006 yılına kadar zilyetlikle edinim süresine yeterli olmadığı da açıktır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK.nun 440/ III- 2.bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna, 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.