YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12549
KARAR NO : 2013/6878
KARAR TARİHİ : 09.05.2013
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı
… ile … aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … 2. Aile Mahkemesi’nden verilen 22.05.2012 gün ve 676/481 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekilleri ve davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların 04.07.1988 tarihinde evlendiklerini, …’da açılan boşanma davası sonucu boşandıklarını, … 3. Aile Mahkemesi’nin 23.07.2009 tarih ve 2009/169 Esas – 2009/661 Karar sayılı kararı ile yabancı Mahkeme kararının tanınmasına karar verildiğini, tarafların temyizden feragati nedeniyle tanıma kararının 27.07.2009 tarihinde kesinleştiğini, evlilik birliği içerisinde davalının ortak hesaptan para çektiğini, 2555 ada 2 parselde kayıtlı 1/80 arsa paylı zemin kat 2 nolu bağımsız bölümü satın aldığını, tapuda kendi adına tescil ettirdiğini, ortak hesabın TC. Merkez Bankası’nda bulunduğunu 14.08.2000 tarihinde 25.000,00 DM para çektiğini, alınan eve harcandığını, vekil edeninin katkısının da bulunduğunu açıklayarak mallara katılma rejimi kapsamında taşınmazın ½ payının iptali ile vekil edeni adına tesciline, mümkün olmaması halinde taşınmazın güncel değerinin ½ payının vekil edenine aidiyetinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ½ payın karşılığı olan 25.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 17.04.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle, harcını yatırmak suretiyle istek miktarını 5.000,00 TL arttırmak suretiyle 30.000,00 TL’ye çıkartmıştır.
Davalı (kadın) vekilleri cevap dilekçelerinde, davacı kocanın evliliklerinin ilk 2 yılında hiç çalışmadığını bir gelir elde etmediğini, vekil edeninin çocukluğundan beri ailesi ile birlikte …’da yaşadığını, evlenmeden önce sürekli çalıştığını, evlendiğinde de kendi adına bankada birikmiş parası bulunduğunu, davacı ile davalının bir arada kaldıkları 2004 yılına kadar ki dönemde her zaman davacının 2-3 katı fazla maaş aldığını, ek işlerde çalıştığını, ortak hesapta biriken tüm paraların da davalı vekil edeni tarafından biriktirildiğini, davacının çok düşük bir gelire sahip olduğunu, aldığı para ile anca kendi ihtiyaçlarını karşılayacak durumda olduğunu, ayrıca dava konusu evin ileri sürüldüğünün aksine 25.000 Mark’a değil 50.000 Mark’a alındığını, 25.000 Mark’ın da vekil edeni tarafından karşılandığını, iddianın doğru olmadığını, herhangi bir katkısının bulunmadığını, taşınmaz üzerinde haksız yere hak iddia ettiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, “…dava konusu taşınmazın değerinin tespiti yönünden keşif yapıldığını, değerin uzman bilirkişi aracılığıyla belirlendiğini, dava ve keşif tarihi itibarıyla ayrı ayrı değerlerinin saptandığını, dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Yasa’nın yürürlüğünden önce edinildiğini, edinme tarihi itibarıyla tarafların katkı miktarlarının tespiti ve katkı oranının belirlenmesi bu oranın dava tarihindeki eriştiği değere hükmedilmesi gerektiği kanaatine varıldığını, edinme tarihinde 12.000,00 TL değerinde olduğunu, çekilen 26.519 DM’nin o tarihteki 297,913 TL olan kura göre karşılığının 7.900,00 TL olarak belirlendiğini, bunun ½’sine karşılık olan 3.950,00 TL’nin taşınmazın edinme tarihindeki 12.000,00 TL’lik değerine olan oranı ve dava tarihindeki 50.000,00 TL’lik değer ile çarpılmak suretiyle 16.458,00 TL’nin davacının katkı alacağı olarak hesaplandığını, Merkez Bankası’ndaki hesabın ortak açıldığını taşınmazın alındığı gün ortak hesaptan paranın çekildiğini, davacının ortak hesap dışında taşınmazın alımına başkaca katkısı olduğu hususunun ispatlanamadığı gerekçe göstermek suretiyle 16.458,00 TL üzerinden davanın kabulüne” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından 30.000 TL istenildiği halde kısmen kabulüne karar verilmesi ve yemin teklif hakkının hatırlatılmaması ve evin toplam 50.000,00 Mark’a alındığı, bunun 25.000,00 TL’sinin Merkez Bankası’ndan çekildiği, kalan 25.000,00 TL’den 13.000 Mark’ın …’dan vekil edenine ait para olarak davalı tarafından getirtilerek taşınmazı satan …’a elden verildiği, kalan kısmının ise Yapı ve Kredi Bankası … Şubesi’ndeki taraflara ait ortak hesaba vekil edeni, vekil edeninin babası …ve davalı Hanım … tarafından gönderilen paralar çekilerek ödendiği, Yapı ve Kredi Bankasına ait kayıt ve belgelerin Mahkemece istenilmediği, eksik incelemenin bulunduğu görüşü ile, davalı vekili tarafından ise, iddianın yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği, dava konusu taşınmazın alımında davacının bir kuruş dahi parasının katkı yapılmadığı, taşınmazın değerinin fahiş belirlendiği, aynı gün ortak hesaptan çekilen paranın ve aynı gün taşınmazın alımına harcandığı anlamına gelmediği gerekçesiyle temyiz edilmiştir.
Dava, mülga 743 sayılı TKM’nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde 14.08.2000 tarihinde edinilen taşınmazdan kaynaklanan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
Taraflar, 04.07.1988 tarihinde evlenmiş, 02.01.2007 tarihinde Alman Mahkemesi’nde açılan boşanma davasının kabul ile sonuçlanması, bu kararın 13.02.2007 tarihinde kesinleşmesi ve Türk Mahkemesi’nce tanınması ve tanıma kararının 23.07.2009 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır.
Taraflar arasında evlendikleri 04.07.1988 tarihinden boşanma davasının açıldığı 01.01.2002 tarihine kadar mülga 743 sayılı TKM’nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejimi, eşler, başka bir mal rejimini seçtikleri ileri sürmediklerinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 02.01.2007 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK. m. 202, 4722 SK. m. 10). Taraflar arasındaki mal rejimi, TMK’nun 225/son fıkrası gereğince boşanma davasının açıldığı 02.01.2007 tarihinde sona ermiştir.
Mahkemece, yukarıda gösterilen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kural olarak katkı payı alacağına ilişkin davalarda tarafların gelirleri, sosyal konumlarına göre harcamaları ve 743 sayılı TKM’nin 152. maddesi uyarınca davacı kocanın evi geçindirme yükümlülüğünden doğan harcamaları esas alınarak ve uzman bilirkişilerden denetime açık rapor alınmak suretiyle davacının katkı payı oranı ile katkı payı alacağının belirlenmesi esastır. Dava konusu taşınmazın 14.08.2000 tarihinde 50.000 Mark’a alındığı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu husus her iki taraf vekillerinin verdiği dilekçe kapsamları ile sabittir. Mahkemece 26.519 Mark’ın karşılığı Türk Parasını kendiliğinden hesaplayıp katkı payı alacağını belirleme yoluna gitmiştir. Kalan
25.000 Mark’ın 13.000 Mark’ı davacıya ait olduğu halde davalı tarafından eve harcandığı, kalan paranın ise Yapı ve Kredi Bankası’ndaki ortak hesaptan çekildiği iddia edilmiştir. Ne var ki, dosya arasında bulunan Yapı ve Kredi Bankası yazısına göre tarafların bildirdikleri Banka Şubesi’nde herhangi bir hesaplarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Kural olarak, işin teknik bir konu olduğu düşünülerek dosyanın konunun uzmanı bir bankacı, bir hukukçu ve bir mali – müşaviri verilmek suretiyle 26.519 Mark ile 50.000 Mark’a ulaşmak üzere kalan miktarın evin alındığı tarihteki kura göre belirlenmesi ve katkı oranı ile katkı alacağının saptanması gerekirdi. Ancak Merkez Bankası’nda bulunan hesabın müşterek – ortak hesap olması ve aksinin de kanıtlanmadığı gözetilerek paranın eşit oranda (1/2) kabul edilmesi dosya kapsamına uygun düşmektedir. Ne var ki, Merkez Bankası’nda ki ortak hesaptan çekilen 26.519 Mark dışında kalan paranın kim tarafından ve ne şekilde karşılandığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Davacı vekilleri, dava dilekçesinin deliller bölümünde “…yasal ve takdiri deliller…” 15.01.2010 tarihli delil listesinde ise açıkça “yemin deliline” dayanmıştır. Bu durum karşısında 26.519 Mark dışında kalan Mark veya TL bakımından davacının yemin teklif etme hakkını kullanıp kullanmayacağının davacı ve vekilinden sorulması, yemin teklif hakkını kullandıkları takdirde davalı taraftan yemin teklif hakkını kabul edip etmeyeceklerinin sorulması, kabul ettikleri takdirde HMK’nun 225 ve devamı maddeleri (HUMK’nun 337 vd.) uyarınca yöntemine uygun bir biçimde yemin işleminin yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu husus göz ardı edilerek yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 265,65 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya iadesine, 09.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.